Büyük mutasavvıflardan ve sofi abidlerindendi.
Rivayete göre Cüneyd-i Bağdadî, onun hakkında şöyle demiştir:
«Rüyada iblisi gördüm, çıplak gibiydi. Kendisine: "İnsanlardan utanmıyor musun, ne diye çıplak dolaşıyorsun?" diye sordum, o da et-rafindakileri insan kabul etmeyerek şöyle cevap verdi: "Eğer bunlar insan olsalardı çocukların topla oynadıkları gibi ben de bunlarla oynamazdım. İnsan dediklerin bunlardan başka bir topluluktur." Ben kendisine: "Peki, o dediğin insanlar nerede?" diye sorduğumda İblis şu cevabı verdi: "İşte gerçek insanlar, Şanizi Mescidi'nde bulunmaktadırlar. Onlar kalbimi hasta edip acıttılar. Bedenimi yordular, her saldırdığımda onlar Aziz ve Celil olan Allah'a yöneldiler. Ben de neredeyse yanacaktım!"
Ben uykudan uyanır uyanmaz elbiselerimi giyip Şanizi Mescidi'-ne gittim. Orada üç kişinin oturmakta olduklarım ve başlarım yamalı cübbelerinin içine soktuklarını gördüm. Onlardan biri başını kaldırıp bana baktı ve şöyle dedi: "Ey Ebul-Kasım, o habis İblis'in sözlerine aldanma, sana her söylenen sözü kabul edecek misin sen?"
Baktım ki onlar şu zatlardı: Ebu Bekir ed-Dakkak, Ebü'l-Hüseyin en-Nurî ve Ebu Hamza Muhammed b. Ali b. Aleviye b. Abdullah el-Cürcanî.»
Bunların sonuncusu, Şafiî fikıhçısı olup Müzenî'nin talebesi idi. Ibnü'1-Esir böyle demiştir.

