El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Üçyüzonikinci Senesi

Bu senenin muharrem ayında Karmatîlerin reisi melun Ebu Ta-hir el-Hüseyin b. Ebi Said el-Cenabî, Allah'ın Beyt-i Haranı'mı tavaf edip geri dönen hacılara saldırdı, yollarını kesti, onlar da savunmak için kendisiyle …

Bu senenin muharrem ayında Karmatîlerin reisi melun Ebu Ta-hir el-Hüseyin b. Ebi Said el-Cenabî, Allah'ın Beyt-i Haranı'mı tavaf edip geri dönen hacılara saldırdı, yollarını kesti, onlar da savunmak için kendisiyle savaştılar. Mallarını, canlarını ve ırzlarını korumaya çalıştılar. Ama Karmatî Ebu Tahir, onlardan çoğunu Öldürdü. Öldürdüğü adamların sayısını ancak Allah bilir. Kadınlarını ve çocuklarını da esir aldı. Dilediği mallarım da kendine ayırdı. Gasbettiği malların değeri 1.000.000 dinarı bulmaktaydı. Bir o kadar da ticaret eşya ve emtiası gasbetmişti. Hacıların bineklerini, azıklarını, mallarını, kadınlarını ve çocuklarım, bu uzak çölde ellerinden aldıktan sonra onlan susuz, azıksız ve bineksiz olarak kendi hallerine bırakmıştı. Bunla-n Küfe valisi Ebü'l-Heyca Abdullah b. Hamdan müdafaa etmeye çalışmışsa da Karmatî Ebu Tahir, onu bozguna uğratıp esir almıştı. İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râcıun: (Doğrusu bizler Allah'a aidiz ve ona dönücüleriz.). Karmatî Ebu Tahir'in maiyetinde 800 savaşçı vardı. O zaman kendisi onyedi yaşındaydı. Allah onu kahretsin.

Bu hacıların soygun ve katliam haberleri Bağdat'a ulaştığında; kadınları, aileleri ve yakınları kalkıp feryad-ü figan etmeye, saçlarını başlarını yolmaya, yüzlerini tokatlamaya başladılar. Vezirin ve oğlunun zulmü neticesinde zillete maruz kalan kimselerin kadınları da bunlara katıldılar. O gün Bağdat'ta son derece feci bir gün yaşandı.

Halife bu durumu sorunca, kendisine, feryad-ü figan edenlerin; yolda soyguna uğrayıp öldürülen hacıların kadınları ile İbn Furat tarafından malları müsadere edilen kimselerin kadınları olduğu söylendi. Hacib Nasr İbnu 1-Kaşverî, halifeye gelip vezirin aleyhinde konuşarak şöyle dedi: "Ey mü'minlerin emiri, sen muzaffer bir komutan olan hadim Munis'i yanından uzaklaştırdığından ötürü cesaretlenen bu Karmatî lider ayaklandı ve buraları ele geçirmeye tamahlandı. Hadim Munis'i buradan uzaklaştırmanı sana tavsiye eden de vezir İbn Furat'tır."

Bunun üzerine halife, İbn Furat'a şöyle haber gönderdi: "İnsanlar, bana samimi davrandığın halde senin aleyhinde konuşuyorlar." Böyle dedi ve gönlünü hoş etmek için yanına gelmesini söyledi. Oğluyla birlikte bineklerine binerek halifenin yanma gittiler ve huzura girdiler. Halife onlara ikramda bulundu, gönüllerini hoş tuttu. Halifenin yanından çıktılarında hacib Nasr onlara çok hakaretlerde bulundu. Diğer büyük komutanlar da aynı şekilde onlara harakette bulundular. Vezir, normal âdeti üzere kendi makamına gidip oturdu. Halkın idaresiyle uğraştı. Gerekli hükümleri verdi, ama o geceyi kendi durumunu düşünerek geçirdi. Sabahleyin de düşünceli halde güne başladı ve şu şiiri okudu:

"Açıkgöz ve basiretli de olsa, Sabahlamış da olsa ne olacağını bilmez.

Hayır önünde mi çıkacak, yoksa arkasında mı olacak? İşte bunu bilemez."

