Künyesi Ebu Abdullah'tır. Şiidir, Mehdi Abdullah b. Meymun için propaganda yapmıştı. Halkı ona bey'ata davet etmişti. Hüseyin, Fati-müerden olduğunu iddia ediyordu, ama tarihçilerin birçoğu onun Sü-lemiye'de boyacı bir Yahudi olduğunu söylemişlerdir. Kısaca diyeceğimiz şudur ki; Hüseyin Ebu Abdillah eş-Şiî, yoksul bir halde malsız, taraftarsız ve adamsız olarak İfrikiye'ye gitti. Tuzaklar kurmaya başladı. Nihayet hükümdarlığı Ebu Nasr Ziyadetullah'ın elinden aldı. Ebu Nasr, İfrikiye'de Ağlebi hanedanının son hükümdarı idi.
Hüseyin b. Abdullah hükümdarlığı ele geçirince, doğu illerinde bulunan hizmetçisi Mehdi'yi yanına çağırdı. Mehdi yanına gitti, ama çok uzun süren zahmetlerden sonra ona ulaşabildi. Yolda iken hapsedildi, ama bu Şii Hüseyin onu kurtardı. Kardeşi Ahmed onu bu yaptığından ötürü kınadı ve: "Sen ne yaptın? Bu adamı ortak etmeden hükümdarlığı yalnız başına eline geçirseydin daha iyi olmaz mıydı?" dedi. Onu bu yaptığına pişman edince, Hüseyin, Mebdi'ye tuzak kurmaya çalıştı. Mehdi bunun farkına varınca bu senede Kayrevan'a bağlı Rukade şehrinde ikisini öldürttü.
İbn Hallikan, bu hususta özetle böyle demiştir.

