Bu senede İbn Şenbuz adındaki kurra, vezir Ali b. Mukle'nin huzuruna getirildi. Bazı şaz kıraatlerde bulunduğundan ötürü fıkıhçılar ve kurralardan bir cemaat onu suçladılar. O da bu suçlamaların bir kısmım kabul etti, bir kısmını kabul etmedi. Tevbe etmesi istenildi ve yaptıklarından vazgeçtiğine dair yazılı ifade verdi. Kendisine vezirli b. Mukle'nin emri üzerine yedi kırbaç vuruldu. Sonra Basra'ya sürgün edildi. İbn Şenbuz vezire: "Elleri kopsun, düzeni boğulsun." diye beddua etti ve bu bedduası kısa zamanda gerçekleşti.
Bu senenin cemaziyelahir ayında Bağdat'ın doğu ve batı yakasının güvenlik kuvvetleri komutanı İbnu 1-Haresî; Hanbeli vaizlerinden Ebu Muhammed el-Berbeharî taraftarlarından iki kişinin dahi bir araya gelmemesi için duyuruda bulundu ve onun adamlarından bir kısmını hapse attırdı. İbn Berbeharî, bir süre gizlendi ve ortaya çıkmadı.
"el-Muntazam" adlı eserinde Ibnü'l-Cevzî dedi ki: "Bu senenin
mayıs ayında bulutlar yığıldı. Sıcaklık cidden şiddetlendi ve mayıs ayının son gününde (cemaziyelahirin yirmibeşinde) şiddetli bir fırtına esti. Dünya karardı ve bu karanlık ikindi sonrasına kadar devam etti. Daha sonra biraz hafifledi, yatsıdan sonra ise eski normal haline
döndü.
Bu senede askerler erzaklarının geç verildiğinden şikayetçi olarak vezir Ali b. Mukle'nin evine hücum ettiler. Duvarlarım delerek anbarlarmdaki erzakı aldılar. Mevazün yolunda yangın çıktı. Halkın birçok eşyası yandı. Halife Radi, onların zayi olan mallarının bedelini
verdi.
Bu senenin ramazan ayında bir ümera grubu toplanarak Cafer b. Müktefî'ye bey'at ettiler. Vezir, durumlarından haberdar olup Cafer'i hapse attı, evini yağmalattı. Ona bey'at eden ümera cemaatini hapse attı, böylece bu fitne ateşi söndü.
Bu senede hacılar Emir Lülü himayesinde hacca gittiler. Yolda Ebu Tahir el-Karmatî karşılarına çıktı. Çoklarını öldürdü, onlardan hezimete uğrayanlar da Bağdat'a döndüler. Bu senede Irak yolundan hacca gidiş iptal edildi.
İbnü'l-Cevzî dedi ki: «Bu senede Bağdat ve Kûfe'ye misli görülmemiş miktarda çok yıldız düştü. Daha önce buna yakın sayıda bile yıldız düşmemişti.»
Bu senede pahalılık görüldü, öyle ki bir ölçek buğday 120 dinara kadar satılır oldu.
Sahih rivayetlere göre, bu senede Merdavic b. Ziyad ed-Deylemî öldürüldü. Allah onu kahretsin. Hem kalbi hem de gidişatı bozuk bir kimseydi. Süleyman (a.s.)'ın ruhunun kendisine hulul ettiğini iddia ederdi. Altından bir tahtı vardı, üzerinde oturur, Türkleri karşısında durdururdu. Onların Süleyman peygamberin emrine girmiş cinler olduklarını söylerdi. Askerlerine fena muamelede bulunur, onlara son derece hakaret ederdi. Askerleri fırsat bulup onu hamamda feci bi-Çİmde öldürünceye kadar bu tutumunu devam ettirdi. Kölesi Türk Yahküm onu öldürdü. Rüknü'd-Devle b. Büveyh onun yanında rehine
idi. Öldürülünce serbest bırakıldı. Yahküm, rehine ve tutukluları ha lifenin izni ile zindandan çıkarıp Bağdat'a götürdü, sonra bunlar Bas" ra'ya gidip oraya yerleştiler.
Deylemlilere gelince, onlar Merdavic'in kardeşi Şemgir'e haber göndererek yanlarına gelmesini istediler, Gittiğinde kendisini yalına yak yolda karşıladılar. Mülkleri ve hakimiyetleri yok olmasın diye onu başlarına hükümdar yaptılar. Şemgir'e karşı Horasan ve Hora-san'a bağlı mıntıkaların valisi Melik Said Nasr b. Ahmed es-Samanî karşı çıktı. Onunla savaştı, çok sayıda beldeyi onun elinden aldı.
Bu senede halife Kaim Biemrillah el-Fatımî, bir orduyu İfrikiy-ye'den deniz yoluyla Frank taraflarına şevketti. Bu ordu Cenova şehrini fethetti. Bol miktarda ganimet elde edip salimen geri döndü.
Bu senede İmadü'd-Devle, İsfahan'a asker şevketti ve istila etti Cebel mıntıkasını da ele geçirdi. Memleketi cidden genişledi.
Bu senede Horasan'da şiddetli bir kıtlık meydana geldi. Çok sayıda insan öldü, öyle ki ölüleri defnetme işinin üstesinden gelemediler. Bunu kara kara düşünmeye başladılar.
Bu senede Musul valisi Nasiru d-Devle Ebu 1-Hasan b. Hamdan, amcası Ebü'1-Alâ Said b. Hamdan'ı öldürdü. Çünkü amcası Musul'u onun elinden almak istiyordu. Halife de ona karşı veziri Ali b. Muk-le'yi büyük bir orduyla şevketti. Nasirü'd-Devle kaçtı. Vezir İbn Muk-le'nin Musul'da ikameti uzun sürüp Nasirü'd-Devle'yi ele geçireme-yince bu defa Bağdat'a geri döndü. Böylece Musul şehri Nasiru d-Dev-le'nin elinde kaldı. Halifeye haber göndererek o mıntıkayı kendisine bırakmasını teklif etti. Bu teklifi kabul edildi ve durum eskisi gibi devam etti.
Bu senede hacılar yola çıktılar. Karmatî, yollarını kesti, onlarla savaştı, mağlub etti. Hacılar ondan eman dilediler. O da Bağdat'a geri dönmeleri koşuluyla onlara eman verdi ve geri döndüler. Bu sene bütün hacı adayları hacca gidemediler.