Sonra aynı günde halife tarafından gönderilen iki komutan gelip evinin haremlik kısmına girdiler, onu başı açık, zelil, küçültülmüş ve utanılacak bir halde horlanmış olarak evden çıkararak bir kayığa bindirip Bağdat'ın öbür tarafına götürdüler. İnsanlar bu durumu anlayınca, vezir İbn Furat'ı tuğla parçalarıyla taşladılar. Camiler kapandı. Mabedlerin çoğu tahrip edildi. İnsanlar cuma namazını kılmadılar. Vezir İbn Furat'tan 2.000.000 dinar, oğlundan da 3.000.000 di nar devlete borçlu olduklarına dair yazılı ifade alındı. İkisi güvenlik kuvvetleri komutanı Nazük'e teslim edildiler. Bu miktardaki paralar kendilerinden alındıktan sonra tutuklandılar. Daha sonra halife ha dim Munis'e haber gönderdi. Hadim Munis Bağdat'a geldiğinde vezir İbn Furat ile oğlu ona teslim edildiler. O da ikisine son derece hakaretlerde bulundu, dövdü. Onu ve asla iyilik yapmamış olan suçlu oğlunu cezalandırdı. Bundan sonra ikisi de öldürüldü.

Daha sonra Abdullah b. Muhammed b. Abdullah b. Muhanımed b. Yahya b. Hakan Ebü'l-Kasım, bu senenin rebiyülevvel ayının dokuzunda vezirliğe atandı.

Hadim Munis Bağdat'a girdiğinde, büyük bir alâyişle girmişti Yeni vezir İbn Hakan'a ricada bulunarak, kovulmuş halde San'a'ya sürülen Ali b. İsa'nın geri getirilmesini istedi. Bundan sonra hadim Munis, Mekke'ye döndü. Yeni vezir İbn Hakan, ona haber göndererek Şam'ın ve Mısır'ın durumuna bakmasını istedi.

Bu arada halife, hadim Munis'e, Karmatîlerle savaşmak üzere Küfe'ye hareket etmesini emretti. Gitmesi ve gerekli masrafları yapması için de ona 1.000.000 dinar gönderdi. Öte yandan Karmatî, esir aldığı hacıları serbest bıraktı. Bunlar 2.000 erkek ve 500 kadındı. Bunlarla birlikte Küfe valisi Ebü'l-Heyca da esirlikten affedilerek serbest bırakıldı. Halifeye mektup yazarak Basra ve Ahvaz yönetiminin kendisine verilmesini istedi, ancak halife onun bu isteğini kabul etmedi. Hadim Munis büyük bir askeri birlikle Küfe tarafına gitti. Orada durum sakinleşti. Kûfe'den kalkıp Vasıt'a gitti. Küfe'de yerine vekil olarak hadim Yakut'u bıraktı. Neticede işler yoluna girdi ve düzen sağlandı.

Bu senede Küfe ile Bağdat arasında bir adam ortaya çıkarak kendisinin Muhammed b. İsmail b. Muhammed b. Muhammed b. Hüseyin b. Ali b. Ebi Talib olduğunu iddia etti. Bedevilerden ve ayak takımından bazı kimseler de onun bu iddiasını doğruladılar, etrafında toplandılar. Böylece bu senenin şevval ayında durumu kuvvetlendi. Vezir, onun üzerine bir askeri birlik şevketti. Bu askerler onunla yaptıkları savaşta kendisini bozguna uğrattılar, adamlarından bir kısmını öldürdüler. Geride kalanlar ise dağılıp gittiler. Sözü edilen bu iddiacı kişi, İsmailiye mezhebinin reislerinin ilki idi.

Bağdat güvenlik kuvvetleri komutanı Nazük, Hallacın arkadaşlarından Haydere, Şa'ranî ve İbn Mansur adındaki üç kişiyi yakaladı. Bunlardan, sahip oldukları görüş ve itikadlarmdan geri dönmelerim taleb etti, ancak bunlar vazgeçmeyince, Nazük boyunlarını vurdu ve onları Bağdat'ın doğru yakasında idam etti.

Bu senede halkın Karmatîlerden çok korkmaları nedeniyle Iraklılardan hiç kimse hacca gitmedi.

Hicretin Üçyüzonîkinci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler