İbnü'l-Cevzî dedi ki: «Bu senenin muharrem ayında Bağdat'ta yılanlar çoğaldı. Bu nedenle birçok kimse öldü.»
Bu senenin rebiyülevvel ayının yedisinde (20 temmuz) çok miktarda yağmur yağdı, şimşekler çaktı. Bu senenin receb ayında fiyatlar aşırı derecede yükseldi. Musul'da büyük bir depremin meydana geldiği ve bu sebeple birçok binanın yıkıldığı, ahaliden çok kimselerin hayatım kaybettiğine dair haber geldi.
Bu senede Samsametü'd-Devle ile kardeşi Şerefü'd-Devle karşı karşıya gelip savaştılar. Şerefü'dDevle galip gelerek Bağdat'a girdi. Halife kendisini karşıladı ve selamette olmasını dileyip onu tebrik etti. Sonra Şerefü'd-Devle, Samsametü'd-Devle'nin gözüne mil çekmek için bir fırça getirilmesini istedi. O esnada Samsametü'd-Devle vefat etti. Şerefü'd-Devle yine de vefatından sonra gözlerine mil çektirdi. Bu da cidden garip bir olaydır.
Bu senenin zilhicce ayında Kadi'l-kudat Ebu Muhammed b. Maruf, Kadı Hafız Ebu Hasan edDarekutnî ile Ebu Muhammed b. Uk-be'nin şahitliklerini kabul etti. Anlatıldığına göre Darekutnî bu duruma pişman olmuş ve şöyle demiştir: "Daha önceleri Ebu Muhammed b. Maruf, Rasûlullah (s.a.v.)'ın bir hadisini okuduğumda benim şahitliğimi yalnız olarak kabul ederdi. Ama daha sonra hadis nakletmemle birlikte yanımda bir başkası da olmadıkça şahidliğimi kabul etmez oldu."

