Bu senede halife Muttaki, Tüzün'e gazablanarak Bağdat'tan çıkıp Musul'a gitti. O esnada Tüzün Vasıfta bulunuyordu. O, kızını Ebu Abdillah el-Beridî ile evlendirmiş ve onunla birlik olup halifeye karşı bir güç oluşturmuştu. Sonra da İbn Şirzad'ı 300 askerle Bağdat'a göndermiş, İbn Şirzad orada bozgunculuk yapmış, çeşitli ilişkileri koparmış, kendince yeni ilişkiler kurmuştu. Halife Müttaki'ye müracaat etmeksizin kendi başına hüküm sürmüştü. Halife Muttaki de bunlara gazablandığı için; aile efradını, çocuklarını, vezirini ve kendisine tabi olan emirleri peşine takarak Beni Hamdan ailesinin yanma, Musul'a gitmişti. Seyfü'd-Devle halifeyi Tikrit'te karşılamıştı. Sonra Nasirü'dDevle de Tikrit'e, onun yanına gelmişti.
Halife Muttaki Bağdat'tan çıktığı esnada, İbn Şirzad orada çok karışıklıklar meydana getirmiş, halka zulmetmiş ve mallarına el koymuştu. Bu yaptığıklarını da Tüzün'e bildirmişti. Sonra çabucak Tikrit'e yönelmiş, orada Seyfü'd-Devle'yi e savaşmış ve onu mağlup etmiş» onun ve kardeşi Nasirü'dDevle'nin de ordugahını ele geçirmişti. Sonra Seyfü'd-Devle, Tüzün'e tekrar saldırmış, ama Tüzün onu yine hezimete uğratmıştı. Halife Muttaki ile Nasirü'd-Devle ve Seyfü'd-Devle de mağlubiyete uğramaları üzerine Musul'dan çıkıp Nusaybin'e git"
mislerdi. Tüzün de arkalarından gelerek Musul şehrine girmiş ve halifeye haber göndererek rızasını taleb etmişti. Halife de ona gönderdiği cevapta: "Beni Hamdan'la barışmadıkça benim rızamı elde edemezsin." demesi üzerine Tüzün onlarla barış yapmıştı. Nasirü'd-Devle, halifeden 3.600.000 dinar karşılığında Musul şehrini iltizam olarak almıştı- Tüzün b. Büveyh Bağdat'a dönmüş; halife ise, Beni Ham-dan'ın yanında ikamete devam etmişti.
Bu sırada Tüzün'ün yokluğundan istifade eden Muizzü'd-Devle b. Büveyh, birçok Deylemli askerle birlikte Vasıt şehrine gelmişti. Tüzün de acelece olarak Vasıt'a dönmüş ve on günden fazla bir süreyle Muizzü'd-Devle'yle savaşmıştı. Neticede Muizzü'd-Devle bozguna uğramış, malları yağmalanmış, askerlerinin çoğu öldürülmüş, adamlarının önde gelenlerinden bir kışımı da esir alınmıştı. Sonra Tüzün daha önce yakalanmış olduğu sar'a hastalığı ile yeniden karşılaşmış ve kendi canının derdine düşerek Bağdat'a dönmüştü.
Bu senede Ebu Abdillah el-Beridî, kardeşi Ebu Yusuf u öldürdü. Bunun sebebi şuydu: Beridî'nin elinde bulunan mallar ve paralar azalmış, kardeşi Ebu Yusuf tan ödünç istemiş ve Yusuf da ona azıcık ödünç vermiş, sonra onu kınamış ve askerlerin parasını iyi tasarruf edemediğinden ötürü onu ayıplamıştı. Neticede askerler Ebu Yusuf un tarafına meyletmişler, Ebu Yusuf da onların birçoğunu kardeşinden koparmıştı. Ebu Abdillah el-Beridî, askerlerinin Ebu Yusuf a bey'at etmelerinden korktu ve kölelerinden bir kısmını Ebu Yusuf a göndererek onu bir suikast neticesinde öldürttü. Bundan sonra Ebu Abdillah el-Beridî, kardeşi Ebu Yusuf un evine gitmiş, onun bütün mallarını ve eşyalarını almıştı. Aldığı malların ve eşyaların değeri takriben 300.000.000 dinardı. Ama kendisi de bundan sonra ancak sekiz ay yaşadı. Sonra şiddetli bir humma hastalığına yakalandı ve bu senenin şevval ayında vefat etti.
Yerine kardeşi Ebü'l-Hüseyin geçti. Allah onu kahretsin. O, kendi adamlarına kötü muamelede bulundu. Bunun üzerine adamları ona karşı ayaklandılar. O da Karmatîlere sığındı ve onlardan eman diledi. Allah onları da kahretsin. Kendisinden sonra yerine Vasıt, Basra ve buralara bağlı Ahvaz şehri ile diğer yerlere hükmetmek üzere Ebü'l-Kasım b. Ebi Abdillah el-Beridî geçti.
