El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

İmam Müslim'in Biyografisi

Ebü'l-Hüseyin el-Kuşeyri en-Nisaburî. Büyük hadis imamlarından ve hafızlarındandır. Birçok âlimlere göre "Sahih-i Buharî"den sonra gelen en büyük hadis kitabı olan "Sahih-i Müslim" adlı eserin sahibidir. Mağriblilere ve …

Ebü'l-Hüseyin el-Kuşeyri en-Nisaburî. Büyük hadis imamlarından ve hafızlarındandır. Birçok âlimlere göre "Sahih-i Buharî"den sonra gelen en büyük hadis kitabı olan "Sahih-i Müslim" adlı eserin sahibidir. Mağriblilere ve doğu eyaletinden Ebu Ali en-Nisaburî'ye göre Sahih-i Müslim, Sahih-i Buharî'den daha üstündür. Eğer -azı müstesna olmak üzere- Sahih-i Müslim'de taliklerin bulunmadığını ve Müslim'in aynı konudaki hadislerin tümünü serdettiğini, Buha-rî'deki gibi hadisleri çeşitli bablara bölmediğini söyleyerek Sahih-i Müslim'in Sahih-i Buharî'den üstün olduğunu ifade etmek istemişler-se bu kadarı da Buharî'nin senetlerinin kuvvetliliğine ve onun kendi Cami'inde ravilerin kendi şeyhine muasır olup ondan hadis dinlediklerini şart koşarak naklettikleri sahih hadisleri seçmiş olmasına denk bir özellik olamaz. Çünkü Müslim, kitabında bu ikinci şarta riayet etmemiştir. Oysa bu ikinci şart, hadis ilimlerinde uyulması gereken bir şart olarak yer almıştır. Ben bunu Buharî'nin şerhinin ilk kısımlarında detaylı olarak anlatmıştım.

Özetle diyecek olursak Müslim; Irak, Hicaz, Şam ve Mısır'a gitti, birçok topluluklardan hadis dinledi. Kimlerden hadis dinlediğini şeyhimiz Hafız el-Mizzî, "et-Tehzib" adlı eserinde mu'cem harflerine gö-reiki mertebe halinde sıralamıştır.

Birçok topluluklar Müslim'den hadis rivayet etmişlerdir. Tirmizî, kendi "Cami" adlı eserinde ondan bir hadis rivayet etmiştir ki, o hadis de Muhammed b. Amr, Ebu Seleme, Ebu Hüreyre tarikiyle Rasûlullah (s.a.v.)'tan rivayet edilen şu hadis-i şeriftir: "Ramazan ayı için şaban hilalini gün sayarak belirleyin."

Ayrıca Salih b. Muhammed, Abdurrahman b. Ebi Hatim, İbn Hu~ zeyme, İbn Said ve Ebu Avane el-İsferayinî de ondan hadis naklet-mişlerdir.

Hatib Bağdadî dedi ki: İbn Yakub'un bana naklettiğine göre Müs-

d. Haccac, "Sahih" adlı eseriyle ilgili olarak şöyle demiştir: Ben bu sahih müsnedimi, başkaları tarafından da dinlenmiş hadisten meydana getirip tasnif ettim."

Hatib Bağdadî'nin rivayetine göre Ebu Ali Hüseyin b. Ali en-Ni-r^urî şöyle demiştir: "Gök kubbenin altında hadis ilmi konusunda Uslim b. Haccac'ın kitabından daha sahih bir eser yoktur."

Müslim'den İshak b. Raheveyh'in yanında bahsedilmiş, o da Müslim'i överek şöyle demişti: "Bu nasıl bir adammış böyle!"

İshak b. Mansur, Müslim'e şöyle demişti: "Allah seni Müslümanlar için hayatta bıraktığı müddetçe hayırdan yoksun kalmayacağız."

Hadisçilerden ve diğerlerinden bir grup ulema cemaati Müslim'i övmüşlerdir.

Ebu Abdillah Muhammed b. Yakub el-Ahrem şöyle demiştir: "Hadiste sabit olan şeylerden Buharı ile Müslim'in farkına varmadıkları çok nadir olmuştur."

Hatib Bağdadî, Ebu Amr Muhammed b. Hamdan el-Hirî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Ebü'l-Abbas Ahmed b. Said b. Ukde el-Hafız'a, Buharî ve Müslim'den hangisinin daha âlim olduğunu sordum. Bana şu cevabı verdi: "Buharı de âlimdi, Müslim de âlimdi." Bu soruyu defalarca ona sordum, o da bana aynı cevabı verdi. Sonra şöyle dedi: "Ey Ebu Amr! Şamlılarla ilgili olarak Buharî bazan yanılmıştır. Şöyle ki: O; Şamlıların kitaplarını alıp bakmış, bazan onlardan birini künyesi ile zikretmiş, sonra başka bir yerde aynı adamı asıl adıyla zikretmiş, böylece aynı adamın iki kişi olduğu zannı meydana gelmişti. Müslim'e gelince, onun bu tür yanlışlıkları yaptığı çok nadirdir, çünkü o maktula-rı da mürselleri de yazmıştır."»

