İbnü'l-Cevzî dedi ki: «Bu senenin muharrem ayında baş tarafı batıya, kuyruğu da doğuya yönelik bir kuyruklu yıldız göründü. Bu, cidden büyük bir yıldızdı. Kuyruğu da saçaklı idi. Onüç gün semada kaldıktan sonra kayboldu.»
Bu senenin rebiyülevvel ayının ortasında bir ölçek buğdayın fiyatı 200 dinara kadar yükseldi. Yoksullar leş yemeye başladılar. Kıtlık devam etti, çok sayıda insan öldü, yollar kesildi, insanlar hastalık ve yoksullukla meşgul oldular, ölüleri defnedemez oldular, eğlencelerden ve oyunlardan uzak kaldılar, sonra kırbadan boşalırcasma sağanak yağmurlar yağdı, Dicle'nin suyu 20.3 zira kadar yükseldi.
"el-Kamil" adlı eserinde İbnü'l-Esir'in anlatttığına göre; bu senede Muhammed b. Raik ile Beridî arasında soğukluk meydana geldi. Çünkü Beridî, Vasıt şehrinin haracını ödememişti. Bunun üzerine İbn Raik onun yanındaki malları teslim almak üzere Vasıt'a doğru yola çıktı. Neticede ikisi arasında anlaşma yapıldı ve İbn Raik Bağdat'a döndü. Askerler erzaklarını taleb ettiler, ama o cidden mali sıkıntı içinde idi. Bir kısım Türk cemaatı da onu bırakıp Beridî1 nin saflarına iltihak ettiler. Bu nedenle İbn Raik'in tarafı zayıfladı. Önceden Beridî'ye Bağdat'ta vezir unvanıyla yazılar yazıyordu. Sonra onun vezirlik unvanını iptal etti. Böylece Beridî ona karşı daha da öfkelendi ve Bağdat'ı ele geçirmeye niyetlendi ve kardeşi Ebü'l-Hüseyin'i bir ordu ile Bağdat'a şevketti. İbn Raik, halife ile birlikte hilafet sarayına sığındılar ve orada kendilerini koruma altına aldılar. Büyük ve küçük mancınıklar hilafet sarayım dövmeye başladı. Dicle de bu mancınıkların atış alanı içinde bulunuyordu. Bağdat halkı tedirgin oldu. İnsanlar gece gündüz birbirlerinin mallarını yağmalamaya başladılar. Ebu Abdullah el-Beridî'nin kardeşi Ebü'l-Hüseyin de ordusuyla birlikte Bağdat'a geldi, Bağdatlılar, karada ve Dicle'de onunla savaştılar. İş cidden büyüdü. Bu arada halk kıtlık, veba ve ölümle yüzyüze gelmişti. İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn (Doğrusu biz Allah'a aidiz ye O'na dönücüleriz.).
Sonra halife ve İbn Raik -beraberlerinde halifenin oğlu Mansur da olmak üzere- cemaziyelahir ayında hezimete uğradılar ve yirmi kadar süvari ile Musul'a yöneldiler.
Ebü'l-Hüseyin el-Beridî, hilafet sarayını işgal etti. Oradaki maiyet erkanını öldürdü. Malları yağmaladı. Öyle ki, yağmalama işi harem kısmına kadar uzandı. Ama âmâ olan Kahir'e ilişmediler. Gürte-kin'i hapisten çıkardılar. Ebü'l-Hüseyin, onu kardeşi Beridî'ye gönderdi. Bu onun hayatının sonu oldu. Kendisi de İbn Raik'in oturduğu hadim Munis'in evine yerleşti. Askerleri Bağdat'ı açıkça talan ettiler Bunlar evlere baskın yapıyorlar ve oralarda buldukları malları gasbe-diyorlardı. Zulüm çoğaldı, kıtlık baş gösterdi. Fiyatlarda cidden büyük bir pahalılık meydana geldi. Ebü'l-Hüseyin, buğday ve arpaya vergi tarh etti. Bağdat halkı -daha önce yaptıklarından ötürü- açlık ve korku acısını tattılar.
