Bu senede halife Muktedir Billah öldürüldü. Bunun sebebi şuydu:
Hadim Munis, bu senenin muharrem ayında, halifeye kızarak köleleri ve maiyetiyle beraber Bağdat'tan çıkıp Musul yoluna koyuldu. Yolda iken kölesini, halifenin yanında neler olup bittiğini Öğrenmesi için Bağdat'a gönderdi. Kölesiyle birlikte halifeye, "Ey mü'minlerin emiri..." diye hitap ettiği bir mektup gönderdi.
Köle Bağdat'a ulaşınca, vezir Hüseyin b. Kasım -ki o, Munis'in en büyük düşmanlarından idimektubu kendisine vermesini köleye emretti. Ama köle, mektubu ona vermedi ve sadece halifeye verebileceğini söyledi. Vezir köleyi huzuruna aldı ve halifeye söylemesi gerekenleri kendisine söylemesini buyurdu. Köle yine: "Efendim Munis bana böyle emretmedi." deyince vezir ona ve efendisi Munis'e sövdü. Dövülmesini ve 300.000 dinar para cezasına çarptırılmasını emretti. Bu husustaki yazılı ifadesini aldı. Hadim Munis'in evinin yağmalanmasını da emretti. Ayrıca hadim Munis'in ikta arazilerinin, mal ve mülkünün de müsadere edilmesini emretti. Böylece büyük miktarda bir servet meydana geldi.
Bu yüzden vezirin, halife Muktedir nezdinde itibarı arttı. Halife ona Amidü'd-Devle lakabını taktı, adını dirhemlerin ve dinarların üzerine yazdırdı. Böylece vezir cidden büyük imkanlara kavuştu. Bazı görevliler tayin etti, bazı görevlileri ise azletti, bağladı kesti, çeşitli işler yaptı. Ama bu durum çok kısa sürdü. Halifenin kendisinden hoşnutluğu kısa oldu, Harun b. Arib'e ve Muhammed b. Yakut'a haber göndererek, hadim Munis'in yerine onları huzura çağırdı. Hadim Munis, yoluna devam etti. Nihayet Musul'a girdi. Arap emirlerine: "Halife beni, Musul'a ve Diyar-ı Rebia'ya tayin etti." dedi. Etrafında çok sayıda adam toplandı. Onlara bol miktarda para sarfetti. Daha önce de onlara ihsanları çok olmuştu.
Bu durumu haber alan vezir, Musul ve çevresinin yöneticileri olan Hamdan ailesine mektup yazarak onunla savaşmalarını emretti. Onlar da 30.000 süvari ile harekete geçerek Munis'in üzerine yürüdüler. Munis ise 800 köle ve hizmetçisi ile karşılarına çıktı ve onları hezimete uğrattı. Onlardan sadece Davud adında en bahadır bir adamı öldürdü. Hadim Munis, onu küçüklüğünde beslemişti. Sonra Munis
Musul'a girdi. Her taraftan askerler gelip ona itaatlerini arzettüer Çünkü hadim Munis daha önce onlara ihsanda bulunmuştu. Bağdatlı, Şamlı, Mısırlı ve bedevi askerler gelip ona itaatlerini arzettüer. Nihayet maiyetinde büyük bir ordu meydana geldi.
Adı geçen vezire gelince, onun hainlik ve acizliği ortaya çıktı. Bu yüzden bu senenin rebiyülahir ayında Muktedir onu azletti. Yerine Fadl b. Cafer b. Muhammed b. Furat'ı tayin etti. Bu, Muktedir'in son veziri idi.