Hatib Bağdadî dedi ki: "Müslim ancak Buharî'nin yolunda durmuş, onun ilmine bakmış ve onun hizasına gelmiştir."

Buharî, son zamanlarında Nisabur'a geldiğinde Müslim ona arkadaşlık etmiş, sık sık yanma gidip gelmişti.

Abdullah b. Ahmed b. Osman es-Sayrafî bana dedi ki: «Ebu Hasan ed-Darekutnî'nin şöyle dediğini işittim: "Eğer Buharî olmasaydı Müslim ne giderdi ne de gelirdi (yani onun adından söz edilmezdi)."»

Hatib Bağdadî, Ebu Hamid Ahmed b. Hamdan el-Kassar'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Duydum ki Müslim b. Haccac, Muhammed b. İsmail el-Buha-rî'nin yanma gelmiş, iki gözünün arasını öpüp şöyle demiş: "Bırak, ayaklarını da öpeyim ey üstadlarm üstadı ve hadisçilerin efendisi ve de illetleri hususunda hadisin tabibi! Muhammed b. Selam, Ebu Hü-reyre tariki ile Peygamber (s.a.v.)'den meclisin keffaretine dair bir hadis rivayet etmiştir. Bu hadisin illeti nedir?"

Buharî, Müslim'e cevaben şöyle demişti: "Bu, güzel bir hadistir. Ancak dünyada bu konuda bundan başka bir hadis bilmiyorum. Yalnız bu illetlidir."»

Ben derim ki: Ben bu hadisi olduğu gibi rivayet ettim. Bunun rivayet tariklerini, lafızlarını, metinlerini ve illetlerini de zikrettim.

Hatib Bağdadî dedi ki: «Müslim, İmam Buharî'yi savunurdu. Son-

ra Buharî ile Muhammed b. Yahya ez-Zühelî arasında Kur'ân'ın lafzı-nın da kadim olup olmadığı hususunda ihtilaf meydana geldi. Buharî aleyhinde Nisabur'da bu konuda ileri geri konuşuldu. Bir gün Zühelî, meclisinde Müslim b. Haccac'm da bulunduğu bir esnada etrafındaki arkadaşlarına şöyle dedi: "Kurân'm lafzı konusunda Buharî'nin sözlerine uyan kimse varsa meclisimizden ayrılıp gitsin." O esnada Müslim hemen kalkıp meclisi terketti. Sonra Zühelî'den dinlediği hadisleri topladı ve ona iade etti. Zühelî'den asla rivayette bulunmadı. Ne Sahih'inde ne de diğer eserlerinde Zühelî'den hadis rivayet etmiş değildir. Aralarındaki soğukluk kuvvetlendi. Şunu da belirtelim ki, Buharî'nin kendisi Muhammed b. Yahya ez-Zühelî'yi terketmemiş, aksine hem Sahih'inde hem de diğer eserlerinde ondan hadis rivayet etmiş, onu mazur görmüştür.

Allah ona rahmet etsin.» Hatib Bağdadî, Müslim'in Ölüm sebebini şöyle anlatır: «Hadis müzakeresi için bir oturum düzenlendi. Bir gün o mecliste kendisine bir hadis soruldu. Hadisi bilemedi ve cevap veremedi. Kalkıp evine döndü. Kandili yaktı ve aile etradma: "Bu gece yanıma hiç kimse gelmesin." dedi. Kendisine bir sepet hurma hediye edilmişti. Hurmalar yanındaydı. Bir hurmayı alıp yiyiyor, bir hadisi keşfediyordu. Sonra bir hurma daha alıp yiyor, bir hadis daha keşfediyordu. Sabaha kadar böylece hurmaları yemeye ve hadislerin manasını çözmeye çalıştı. Sabah olduğunda, farkında olmaksızın hurmaların tümünü yemişti. Bu sebeple vücudunda biraz ağırlık ve hastalık meydana geldi. Pazar akşamı vefat etti. Hicretin 261. senesinin receb ayının bitimine beş gün kala, pazartesi günü Nisabur'da defnedildi.

İmam Şafiî'nin vefat ettiği senede, hicretin 204. senesinde doğmuştu. Vefatında elliyedi yaşındaydı. Allah ona rahmet etsin.»