El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Îbnetüş-Şeyh Ebü'z-Zahid El-Mekkî

Bu hatun, Mekke'de ikamet eden ve kendini ibadete veren âbid-lerdendi. Babasının zenbil örerek kazandığı paralardan her sene kendisine gönderdiği otuz dirhem ile nafakasını temin ederdi. Bir defasında babası ona bu …

Bu hatun, Mekke'de ikamet eden ve kendini ibadete veren âbid-lerdendi. Babasının zenbil örerek kazandığı paralardan her sene kendisine gönderdiği otuz dirhem ile nafakasını temin ederdi. Bir defasında babası ona bu parayı kendi arkadaşlarından biriyle göndermişti. Parayı götüren, bu hatunun nafakasına destek olmak amacıyla kendi parasından da yirmi dirhem ekleyerek ona elli dirhem vermişti. Kadıncağız bu durumdan şüphelenince adama şöyle sormuştu:

- Babamın gönderdiği paraya kendi parandan ekledin mi? Rızasını kazanmak için haccetmekte olduğun zatın hakkı için bana doğruyu söyle.

- Evet, yirmi dirhem ekledim.

- Paranı al ve götür. Benim buna ihtiyacım yoktur. Eğer bunu hayır yapmak amacıyla eklemiş olmasaydın sana beddua ederdim. Çünkü sen beni bu sene aç bıraktın ve seneye kadar benim çöplüklerden başka bir yerde rızkını kalmamıştır.

- Babanın sana göndermiş olduğu şu otuz dirhemi al. Benim yirmi dirhemimi kabul etmeyebilirsin. - Hayır, babamın gönderdiği para senin paranla karışmıştır ve senin paranın helal mi yoksa haram mı olduğunu bilmiyorum.

Adam diyor ki: «Ben o parayı babasına geri götürdüm. Ama babası da kabul etmedi ve bana şöyle dedi: "Ey adam, bana karşı geldin ve tavsiyeme uymadın, kızımı da zorda bıraktın. Şü parayı al ve sadaka olarak dağıt."»