El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Üçyüzyirmiikinci Senesi

Bu senede Bizans imparatoru 50.000 askeriyle birlikte Malatya'ya hücum etti. Şehri kuşatma altına aldı, sonra halka eman verdi. Şehire girdikten sonrada çoğunu öldürdü ve sayılamayacak derecede çok sayıda insanı esir …

Bu senede Bizans imparatoru 50.000 askeriyle birlikte Malatya'ya hücum etti. Şehri kuşatma altına aldı, sonra halka eman verdi. Şehire girdikten sonrada çoğunu öldürdü ve sayılamayacak derecede çok sayıda insanı esir aldı. İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn. (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz).

Bu senede gelen haberler arasında Merdavic'in İsfahan'ı Ali b. Büveyh'in elinden aldığı, Ali b. Büveyh'in Errecan'a gittiği ve orayı ele geçirdiği vardı. İbn Büveyh, halifeye haber göndererek itaatini ve ona yardımcı olacağını, şayet imkan bulursa hilafet sarayının şerefli eşiğini öpeceğini, izin verildiği takdirde halifenin huzuruna çıkacağını, sonra da Şiraz'a gidip İbn Yakut'la beraber olacağını bildirdi. Bundan sonra Şiraz'a gitti ve orasını vali İbn Yakut'la şiddetle savaştıktan sonra ele geçirdi.

Bu savaşta İbn Büveyh, İbn Yakut ve adamlarını mağlub etti. Onlardan bir kısmını öldürdü, bir kısmını esir aldı. Güçlenince esirleri serbest bıraktı, onlara ihsanda bulundu, hil'at giydirdi. Halka adaletle davrandı. Yanında çok miktarda mal ve para vardı ki, bunları Isfahan, Kerh, Hemedan ve diğer mıntıkalardan elde etmişti. Alice-nâb, cömert bir adamdı, etrafında bulunan askerlere bol maaş verirdi. Sonra o Şiraz'da iken bir zaman yoksul düştü. Askerler ondan erzaklarını taleb ettiler. O da hakimiyet ve nizamının çözüntüye uğramasından korktu. Bir gün, akibetini ve içinde bulunduğu durumu düşünerek sırt üstü uzanmıştı. Böyle uzanmış iken tavandaki yarıklardan birinden bir yılanın çıktığını ve başka bir yarığa girdiğini gördü. Tavandaki yarıkların kapatılmasını emretti. Adamları bu işle uğraşırlarken, tavanda çok miktarda yaklaşık 500.000 dinar kadar altın buldular. Bu paraların bir kısmını askerlere sarfetti. Yine de yanında Çok miktarda para kaldı.

Yine bir gün şehrin çevresinde dolaşmaya çıkmıştı. Geçmiş ihsanların yaptıkları binalara bakmak ve onlardan ibret almak istiyordu. Dolaşmakta iken atının bastığı yer çöktü. Oranın kazılmasını emretti ve kazıldığında orada da çok miktarda para buldular.

Bir terziye, kendisine bir elbise yapsın diye kumaş vermişti. Ania terzi elbisenin dikimini geciktirince huzuruna getirilmesini emretti Terzi huzura gelip durduğunda onu tehdit etmeye başladı. Ama terzi sağırdı, iyi duyamıyordu ve kendisine şöyle hitab etti: "Allah'a yemin ederim ki ey hükümdar; Ibn Yakut'a ait sadece yanımda oniki sandık vardır, ama sandıkların içinde ne bulunduğunu bilmiyorum."

İbn Büveyh, sandıkların getirilmesini emretti. Getirilen sandıklar açıldığında içlerinde 300.000 dinara yakın para bulunduğunu gördüler. Ayrıca Yakub b. Leys'e ait birçok emanet malları da buldu ki bu mallar arasında sayılamayacak ve evsafı belirtilemeyecek kadar çok kıymetli şeyler vardı.

Böylece İbn Büveyh'in durumu kuvvetlendi, hakimiyeti büyüdü. Bütün bunlar, Cenâb-ı Allah'ın açlık ve yokluktan sonra- onun için murad ettiği ve takdir kıldığı dünyevi saadetle ilgili şeylerdi.

"Rabbin dilediğini yaratır ve seçer." (el-Kasas, 68.)

Veziri İbn Mukle, Radi'ye mektup yazarak mıntıkasmdaki arazileri senelik 1.000.000 dinara ikta olarak kendisine vereceğini bildirdi. Radi de buna olumlu cevap vererek kabul etti. O da Radi'ye hil'atlar, sancak ve hükümdarlık nişanlan gönderdi.

Bu senede halife Kahir, İshak b. İsmail en-Nobahtî ile Ebü's-Se-raya b. Hamdan adındaki iki büyük komutanı öldürdü. İshak, ümeraya Kahir'in halifeliğe geçirilmesini daha önceleri tavsiye eden kişiydi. Ebü's-Seraya ise babasının en küçük oğlu idi. Kahir'in bunları öldürmesinin sebebi şuydu: Bunlar daha önceleri iki şarkıcı cariyenin pa-zarlanması esnasında Kahir'e nisbetle şarkıcılara daha fazla para vereceklerini söyleyerek pazarlığı kizıştırmışiardı. Kahir de bu yüzden onlara öfkelenmişti. Onları bir gece sohbetine davet etti. Güzel kokular sürünerek huzuruna geldiler. Fakat Kahir onların sohbet meclisi yakınındaki bir kuyuya atılmalarını emretti. Kendisine her ne kadar yalvarıp yakardılarsa da Kahir onlara merhamet etmedi. Onları kuyuya attınp kuyunun ağzını kapattırdı.