Ebü'l-Hüseyin el-Beridî'nin beraberindeki Karmatilerden de büyük bir topluluk vardı. Bunlar şehirde büyük bir bozgun meydana getirdiler. Onlarla Türkler arasında uzun süren savaşlar cereyan etti. Türkler onları mağlub edip Bağdat'tan çıkardılar, halkla Ebü'1-Hüse-yin'in askerleri olan Deylemliler arasında savaş cereyan etti.
Bu senenin şaban ayında durum vahimleşti, meskenler yağmalandı, gece gündüz halk yağmaya maruz kaldı, Beridî'nin askerleri yollara çıkıp köylerden getirilen ürünlere ve hayvanlara el koydular. Misli duyulmamış bir zulüm cereyan etti.
İbnü'1-Esir dedi ki: "Biz bunları anlattık ki zalimler, çirkin haberlerinin nakledileceğini ve kendilerinden sonra da yeryüzünde ve kitaplarda baki kalacağını, kendilerinin bu kötü haberlerle yad edilip ayıplanacaklarını ve kınanacaklarını bilsinler. Bu onlar için dünyada bir rüsvaylıktır. Ahirette de haklarında verilecek hüküm Allah'a aittir. Bunları anlattık ki, zalimler, şayet Allah için olmasa bile bu kötü hatıralarla yad edilmemek için zulmü terketsinler."
Halife Bağdat'ta iken Musul valisi Nasirü'd-Devle b. Hamdan'a haber salarak takviye kuvvet istedi ve onu Beridî'ye karşı kışkırttı. Nasirü'd-Devle de takviye kuvvet olarak büyük bir orduyla kardeşi Seyfü'd-Devle Ali'yi gönderdi. Seyfü'd-Devle, Tikrit'e vardığında halife ile Ibn Raik'in Bağdat'tan kaçıp oraya geldiklerini gördü ve onlarla birlikte kardeşinin yanma geri döndü.
Seyfü'd-Devle, halifeye çok hizmetlerde bulundu. Musul'a ulaştıklarında Nasirü'd-Devle şehirden çıktı ve şehrin doğusuna yerleşti. Halifeye armağanlar ve yiyecekler gönderdi. Ama İbn Raik'in kendisine bir komplo kurmasından korktuğu için halifenin yanına gelmedi. Halife de oğlu Ebu Mansur'u ve İbn Raik'i selam için kendisine gönderdi. Bu ikisi Nasirü'd-Devle'nin yanma vardıkları zaman Nasirü'd-Devle, görevlilerine halifenin oğlu Ebu Mansur'un başına altın ve gümüş saçmalarını emretti. Ebu Mansur'la İbn Raik onun yanında bir saat kadar oturduktan sonra kalkıp geri döndüler. Halifenin oğlu bineğine bindiğinde İbn Raik de onunla birlikte binmek istedi. Nasirü'd-Devle ise ona: "Bugün yanımda kal da ne yapacağımız hakkında düşünüp karar verelim." dedi. İbn Raik özür dileyip halifenin oğluyla geri döneceğini söyledi. Çünkü Nasirü'd-Devle'nin kendisine bir kötülük yapmasından kuşkulanıp korkmuştu.
Ancak Nasirü'd-Devle İbn Hamdan, onun yeninden tuttu. İbn Raik geri çekilince yeni koptu, acele ile bineğine binip kaçmak isteyince atından yere düştü. Nasirü'd-Devle, onun öldürülmesini emretti ve öldürüldü. Bu hadise, bu senenin receb ayının bitimine yedi gün kala pazartesi günü vukubulmuştu. Halife de Nasirü'd-Devle İbn Hamdan'a haber göndererek yanına çağırttı. Hil'at giydirip o gün kendisine Nasirü'd-Devle lakabını taktı ve emirü'1-ümeralığa tayin etti. Kardeşi Ebu 1-Hasan'a da hil'at giydirdi. Ona da o gün, Seyfü'd-Devle lakabını taktı.
İbn Raik öldürülüp ölüm haberi Mısır İhşidi Muhammed b. To-ğaç'a ulaşınca Muhammed b. Toğaç Dımışk'a hareket etti ve orayı İbn Raik'in naibi Muhammed b. Yezdad'm elinden aldı. Dımışk'ta böylece iki teke boynuzlaşmamış oldu. İbn Raik'in ölüm haberi Bağdat'a ulaşınca Türklerin çoğu kötü muamelesinden ve bozuk niyetinden ötürü- Ebü'l-Hüseyin el-Beridî'yi terkettiier. Allah onu kahretsin.
