El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Muhammed B. Ali B. Hasan B. Abdullah

Künyesi Ebu Ali'dir. Vezir İbn Mukle diye meşhur olmuştur. Ömrünün ilk zamanlarında durumu zayıf ve malı az bir kimseydi. Derken zamanla vezirliğe geçti ve üç halifeye; Muktedi'ye, Kahir'e ve Ra-di'ye vezirlik yaptı. Üç …

Künyesi Ebu Ali'dir. Vezir İbn Mukle diye meşhur olmuştur. Ömrünün ilk zamanlarında durumu zayıf ve malı az bir kimseydi. Derken zamanla vezirliğe geçti ve üç halifeye; Muktedi'ye, Kahir'e ve Ra-di'ye vezirlik yaptı. Üç kez de vezirlikten azledildi.

Ahir ömründe eli ve dili koparıldı ve hapse atıldı. Suyu sol eli ve dişleri ile içiyordu. Sol eliyle kabı ağzına götürüyor, su kabının kenarını dişiyle tutuyor ve suyu öylece içebiliyordu. Bununla beraber kesik olmasına rağmen sağ eliyle yazı yazabiliyordu. Tıpkı eli sağlam bir kimse gibi yazıyordu. Yazısı çok güzel ve sağlamdı. Nitekim yazısının düzgünlüğü ile meşhur olmuştur. Vezirliği zamanında onun için bir sara^ yapılmıştı. Sarayın temelinin atılacağı esnada bir grup müneccimi inşaat alanına getirmişti. Müneccimler temelin falanca vakitte atılmasını tavsiye etmişlerdi. Yine onların tavsiyelerine uyularak sarayın duvarları iki yatsı arasında örülmeye başlanmıştı. Sarayın inşası tamamlandıktan kısa bir süre sonra saray harab oldu ve enkaz haline geldi. Nitekim bu durumu önceki kısımlarda anlatmıştık ve yıkılan sarayın duvarları üzerine yazılan yazılardan da söz etmiştik.

Vezir İbn Mukle'nin cidden büyük bir bahçesi vardı. Birkaç fidanlık alana sahip olan bu bahçenin tümü, ibrişim şebeke ile örülmüştü. Bahçede kumru, papağan, bülbül, tavus, kanarya ve diğer birçok kuş çeşidi vardı. Ayrıca arazisinde ceylanlar, yaban sığırları, devekuşları ve diğer birçok hayvanlar vardı. Bu bahçesi ve emlaki, güzellik ve parlaklığını, kıymetini kısa bir süre sonra kaybederek zayi oldu. İşte bu, Cenâb-ı Allah'ın, fani diyar olan dünyaya ve gurura meyleden al-danmış cahillere uyguladığı kanunudur. İbn Mukle, sarayını ve bahçesini inşa edip oraya bol miktarda dünya metamı yerleştirdiği zaman şairin biri bu hususta şöyle bir şiir söylemişti:

"ibn Mukle'ye de ki: Aceleci olma, sabırlı ol, sen batıl ve boş rüyalar içindesin.

Çalışıp çabalayarak insanların evlerinin taşlarıyla bir saray inşa ediyorsun ama bu saray birkaç gün sonra ele geçirilip yıkılacaktır.

Sen müşteri yıldızının saadetini tercih etmeye devam ediyorsun, bu saray için,

Oysa hükümdar Behram'm uğursuzluğu gibi nice uğursuzluklar sana da gelebilir.

Kur'ân ve Batlamyus, işi sağlama bağlama ve ahde vefa konusunda asla bir araya gelmiş değillerdir."

İbn Mukle, nihayet Bağdat vezirliğinden azledildi, evi tahrip edildi. Bahçesindeki ağaçlar söküldü. Eli kesildi, sonra da dili koparıldı ve kendisine 1.000.000 dinar para cezası verildi. Bundan sonra da yalnız başına zindana atıldı. Yaşı ilerlemiş, vücudu zayıflamış, bazı organlarım kaybetmiş ve sıkıntıya uğramış olmasına rağmen yanında kendisine hizmet edecek bir kimse yoktu. Öyle ki, içebilmek için suyu derin kuyudan bizzat kendisi çekiyordu. Kovanın ipini sol eliyle tutup ağzına götürüyor ve kovanın kenarını ağzıyla tutup içiyordu. Konforlu bir hayatın tadını aldıktan sonra çok sıkıntı ve zahmetlere katlandı.

Elinin kesilmesi ile ilgili olarak şu şiiri söylemişti:

"Hayattan usanmadım ama yeminlerine güvendim. Fakat gel gör ki sağ elim kesildi.

Dünyamı verip onlardan dinimi satın aldım, nihayet onlar;

Beni dinimden mahrum bıraktıktan sonra dünyalarından da mahrum bıraktılar.

Elimden geldiğince onların canlarını muhafaza etmeye çeliştim, fakat;

Gel gör ki onlar beni korumadılar.

Sağ el gittikten sonra hayatın tadı yoktur.

Ey hayat; sağ elim kesildi sen de kesil."

Elinin kesilmesinden ötürü çok ağlıyor ve şöyle diyordu: "Ben sağ elimle Kur'ân'ı iki kez yazdım ve yine sağ elimle halifeye hizmet ettim. Ama sonra hırsızların eli kesilir gibi benim elim kesildi." Böyle dedikten sonra da şu şiiri okuyordu:

"Ey insan! Vücudunun bir kısmı öldükten sonra geri kalan kısmının öleceğini düşünerek ağla.

Çünkü bir kısmı öldükten sonra geri kalan kısmının da ölmesi yakın olur."

Vezir İbn Mukle -Allah onu affetsin- sultanın sarayındaki hapis, hanesinde Öldü ve oraya defnedildi. Sonra oğlu Ebül-Hüseyin, babasının kendi evine nakledilmesini istedi. Mezarını açıp cesedini çıkardılar ve oğlu onu götürüp kendi evine defnetti. Sonra Dinariye adıyla bilinen zevcesi onu kendi evine götürüp defnetmek istedi. Bu isteği kabul edildi. İbn Mukle, mezarından ikinci kez çıkarıldı ve zevcesinin evine götürülüp defnedildi. Böylece üçüncü kez defnedilmiş oldu. Elli-altı yaşında iken vefat etmişti.