Bu senede Mahmud b. Sebüktekin, Horasan ülkesine hücum etti. Hükümdarlığı Samanilerin elinden aldı. Bu senede ve bundan önceki senelerde onlarla defalarca savaştı. Nihayet onların adlarını ve cisimlerini o bölgeden tümüyle silip yok etti. Samani hakimiyeti sona erdi. Bundan sonra Mahmud b. Sebüktekin, Maveraünnehir'deki büyük Türk hakanı Faik'in ölümünden sonra Türk hükümdarı ile savaşmaya azmetti. İkisi arasında çeşitli hadiseler ve savaşlar cereyan etti.
Bu senede Bahaü'd-Devle, Fars ve Huzistan'ı istila etti.
Bu senede Şiîler, kendi iddialarına göre zilhicce ayının onsekizin-ci günü olan Gadir-i Hum gününde etrafı süsleyerek bayram kutlamaları yapmak istediler. Ancak öte taraftan Ehl-i Sünnet'e mensub bazı cahil gruplar da onlarla savaştılar ve bu günde Peygamber (s.a.v.) ile Ebu Bekir hazretlerinin hicret yolunda mağarada kuşatma altına alınmış olduklarını iddia ettiler. Bunlarınki de cahillikti. Çünkü Peygamber (s.a.v.) Efendimiz ile Hz. Ebu Bekir (r.a.) hicret senesinin rebiyülevvel ayında o mağarada üç gün müddetle ikamet etmişlerdi. Oradan çıktıktan sonra Medine yoluna koyulmuşlar ve sekiz gün sonra Medine'ye girmişlerdi. Medine'ye girişleri ise rebiyülevvel ayının onikisindeydi. Bu kesin olarak bilinen bir husustur. Şiîler, aşura gününde Hz. Hüseyin'in matemini tutmak istediklerinde yine Ehl-i Sünnete mensub cahil bir grup onlara karşılık verdiler ve muharremin onikinci gününde Mus'ab b. Zübeyr'in öldürüldüğünü iddia ederek Şiilerin Hz. Hüseyin'e yaptıkları gibi onlar da Mus'ab b. Zübeyr'e matem tuttular. Şiilerin Hz. Hüseyin'in mezarını ziyaret edişleri gibi bunlar da Mus'ab b. Zübeyr'in mezarım ziyaret ettiler. Bu da bid'ata bid'atla karşılık vermektir. Oysa bid'at ancak sahih sünnetle ortadan kaldırılabilir.
Bu senede semayı kalın bulutlar kapladı. Fırtınalar esti. Şiddetli şekilde dolular yağdı. Öyle ki, Bağdat'ın birçok hurmalıkları telef oldu ve bu hurmalıklar ancak iki sene sonra normal ürün verebildiler.
Bu senede Irak kafilesini Şerif Rıza ile Murtaza hacca götürdüler. Ancak Arabilerin emiri İbn Cerrah onları tutukladı. Onlar da kendi paralarından 9.000 dinar fidye vererek kendilerini kurtardılar.

