Bu senede Seyfü'd-Devle, Vasıt şehrine girdi. Beridî ve kardeşi £bu 1-Huseyin, onun karşısında yenik düşmüşlerdi. Sonra Türkler geyfu d-Devle'ye muhalefet ettiler. O da Vasıftan kaçıp Bağdat'a gitti Kardeşi emirü'l-ümera onun durumundan haberdar olunca Bağdat'tan çıkıp Musul'a gitti. Bu sırada evi yağmalandı. Bağdat'ta onüç beş gün süreyle hüküm sürmüştü. Kardeşi Seyyidü'd-Devle ise, o-nun Bağdat'tan çıkışından sonra Bağdat'a gelmiş ve Babüharp'te konaklamış, halifeden de Tüzün'le savaşmak için kendisine destek olacak mali yardımda bulunması talebinde bulunmuştu. Halife kendisine bu amaçla 400.000 dirhem gönderdi. Bu paraları kendi adamlarına dağıttı. Sonra Tüzün'ün gelmekte olduğunu duyunca Bağdat'tan çıktı.
Tüzün, bu senenin ramazan ayının 25'inde Bağdat'a girdi. Halife ona hil'at giydirdi ve onu emiru 1ümeralığa tayin etti. Böylece Tüzün Bağdat'a hakim olmuş oldu. Bu sırada Beridî de Vasıt şehrine geri döndü. Tüzün'ün oradaki adamlarını şehir dışına çıkardı. Tüzün'ün esirleri arasında SeyfudDevle'nin Sümal adındaki kölesi de vardı. Tüzün -durumunu ona anlatsın ve Hamdan ailesinin yanında itibarı yükselsin diye- Sümal'i, efendisi Seyfü'd-Devle'ye gönderdi.
Bu senede Neşe' mıntıkasında büyük bir deprem meydana geldi. Çok sayıda binalar yıkıldı. Çok sayıda insan Öldü.
İbnü'l-Cevzî dedi ki: Bu senenin eylül ve ekim aylarında Bağdat'ta, nefes kesecek derecede şiddetli.sıcaklar görüldü. Bu senenin şafer ayında Rumların Erzen ve Meyyâfarikin'e (Silvan'a) geldiklerine dair haberler ulaştı. Rumların o mmtıkalardaki insanları esir aldıkları da gelen haberler arasındaydı.
Bu senenin rebiyülahir ayında halife Müttaki'nin oğlu Ebu Man-sur İshak, 100.000 dinar ve 1.000.000 dirhem mehirle Nasiru d-Devle b. Hamdan'ın kızı Ulviye ile nikah akdi yaptı. Bu nikahta Nasiru d-Devle'nin kendisi hazır bulunmamış, kendisine vekaleten Ebu Abdil-lah Muhammed b. Ebi Musa el-Haşimî hazır bulunmuştu.
Nasirud-Devle, üzerinde Nasiru d-Devle Abd-i Ali Muhammed ibaresi yazılan para bastırmıştı.
İbnü'l-Cevzî dedi ki: «Bu senede kıtlık meydana geldi. Pahalılık başgösterdi. Öyle ki, insanlar köpek eti yemek mecburiyetinde kaldılar. İnsanlar büyük belaya maruz kaldılar. Sonra cidden çok miktarda çekirge görüldü. Öyle ki, elli rıtl (23 kg) çekirge bir dirheme satılır °ldu. İnsanlar bu kıtlık esnasında çekirgeden yararlanarak sıkıntılarını bir nebzecik olsun hafiflettiler.»
Bu senede Bizans imparatoru halifeye bir mektup göndererek Urfa Kilisesi'nde bulunan ve Hz. İsa'ya ait olan mendili kendisine göndermesini istedi. Mektupta anlatıldığına göre bu mendil ile İsa pey. gamber yüzünü silmiş ve yüzünün sureti mendil üzerindeymiş. Bu mendil kendisine gönderildiği takdirde çok sayıda Müslüman esiri salıvereceğini bildirdi. Halife de âlimleri toplantıya çağırdı ve bu hususu onlarla görüştü. Kimi: "Biz İsa'ya ve onun hatıralarına onlardan daha layıkız. İsa peygamberin mendilinin Bizans imparatoruna gönderilmesi Müslümanlar için bir zillet ve dinde bir gevşemedir," dedi.
Vezir Ali b. İsa ise şöyle dedi: "Ey mü'minlerin emiri, Müslüman esirleri kafirlerin elinden kurtarmak, bu mendilin Urfa Kilisesi'nde kalmasına nisbetle Müslümanlar için daha yararlı ve hayırlıdır."
Bunun üzerine halife İsa peygamberin mendilinin Bizanslılara gönderilmesini ve Müslüman esirlerin Bizanslıların elinden kurtarılması için gerekenin yapılmasını emretti.
Solî dedi ki: «Bu senede Bağdat'a ulaşan haberlerde Karmatî'nin bir çocuğunun doğduğu ve Ebu Abdillah el-Beridî'nin ona çok hediyeler sunduğu, hediyeler arasında mücevherle işlenmiş altın bir beşik bulunduğu anlatılıyordu. Bu beşiğin yatağı altın ve yakutlarla dokunup işlenmişti, daha başka hediyeler de vardı.»
Bu senede Bağdat'ta protestolar çoğaldı ve sahabeleri kötü biçimde anlatan ve yad eden kimselerin başının belaya gireceği ilan edildi.
Halife, İmadu d-Devle b. Büveyh'e hil'atler gönderdi. O da bu hil'-atleri kabul edip kadı ve ayanın huzurunda giydi.
Bu senede Horasan ve Maveraünnehir valisi Said Nasr b. Ahmed b. İsmail es-Samanî vefat etti. Bu zat ölümünden onüç ay önce verem hastalığına yakalanmıştı. Kendi evinde ibadet evi diye adlandırdığı bir oda hazırlamıştı. Temiz giysilerini giyip yalınayak o ibadet yerine gidip namaz kılar, Allah'a yalvarıp yakanr, niyazda bulunur ve çokça namaz kılardı. Vefat edinceye kadar günahlardan ve çirkinliklerden uzak durdu. Allah ona rahmet etsin. Ondan sonra yerine oğlu Nuh b. Nasr es-Samanî geçti ve Emirü'l-Hamid lakabını aldı.
Muhammed b. Ahmed en-Nesefî de bu senede öldürüldü. Kendisi, Nuh b. Nasr'ın huzurunda eleştiride bulunduğu için idam edilmişti.

