Hüseyin b. İsmail b. Muhammed b. İsmail b. Sard b. Eban Ebu Abdiüah ed-Dabbi el-Kadi elMehamilî. Şafiî fıkıhçısıdır, muhaddis-tir, çok hadis dinlemiştir. İbn Uyeyne'nin yetmiş kadar arkadaşına ulaşmıştır.
İmamlardan bir cemaatten rivayetlerde bulunmuş, Darekutnî ile bazı raviler de ondan rivayetlerde bulunmuşlardır. Meclisine 10.000 kadar kişi katılırdı. Doğru sözlü, dindar, fakih ve muhaddisti. Altmış sene müddetle Küfe kadılığı yaptı. Fars ve bağlı mıntıkaların kadılığı da ona tevdi edildi. Sonra bütün bu görevlerden istifa edip evine kapandı. Sadece hadis dinlemeye ve dinletmeye kendini vakfetti. Bu senenin rebiyülahir ayında doksanbeş yaşında vefat etti.
Bir büyüğün huzurunda, bir Şiî ile münazara yapmıştı. Şiî; Bedir, Uhud, Hendek, Hayber ve Huneyn savaşlarında Hz. Ali'nin konumunu ve cesaretini anlatmaya başladı. Sonra Mehamilî'ye: "Sen Hz. Ali'yi tanıyor musun?" diye sordu. Mehamilî de şu cevabı verdi: "Evet, tanıyorum ama Bedir savaşında sen Ebu Bekir es-Sıddık'ın nerede olduğunu biliyor musun? O, gölgelikte reis makamında Rasûlullah'ın yanında bulunuyordu ve onu koruyordu. Hz. Ali ise cephede savaşıyordu. Faraza Hz. Ali öldürülseydi, onun öldürülmesi sebebiyle ordu bozguna uğramazdı. Ama Ebu Bekir öldürülseydi ordu bozguna uğrardı. Bu nedenle Ebu Bekir, Rasûlullah'ın yanında reis makamında bulunuyor, Ali ise cephede savaşıyordu." Bu cevap karşısında Şiî sustu. Mehamilî, sözünü şöyle sürdürdü:
"Rasûlullah'tan sonra namazı, zekatı, abdestı rivayet eden bizler; malı, kölesi ve aşireti olmayan Ebu Bekir'i Ali'ye tercih ettik. Çünkü Ebu Bekir, Rasûlullah (s.a.v.)'ı koruyor, onun uğrunda kendini siper ediyordu. Sahabeler, Ebu Bekir'in kendilerinin en hayırlısı olduğunu bildikleri için onu Ali'ye takdim ettiler." Bu cevap karşısında da Şiî susmuş, birşey diyememişti.

