Bu senede Bizans imparatoru Domestikos, sınırlarda yaşayan Müslüman halka mektuplar yazarak kendisine haraç ödemelerini istedi. Müslümanlar onun bu isteğini kabul etmeyince bu senenin basında askerleriyle birlikte üzerlerine yürüdü ve ülkede bozgunculuk yaptı. Malatya şehrine girdi. Halkın bir kısmını öldürdü, bir kısmını esir aldı. Orada onaltı gün müddetle ikamet etti. Malatyalılar Bağdat'a gelerek halifeden Domestikos'a karşı yardım istediler.
Bağdat'ın iki mıntıkasında yangın meydana geldi. Bu yüzden iki yangın yerinde de çok sayıda insan öldü. Yangın yerlerinden birinde 1.000 ev ve dükkân yandı. Sonra İmparator Domestikos'un ölüm haberi geldi. Bu mektup minberler üzerinde okundu. Ayrıca Mekke'den de bir mektup geldi. Bu mektupta halkın, Karmatîlerin kendilerine yaklaşmaları nedeniyle son derece huzursuz olduğu anlatılıyordu. Halk bu yüzden Mekke'yi bırakıp Taife ve çevredeki diğer yerleşim alanlarına göçmüştü.
Bu senede Nusaybin'de büyük bir fırtına esti. Bu yüzden çok sayıda ağaç kökünden söküldü ve evler yıkıldı.
İbnü'l-Cevzî dedi ki: Bu senenin şevval ayının sekizinde (kanun-i evvelin 7'sinde) pazar günü Bağdat'ta çok miktarda kar yağdı. Bu nedenle şiddetli bir soğuk meydana geldi. Öyle ki, hurma ağaçlarının ve diğer çeşitli ağaçların çoğu telef oldu. Yağlar, hatta içecekler dondu. Gülsulan, sirkeler, haliçlerdeki sular ve Dicle ırmağının suyu da dondu. Bazı hadis âlimleri, Dicle nehrinde donan sular üzerinde hadis okumak için oturum düzenlediler. Orada hadis okuyup yazdılar. Sonra yağan yağmurlar nedeniyle soğuğun şiddeti kırıldı ve bütün soğuklar, karlar, buzlar yokoldu Allah'a hamdolsun.
Bu senede hacılar Horasan'dan Bağdat'a geldiler. Hadim Munis, Karmatîlerin Mekke'ye hücum ettiklerini gerekçe olarak ileri sürüp mazeret beyat etti. Hacca gitmemelerini söyledi. Onlar da geri döndü-te. Bu senede Irak tarafından hacca giden olmadı. Gitme imkanı bu-
Bu senenin zilkade ayında halife, veziri Ebü'l-Abbas el-Hasibî'yi bır yıl iki ay vezirlik yaptıktan sonra azletti. Yakalanıp hapse atılmasını emretti. Çünkü vezir Ebü'l-Abbas görevini ihmal etmiş, vezirlik feriyle ilgilenmemiş, halkın yararına olan işlere bakmamıştı. Zira o, Per gece içki içmekle meşgul oluyor, sabaha mahmur olarak başlıyor, ayı ile kötüyü birbirinden ayırd edemiyordu. Devlet işlerim vekillerine bırakmış, onlar da kendisine ihanet edip kendi çıkarları doğrultu, sunda çalışmışlardı. Halife onu azlettikten sonra vezirliğe atayacağj Ali b. İsa gelinceye kadar vekaleten Ebü'l-Kasım Ubeydullah b. Mu-hanımed el-Kelvezanî'yi vezirliğe atadı. Sonra Dımışk'ta bulunan Ali b. İsa'nın getirilmesini emretti. O da büyük bir gösterişle Bağdat'a geldi. Genel ve özel bütün faydalı işleri, maslahatları yürütmeye başladı, işleri yoluna koydu. Düzen sağlandı. Ali b. İsa, Hasibî'yi çağırıp onu tehdit etti, kınadı ve Aziz ve Celil olan Allah'a karşı gelip hususi hayatını kötü yaşamasından, halkın idaresini kötüye sevkettiğinden ötürü onu kadıların ve ayandan olan zevatın huzurunda yerdi. Onunla münakaşa etti. Sonra onu zindana gönderdi.
Bu senede Said lakabıyla tanınan Nasr b. Ahmed es-Sam'anî, Rey mıntıkasını ele geçirdi. Orada hicretin 316. senesine kadar ikamet etti.
Said, bu senenin yaz mevsiminde Tarsus'tan Bizans'a doğru gazaya gitti. Ganimetler elde edip askerleriyle birlikte salimen geri döndü.
Bu senede Iraklılar Karmatîlerin hücumu korkusundan ötürü hacca gitmediler.
Bu senede meşhur şahsiyetlerden Bağdat halife sarayının yakınındaki Babü'n-Nobî kapısının muhafızı Sa'd en-Nobî, safer ayında vefat etti. Onun yerine kardeşi aynı kapının muhafızlığına tayin edildi ve bunlardan sonra bu kapı onların adıyla anılır oldu.
Bu senede Muhammed b. Muhammed el-Bahilî, Muhammed b. Ömer b. Lübabe el-Karmatî, Hanefî mezhebine göre feraiz ilmini iyi bilen Nasr b. Kasım Ebü'1-Leys vefat ettiler. Nasr; Kavarirî'den hadis dinlemiş, ders almıştı. Sika bir ravi olup Ebu Hanife hazretlerinin mezhebine göre feraizi iyi bilirdi. Allah'a yakın, kadri yüce bir zattı.

