Bu senede askerler gelip hilafet sarayını çembere aldılar ve: "Halife Radi bizzat dışarı çıksın, yanımıza gelsin ve cemaata namaz kıldırsın." dediler. Halife de çıkıp onlara namaz kaldırıp hutbe irad etti.
Köleler, vezir İbn Mukle'yi yakaladılar ve halifeden, onun yerine başka birini vezirliğe tayin etmesini istediler. Halife seçimi onlara bırakınca, Ali b. İsa'yı seçtiler. Ama halife onu vezirliğe atamayı kabul etmedi. Kardeşi Abdurrahman b. İsa'yı tavsiye etti ve onu vezirliğe atadı. İbn Mukle'nin evi yakıldı. Kendisi de Abdurrahman b. İsa'ya teslim edildi ve şiddetli bir dayağa yatırıldı. 1.000.000 dinar para cezasını kabul ettiğine dair yazılı ifadesi alındı.
Sonra Abdurrahman b. İsa vezirlikte aciz kaldı, elli gün görevde kaldıktan sonra azledildi. Vezirliğe Ebu Cafer b. Kasım el-Kerhî atandı. Ali b. İsa'dan 100.000 dinar müsadere etti. Kardeşi Abdurrahman b. İsa'dan da 70.000 dinar müsadere etti. Kendisi de üçbuçuk ay sonra vezirlikten azledildi. Yerine Süleyman b. Hüseyin atandı. Sonra o da azledilerek yerine Ebu Fadl b. Cafer b. Furat atandı. Bir sene önce İbn Mukle'nin evini yaktığı gibi kendisinin de bir sene sonra aynı günde evi yakıldı. Bütün bunlar Türklerin ve kölelerin işi karıştırmalarından ötürü meydana gelmişti.
ibn Mukle'nin bu senede evi yakıldığında adamın biri onun evinin duvarına şu şiiri yazmıştı:
"Günler hakkında hüsn-ü zanda bulundun, o günler güzel olduklarında.
Ama hiçbir gün, kaderin sana neler getireceğini düşünerek kork-madın.
Günlerin selametle geçiyordu ama sen o günlere aldandın. Gecelerin safi olduğu zaman bulanıklık meydana gelir."
Bu senede hilafet otoritesi cidden zayıfladı. Halife Radi, Vasıfta bulunan Muhammed b. Raik'a haber göndererek kendisine Bağdat prnirliğini vermek üzere yanına gelmesini istedi. Ayrıca haraç işlerini ve bütün memlekette, resmi dairelerde gelirler idaresini yürütmesini İstedi- Onun için bütün minberler üzerinde adına hutbe okunmasını emretti ve ona hil'at verdi. İbn Raik de bütün bu olumlu teklifler üzerine Bağdat'a Merdavic'in kölesi Türk Yahkün adındaki komutanla birlikte geldi. Merdavic'in öldürülmesine o yardım etmişti.
İbn Raik, bütün Irak mal ve mülkün idaresini eline aldı. Beytül-mahn paralarını kendi evine taşıdı. Vezirin hemen hemen hiç yetkisi kalmadı. Hilafet otoritesi cidden zayıfladı, çevre vilayetlerin valileri bağımsızca hareket etmeye başladılar. Bağdat ve Bağdat'ın kazaları dışında halifenin hiç hakimiyeti kalmadı. İbn Raik görevde iken halife hiçbir şeye nüfuz edemiyor, bir işe tek başına karar veremiyor ve sözü de dinlenmiyordu. İbn Raik ona ancak ihtiyaç duyduğu para, nafaka ve diğer şeyleri gönderiyordu.
İbn Raik'ten sonra gelen bütün büyük komutanların da durumu böyle oldu. Halifeye başkaldırmıyorlardı ama diğer vilayetlerle Basra İbn Raik'in emrinde idi. Oralara dilediği kimseleri tayin ediyordu. Huzistan vilayeti Ebu Abdillah el-Beridî'nin emrinde idi. İbn Yakut da bu senede elinde bulunan Tüster ve diğer şehirlere hakim oldu. Buraların mal ve ürünlerine el koydu. Fars vilayeti, Îmadü'd-Devle b. Büveyh'in elindeydi, ama Merdavic'in kardeşi Şemgir onunla çekişiyor ve yönetimi elinden almaya çalışıyordu. Kirman vilayeti Ebu Ali Muhammed b. İlyas b. el-Yesa'ın; Musul, Cezire, Diyarbakır, Mudar-ı Rebia şehirleri Beni Hamdan'ın; Mısır ve Şam Muhammed b. To-ğac'ın; İfrikiye ve Mağrib vilayetleri, Kaim Biemrillah b. Mehdi el-Fatımî'nin elindeydi. Bu, "Emirü'l-mü'minin" lakabını kullanıyordu. Endülüs ülkesi Abdurrahman b. Muhammed'in elindeydi. Bu da "Na-sırü'l-Ümevî" lakabını taşıyordu, Horasan ve Maveraünnehir, Said Nasr b. Ahmed esSamanî'nin; Taberistan ve Cürcan şehirleri ise ^eylemlilerin elinde idi. Bahreyn, Yemame ve Hecer de Ebu Tahir Süleyman b. Ebi Said el-Cenabî el-Karmatî'nin hakimiyetinde bulunuyordu.
.. Bu senede Bağdat'ta büyük bir kıtlık ve yokluk meydana geldi. Öyle ki, beş gün müddetle yenecek ekmek bulunamadı. Bu yüzden ǰk sayıda Bağdatlı öldü. Ölenlerin çoğu da zayıf kimselerdi. Ölüler atılıyorlar, onları defnedecek kimse bulunamıyordu. Bir tabuta
cenaze yükleniyordu. Bazan ikisinin arasına bir çocuk ölüsü de konuluyordu. Bir mezar kazıldığı ve içinin genişletilerek birçok ölü konulduğu da vaki idi. İsfahanlılardan 200.000'e yakın kişi Öldü. Bu senede Umman'da bir yangın meydana geldi. Bu yangında 1.000 siyahi ve beyazlardan da çok sayıda insan yandı. Bu yangında telef olan mallar arasında 400 yük kafur yanmıştı.
Halife, Ahmed b. Kayıglığ'ı Şam naibliğinden azletti. Buranın yönetimini Mısır naibi İbn Toğac'a verdi.
Bu senede Adüdü'd-Devle Ebu Şüca' Fena Hüsrev b. Rüknü'd-Devle b. Büveyh, İsfahan'da doğdu.

