Bu senenin muharrem ayında halife Radi, Musul valisi Nasirü'd-Devle Hasan b. Abdullah b. Hamdan ile savaşmak için Musul yoluna koyuldu. Önden de emirul-ümera Beckem'i yola çıkarmıştı. Ayrıca kadi'l-kudat Ebü'l-Hüseyin Ömer b. Muhammed b. Yusuf u da Bec-kem'le birlikte göndermişti. Kadi'l-kudat Ebü'l-Hüseyin, halifenin emri üzerine Bağdat'ta yerine oğlu kadı Ebu Nasr Yusuf b. Ömer'i vekil bırakmıştı. Faziletli ve âlim bir şahsiyetti. Beckem, Musul'a ulaştığında Hasan b. Abdullah b. Hamdan ile savaşmaya başladı ve onu mağlup etti. Halife de Musul ve Cezire'yi ona bıraktı ve Beckem, orada valiliğe başladı.
Muhammed b. Raik'e gelince o, halifenin Bağdat'ta bulunmayışını fırsat bilerek 1.000 kadar Karmatî ile işbirliği yapıp Bağdat'a girdi ve orada çok bozgunculuk yaptı, yalnız hilafet sarayına ilişmedi. Sonra halifeye haber salarak ondan barış ve kendi işlediği suçlar için de af talebinde bulundu. Halife onun bu talebini uygun karşıladı. Ona kadi'l-kudat Ebu Hüseyin Ömer b. Yusufu gönderdi. İbn Raik de Bağdat'tan göçtü. Halife, cemaziyelevvel ayında Bağdat'a girdi, Müslümanlar buna çok sevindiler.
Bu senenin cemaziyelevvel ayında (1 martta) bol miktarda yağmur ve iri taneli dolular yağdı ki, dolulardan her biri iki okkaya yakın ağırlıktaydı. Yağışlar bir müddet devam etti. Bu yüzden Bağdat'ta birçok ev yıkıldı.
Bu senede Bağdat'ta çok miktarda çekirge görüldü.
Hicretin 317. senesinden bu seneye kadar hac seferleri, Irak yolundan yapılmıyordu. Şerif Ebu Ali Muhammed b. Yahya el-Alevî, Karmatîler nezdinde insanların hacca gitmeleri için ricada bulundu. Karmatîler, yürekliliğinden ve âlicenâb bir kimse olduğundan ötürü onu çok seviyorlardı. O, Karmatîlere, hacı adaylarının herbirinin bir deve için beş dinar, mahfeli develer için de yedişer dinar parayı vermesini teklif etti, onlar da bu şartı kabul ettiler. Bu senede hacılar, bu şarta riayet ederek hac seferine çıktılar. Hacca gitmek için yola koyulanlar arasında Şeyh Ebu Ali b. Ebi Hüreyre de vardı. Bu zat Şafiî imamlarındandı. Karmatîlerin yanından geçerken Karmatîler ondan bir nevi bekçilik parası olan ücreti istediler. O da devesinin başını geri çevirerek Bağdat'a döndü ve: "Ben cimrilik yaptığım için değil, bu toprak bastı parası talep edilince hac vecibesi benden sakıt olduğu için geri döndüm." dedi.
Bu senede Endülüs'te fitne meydana geldi. Endülüs hükümdarı ve Nasır Lidinillah lakabım taşıyan Abdurrahman ei-Emevî, veziri Ahmed'i öldürdü. Buna çok kızan Şenterin şehrinin valisi, Ahmed'in kardeşi Ümeyye b. İshak irtidad etti. Hristiyan ülkesine girdi, onların hükümdarı Rodmir ile görüştü. Müslümanların sınırlarındaki gedikleri ve açık yerleri onlara bildirdi. Büyük bir Galiçya ordusuyla Müslümanların üzerine yürüdü.
Abdurrahman, bunların karşılarına çıktı ve şiddetli hücumlar yaparak Galiçya askerlerinden çoğunu öldürdü. Sonra Franklar, Müslümanlara karşı saldırılarını tekrarladılar. Kendi zayiatlarına yakın sayıda Müslüman askeri öldürdüler. Ardından Müslümanlar Gaüç-ya'ya peşpeşe saldırılarda bulundular ve onlardan sayılamayacak kadar çok asker öldürdüler.
Daha sonra Ümeyye b. İshak bu yaptığına pişman oldu ve Abdur-rahman'dan eman diledi. Abdurrahman da ona eman verdiğine dair mektubunu gönderdi. Ümeyye geldiğinde Abdurrahman onu kabul etti ve kendisine saygı gösterdi.