Hadim Munis, Musul'da dokuz ay kaldı. Sonra bu senenin şevval ayında halife Muktedir'den, askerlerin erzakını istemek ve onlara insaflı davranmasını taleb etmek için ordusuyla birlikte Bağdat'a yöneldi. İlerledi, önce keşif kuvvetlerini gönderdi. Sonra gelip Bağdat'ın Şemmasiye kapısında konakladı. İbn Yakut ile Harun b. Arib, zorlama neticesinde istemeyerek ona karşı geldiler. Öte yandan halifeden annesinden ödünç para alıp askerlerin erzakım dağıtması için talepte bulunuldu. Fakat halife: "Annemin yanında para kalmadı." dedi ve Vasıt'a kaçmaya niyetlendi. Bağdat'ı Munis'e bırakmayı, durum düzeldikten sonra oraya geri dönmeyi planladı. İbn Yakut, kendisini bu planından vazgeçirdi ve Munis ile askerlerinin karşısına çıkmasını tavsiye etti. Onların halifeyi görmeleri halinde tümünün Munis'i bırakıp yanına geleceklerini söyledi.
Halife de istemeyerek bineğine bindi. Munis'i karşılamaya geldi. Önünde fıkıhçılar ve ellerinde açılmış Kur'ân sahifeleri vardı. Halife, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in hırkasını giymişti. Etrafında insanlar vardı. Savaş alanından uzakta yüksek bir tepe üzerinde durdu ve halka şu duyuru yapıldı: "Kim Munis'in askerlerinden birinin başını getirirse ona beş dinar verilecektir. Kim bir esir getirecek olursa ona on dinar verilecektir."
Sonra halifenin komutanları savaş alanına gelmesini istediler; ama o bir türlü savaş alanına gelmeye yanaşmadı. Yapılan ısrarlar neticesinde -her ne kadar şiddetle reddettiyse de- savaş alanına geldi. Gelir gelmez askerler hezimete uğrayıp geri döndüler, ona bakmadılar. Onu ilk karşılayan kişi, hadim Munis'in komutanlarından Ali b. Büleyk oldu. Kendisini görür görmez bineğinden indi. Huzurunda yeri öptü ve: "Allah seni bu günde buraya gelmeye teşvik edenleri lanetlesin." dedi. Sonra halifeyi Mağribli Berberilerden bir grubun korumasına verdi.
Ali b. Büleyk, halifeyi onlara bırakıp gittikten sonra Berberiler silahlarını çektiler. Halife : "Yazıklar olsun size, ben halifeyim, beni tanımıyor musunuz?" dedi. Berberiler: "Ey alçak, seni tanıyoruz, sen ancak iblisin halifesisin. Bizlerden birinin kesik başım getiren askere beş dinar vereceğine ilişkin duyuru yaptırmadın mı?" dediler. Onlardan biri kılıcıyla halifenin omuzuna vurdu. Halife bu darbe ile yere düştü. Bir başkası da onu boğazladı. Cesedini ise oracakta bıraktılar. Üzerindeki herşeyi, hatta donunu bile yağmaladılar. Yerde yatmış, avret yeri açık vaziyette kalmıştı. Nihayet adamın biri gelip avretini otla örttükten sonra oraya defnetti. İzini kaybetti.
Mağribliler, Muktedir'in kesik başını bir direğin ucuna takıp yukarı kaldırdılar. Ona lanet okudular. Onu hadim Munis'e götürdüklerinde -hadim Munis o vakada hazır bulunmamıştı- kesik başa baktı ve kendi yüzünü, başını tokatlayıp: "Yazıklar olsun size, vallahi böyle yapmanızı emretmemiştim. Allah sizi lanetlesin, vallahi tümümüz öldürüleceğiz!" dedi. Sonra bineğine binip gitti. Burası yağmalanmasın diye, hilafet sarayının yanında durdu. Abdülvahid b. Muktedir, Harun b. Arib, Raik'in oğulları hep Medain'e kaçtılar.
Munis'in bu hareketi, etraftaki hükümdarların İslâm halifesine saldırı hususunda tamahlanmalarına, hilafet otoritesinin zayıflamasına yol açtı. Fakat şu da var ki, Muktedir, aşırı para harcıyor, israfta bulunuyor, kadınlara itaat edip vezirleri azlediyordu. Onun bu davranışları hilafet otoritesinin zayıflamasına sebep olmuştu. Hatta denilir ki o, 80.000.000 dinara yakın parayı fasit amaçlar için sarfetmiştir.

