Bu senede Muizzü'd-Devle Bağdat'tan Musul'a hareket etti. Nasi-rü'd-Devle onun önünden kaçıp Nusaybin'e gitti. Muizzü'd-Devle b. Büveyh bu senenin ramazan ayında Musul'u ele geçirdi. Halka zulüm yaptı, mallarını gasbetti. Halk ona çok beddua etti. Sonra memleketin tümünü Nasirü'd-Devle b. Hamdan'ın elinden almaya karar verdi. O esnada kardeşi Rüknü'd-Devle, Horasanlıların kendisine yaptığı saldırıya karşı yardım etmesi için ona haber gönderdi. O da Nasirü'd-Devle ile barış yaparak Cezire ve Şam mıntıkalarının gelirlerinden her sene kendisine 8.000.000 dirhem verilmesini ve memleketin bütün camilerinin minberlerinde kendisi ile kardeşleri İmadü'd-Devle ve Rüknü'd-Devle adına hutbe okutmasını şart koştu. Bu şartlar yerine getirildi. Muizzü'd-Devle Bağdat'a geri döndü. Kardeşine büyük bir orduyu takviye olarak gönderdi ve halifeden de onu Horasan valiliğine tayin ettiğine dair bir ferman alıp ulaştırdı.
Bu senede Halep valisi Seyfü'd-Devle b. Hamdan, Bizans sınırlarına girdi. Büyük bir Bizans ordusuyla karşılaştı. İki taraf şiddetlice savaştılar. Seyfü'd-Devle hezimete uğradı. Bizanslılar onun ve adamlarının mallarım yağmaladılar. Tarsus halkına da çok eziyetlerde bulundular. İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz).
İbnü'l-Cevzî dedi ki: «Bu senenin ramazan ayında Dicle ırmağının suyu, 21,3 zira kadar yükseldi.»