Halife Muttaki Lillah'a gelince o, Beni Hamdan'ın yanında Musul'da ikamet ederken Beni Hamdan ailesi kendisinden sıkıldıklarını ye onun buradan ayrılıp gitmesini istediklerini açıktan açığa duyurdular. O da Tüzün'e mektup yazarak sulh yapmak istediğini bildirdi. Tüzün, kadı ve ileri gelenleri ile bir toplantı yaptı. Bunlar halifenin Mektubunu okuduklarında, onun emrini dinleyip kendisine itaat ede-Ceğini bildirdi. Kendisine ve beraberlerindekilere saygı ve ikram gös-
tereceğine dair bir yazı yazıp yemin etti. Önümüzdeki sene olayların, dan bahsederken, halifenin Bağdat'a girişinden bahsedeceğiz.
Bu senede bir grup Rus askeri deniz yoluyla Azerbaycan taraflarına geldiler. Berdaa'ya hücum edip kuşatma altına aldılar ve mağlub ettikten sonra baştan sona Öldürdüler. Mallarını ganimet edindiler Güzel buldukları kadınları da esir aldılar. Sonra Merağa'ya yöneldiler. Orada çok miktarda meyve ve ürün buldular ve yediler. Fakat şiddetli bir vebaya yakalandılar. Bu yüzden çokları öldü. Bir Rus askeri öldüğünde onu elbisesi ve silahı ile gömüyorlardı. Müslümanlar da onun giysi ve silahını alıyorlardı. Sonra Merzüban b. Muhammed üzerlerine hücum etti ve onlardan bir kısmını öldürdü. Bu senenin rebiyülevvel ayında Rum hükümdarı Domestikos Re'sü'l-Ayn'a 80.000 askerle geldi. Şehire zorla girdi, oradaki malları yağmaladı. Müslümanları öldürdü, 15.000 kadar kişiyi esir aldı, orada üç gün müddetle ikamet etti. Her taraftan Araplar oraya hücum ettiler. Onunla şiddetlice savaştılar, nihayet o da Re'sü'l-Ayn'dan geri çekildi.
Bu senenin cemaziyelevvel ayında Bağdat'ta fiyatlar aşırı şekilde yükseldi. Sonra o kadar çok yağmur yağdı ki, bazı binalar yıkıldı, yıkıntılar altında çok sayıda insan öldü. Hamamların, mescitlerin çoğu insan azlığından ötürü kapandı. Akarın kıymeti azaldı, Öyle ki bir dinar değerindeki akar bir dirheme satılır oldu. Evler boşaldı. Tellallar evlerde oturacak kimselere, harab olmaktan korumaları için üstelik ücret veriyorlardı. Geceleyin hırsızlar evlere baskınlar yapmaya başladılar. Öyle ki insanlar davul ve zurnalarla evleri beklemek mecburiyetinde kaldılar, Her tarafta fitneler çoğaldı. İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz). Nefislerimizin şerlerinden, amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız.
Bu senenin ramazan ayında Ebu Tahir Süleyman b. Ebi Said Hasan el-Cenabi el-Heceri el-Karmatî öldü. Bu, Karmatîlerin reisi idi. Allah onu kahretsin. Ka'be'nin içinde ve çevresinde bulunan hacıları öldüren, Ka'be'nin örtüsünü yağmalayan, kapısını ve zinetlerini alıp götüren, Hacer-i Esved'i bulunduğu yerden çıkarıp Hecer şehrine götüren kişi budur. Hacer-i Esved, ondokuz sene müddetle yanında kalmıştı. Allah onu kahretsin.
Bu Karmatî reisi öldükten sonra yerine üç kardeşi Ebü'l-Abbas el-Fadl, Ebul-Kasım Said ve Ebu Yakub Yusuf geçtiler, Ebü'l-Abbas, zayıf bedenli bir kimse olup kitap okumaya meyilli idi. Ebu Yakub oyun ve eğlenceye meyilli idi. Bununla beraber bu üç kardeşin görüşleri, fikirleri aynıydı ve hiçbir hususta anlaşmazlığa düşmüyorlardı. Yedi vezirleri vardı, bu vezirleri de ittifak içindeydiler. Bu senenin şevval ayı içinde Ebu Abdillah el-Beridî öldü. Müslüyanlar diğerinden kurtulup rahatlarım buldukları gibi bundan da kurtularak rahatlarını buldular.
Bu senede meşhur şahsiyetlerden Hafız Ebü'l-Abbas b. Ukde de vefat etti.