Ayrılan bu Türkler, halifenin ve İbn Hamdan'ın yanına gittiler. Böylece halife onlar sayesinde kuvvetlendi. Halife ile İbn Hamdan, Bağdat'a hareket ettiler. Şehre yaklaştıklarında Ebu Abbdillah el-Beridî'-nin kardeşi Ebü'l-Hüseyin korkup kaçtı. Halife Muttaki -beraberinde İbn Hamdan olmak üzere- büyük bir orduyla bu senenin şevval ayında Bağdat şehrine girdi. Müslümanlar buna çok sevindiler.
Halife, Ebü'l-Hüseyin tarafından Samarra'ya sürgün edilmiş olan Bağdatlılara haber gönderip geri getirtti. Bağdatlıların önde gelenleri daha önce terketmiş oldukları şehirlerine geri döndüler. Halife, Ebu îshak el-Fezarî'yi vezirliğe iade etti. Tüzün'ü de Bağdat'ın doğu yakası güvenlik kuvvetleri komutanlığına tayin etti.
Nasirü'd-Devle, kardeşi Seyfü'd-Devle'yi bir askeri birlikle Ebü'l-Hüseyin el-Beridî'nin peşine takarak onu kovalattı. Seyfü'd-Devle onu Medain yakınında yakaladı. İkisi uğursuz günlerde şiddetlice savaştılar. Neticede Ebü'l-Hüseyin, kardeşi Beridî'nin yanına, Vasıt'a gitti. Nasirü'dDevle, bizzat kendisi takibe koyulup Medain'e gitti ve kardeşi Seyfu d-Devle'ye destek verdi. Ama Seyfü'd-Devle, bir kez daha Beridî'nin kardeşi Ebü'l-Hüseyin tarafından hezimete uğratıldı. Nasirü'd-Devle ona tekrar takviye askerler verdi. Nihayet Beridî'yi bozguna uğrattı ve adamlarının önde gelenlerinden bir grubu esir aldı. Çoklarını da öldürdü. Sonra Ebu Abdillah el-Beridî ile savaşması için kardeşi Seyfü'd-Devle'yi Vasıt'a gönderdi. Beridî, böylece hezimete uğradı. Kardeşi Basra'ya gitti. Seyfü'd-Devle, Vasıt şehrini teslim aldı. Bundan sonra ne yaptığı hususunda gelecek sene olaylarından bahsederken gerekli açıklamalarda bulunacağız.
Nasirü'd-Devle'ye gelince; Bağdat'a geri döndü ve zilhicce ayının onüçünde şehre girdi. Önünde develere bindirilmiş esirler vardı. Müslümanlar bu durum karşısında sevinip sükun buldular, rahatladılar Nasiru d-Devle de halkın idaresi ile meşgul oldu. Dinarın ayarını düzeltti. Çünkü dinarın önceki ayarının bozulduğunu görmüştü. İbrizi-ye adını verdiği dinarları bastırdı. Bir dinar onüç dirheme satılır oldu. Oysa daha Önce bir dinar on dirheme satılıyordu.
Halife, Bedir el-Harşenî'yi haciblikten azledip yerine Selame et-Tolonî'yi tayin etti. Bedir'i, Fırat yolunun korumasıyla görevlendirdi. Bunun üzerine o da Mısır İhşid'inin yanına gitti, îhşid ona ikramda bulundu ve Dımışk valiliğine atadı. Nihayet orada vefat etti.
Bu senede Rumlar Halep yakınma kadar geldiler. Bir kısım insanları Öldürdüler, 15.000'e yakın kişiyi esir aldılar. İnnâ lillâh ve in-na ileyhi râciûn (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz). Bu senede Tarsus valisi Rum ülkesine girdi. Bir kısım Rumu öldürdü, bir kısmını esir aldı. Ganimet elde ederek salimen geri döndü. Onların bazı meşhur komutanlarını ve birçok askerlerini esir almıştı. Allah'a hamdolsun.

