Bu senenin muharrem ayında hacılar Bağdat'a döndüler. Hadim Munis de büyük bir askeri birlikle hacca gitmişti. Karmatîlerden korktuğu için bu askerleri korumacı olarak beraberinde götürmüştü Müslümanlar buna çok sevindiler. O gün Bağdat'ı süslediler. Hadim Munis için çadırlar ve otağlar kuruldu. Munis yolda iken, Karmatîle-rin az ileride oldukları haberini alınca beraberindekilerle birlikte ana yoldan ayrıldı. Boğazlara, vadilere daldı. Günlerce sapa yollardan gitti. Beraberindeki hacılar o sapa yollardan ve ıssız yerlerden geçmekte iken çok acaip şeyler, görülmemiş bazı varlıklar ve son derece iri kemikler gördüler. Ayrıca taşlaşmış bazı insanlar da gördüler. Bir kadının, içinde ekmek pişmekte olan bir tandır üzerinde durduğunu ve böylece taşa dönüştüğünü, tandırın da taşlaştığını gördüler. Hadim Munis, anlatacağı şeylere halife de inansın ve onu tasdik etsin diye bu gördüğü şeylerden bazılarını alıp halifeye götürdü.
İbnü'l-Cevzî, "eî-Muntazam" adlı eserinde böyle der.
Anlatıldığına göre, hadim Munis ve beraberindeki hacıların gördükleri bu taşlaşmış insanlar Ad kavminden veya Şuayb kavminden yahud Semud kavminden idiler. Doğrusunu Allah bilir.
Bu senede halife Muktedir, veziri Süleyman b. Hasan'ı bir yıl iki ay dokuz gün vezirlik yaptıktan sonra azletti. Yerine Ebu 1-Kasım Abdullah b. Muhammed el-Kelvezanî'yi vezir tayin etti. Onu da iki ay üç gün sonra azletti. Yerine Hüseyin b. Kasım'ı tayin etti. Bir süre sonra onu da görevden aldı. Bu senede halife ile hadim Munis arasında bir dargınlık meydana geldi. Çünkü halife, Muhammed b. Yakut adındaki güvenlik kuvvetleri komutanını muhtesibliğe tayin etmişti. Hadim Munis ona: "Muh-tesibliğe ancak kadılar ve adil kimseler tayin edilebilir. Bu adam bu göreve uygun değildir." dedi. Bu görüşünde halifeye ısrar etti. Nihayet halife de Muhammed b. Yakut'u hem muhtesiblikten, hem de güvenlik küvetleri komutanlığından azletti. Durum böylece düzeldi. İkisi barıştılar. Ama bu senenin zilhicce ayında yine birbirlerine küstüler. Bu küskünlük giderek arttı. Nihayet ileride de anlatılacağı i halife Muktedirin öldürülmesiyle sonuçlandı.
Bu senede Tarsus valisi Sümel, Rumlara büyük bir baskın yaptı. Onlardan çok kimseyi öldürdü. 3.000 kadar Rumu esir aldı. Cidden ok miktarda altın, gümüş ve ipek ganimet elde etti. Bundan bir süre qonra ikinci kez onlara baskın yaptı.
Ermeni İbn ed-Deyranî, Rumlara mektup yazarak, onları İslâm -Ikesine girmeye teşvik etti. Müslümanlara karşı onlara yardım vaadinde bulundu. Bunun üzerine Rumlar, büyük bir orduyla İslâm ülkesine hücum edip girdiler. Ermeniler de onlara katıldılar. Bunun -zerine zamanın Azerbaycan valisi ve Yusuf b. Ebi's-Sac'ın kölesi Münih, bunların üzerine yürüdü. Kendisine katılan gönüllü birçok skerle birlikte îbn ed-Deyranî'mn memleketine hücum etti. 100.000 kadar Ermeniyi öldürdü, çok sayıda esir aldı. Bol miktarda malı ganimet edindi. İbn ed-Deyranî, oralardaki bir kaleye sığınarak kendini koruma altına aldı. Bu durumu bir mektupla Rumlara bildirerek imdat istedi. Rumlar, Sumaysat'a varıp orayı kuşatma altına aldılar. Sumaysatlüar &a Musul valisi Said b. Hamdan'a haber gönderip yardım istediler. Vali, çabucak onların yardımına geldi, Rumların Sumaysat'ı fethetmek üzere olduklarını gördü. Rumlar onun gelişini duyunca hemen Sumaysat'tan kaçıp Malatya'ya gittiler. Orayı yağmaladılar. Sonra da ziyan içinde kendi ülkelerine döndüler. Beraberlerinde Hristiyanhğa geçmiş Bağdatlı İbnü'n-Nefıs de vardı. İbn Hamdan, peşlerine düştü. Bizans sınırlarına girdi. Çok sayıda Rumu öldürdü. Çok esir aldı. Bol miktarda eşyayı ganimet edindi.
İbnü'1-Esir dedi ki: Bu senenin şevval ayında Tikrit şehrinde büyük bir sel baskını görüldü. Bu 400 ev sular altında kaldı. Sayılarını ancak Cenâb-ı Allah'ın bildiği kadar çok insan boğuldu. Birbirlerinden ayırd edilemediklerinden ötürü Müslümanlarla Hristiyanlar bir arada defnedildiler.
Bu senede Musul'da ortalığı kırmızı renge bürüyen şiddetli bir rüzgar esti. Sonra ortalık siyaha büründü. Öyle ki gündüzleyin insanlar birbirleini göremez oldular ve kıyametin koptuğunu sandılar. Sonra Cenâb-ı Allah'ın Musul üzerine gönderdiği bir yağmur ile ortalık açıldı. Aydınlık meydana geldi.
Hicretin Üçyüzondokuzuncu Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler
Hüseyin B. Abdurrahman El-Antakî
Hüseyin b. Abdurrahman Ebu Abdillah el-Antakî. Şam sınır boylarının kadısı idi. İbnü's-Sabunî diye tanınır. Meşhur ve güvenilir bir hd ravisi idi. Bağdat'a geldi. Orada hadis topladı.

