El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Muhammed B. Nasr Ebu Abdillah El-Mervezî

Bağdat'ta doğdu, Nisabur'da büyüdü, Semerkand'ı vatan edindi Sahabe ve tabiilerin ihtilafları hususunda insanların en bilgilisi idi Sahabe ve tabiilerden sonra İslâm imamlarından biri idi. Ahkamı iyi bilen biriydi. …

Bağdat'ta doğdu, Nisabur'da büyüdü, Semerkand'ı vatan edindi Sahabe ve tabiilerin ihtilafları hususunda insanların en bilgilisi idi Sahabe ve tabiilerden sonra İslâm imamlarından biri idi. Ahkamı iyi bilen biriydi. Çeşitli memleketlere seyahatlerde bulundu. Fayda verici çok meşayihten ders alıp hadis dinledi. Yüklü bilgilerle dolu, faydalı kitaplar tasnif etti. İnsanların en güzel namaz kılanı ve namazda en çok huşulu olanıydı. Namaza dair büyük bir kitap tasnif etmiştir.

Hatib Bağdadî, onun şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Mekke'ye gitmek üzere Mısır'dan çıkıp yola koyuldum. Bir gemiye bindim. Yanımda bir cariye vardı. Gemi battı, eşyalarım zayi oldu. Zayi olan eşyalarım arasında 1.000 cüzüm vardı. Ama ben ve cariye kurtulduk. Bir adaya sığındık. Orada su aradık ama bulamadık. Başımı cariyenin dizi üzerine koyup uzandım, Hayattan ümidimi kestim. Biz o halde iken, elinde su testisi bulunan bir adam bize doğru geldi ve: "Al, iç" dedi. Testiyi alıp içtim. Sonra cariyeye de içirdim. Testi sahibi adam sonra gitti. Ama nereden geldiğini ve nereye gittiğini anlayamadım. Daha sonra yüce Allah bize yardım etti. Bizi o sıkıntılı halden kurtardı.»

Muhammed b. Nasr, insanların en âlicenabı ve en cömerti idi. İsmail b. Ahmed, her sene ona 4.000, kardeşi İshak b. Ahmed 4.000, Se-merkand halkı da 4.000 dinar para yardımında bulunurlardı, ama o bütün bu paraları Allah yolunda infak ederdi. Kendisine: "Şu paralardan birazını başına gelebilecek beklenmedik durumlar için sakla-san olmaz mı?" dediklerinde şu cevabı vermişti: "Sübhanallah! Ben Mısır'da iken yıllık yirmi dirhem harcama yapardım, öyle zaman ol-duki bu parayı da bulamadım. Artık şimdi ne diye bunları infak etmeyeyim?"

Muhammed b. Nasr el-Mervezî, İsmail b. Ahmed es-Samanî'nin yanına gittiğinde, İsmail kalkıp ona ikramda bulunurdu. İsmail'in kardeşi İshak, onu bu aşırı saygısından ötürü ayıplayarak: "Sen Horasan hükümdarı olarak hüküm meclisinde oturmaktayken, şu adam için ayağa mı kalkıyorsun?" demişti.

İsmail b. Ahmed diyor ki: "O gece uyudum, ama kardeşimin bana söyledikleri kalbimi meşgul etmişti. Rüyada Rasûlullah (s.a.v.)'ı gördüm. Bana dedi ki: "Ey İsmail! Muhammed b. Nasr'a saygı gösterdiğinden ötürü senin ve evladının hükümdarlığı kalıcı ve sabit olacak, ama Muhammed b. Nasr'ı küçümsediği için de kardeşinin hükümdarlığı yıkılacaktır."

Muhammed b. Nasr, Muhammed b. Cerir et-Taberî ve Muhammed b. Münzir, Mısır diyarında bir evde oturup hadis yazıyorlardı. O gün yiyecek birşeyleri yoktu. Dışarı çıkıp kendilerine yiyecek getirecek olan birini tesbit etmek için aralarında kur'a çektiler. Kur'a, Mu-hammed b. Nasr'a çıktı. O da kalkıp namaza durdu. Aziz ve Celil olan Allah'a dua etti. Vakit, Öğle istirahati vaktiydi. O esnada Mısır valisi Tolon'a (ya da Tolon'un oğlu Ahmed) rüyasında Rasûlullah (s.a.v.) söyle demişti: "O muhaddislere yetiş! Çünkü onların yanında yiyecek birşeyleri yoktur!" Mısır valisi hemen uyanmış ve: "Buralarda hangi hadisçiler var?" diye sormuş, kendisine mezkûr üç hadisçinin adını vermişler. O da hemen onlara 1.000 dinar göndermişti. Görevli memur bu parayı hemen götürüp onlara teslim etmiş, böylece Cenâb-ı Allah sıkıntılarım gidermiş, işlerini kolaylaştırmıştı. Daha sonra To-lon, onların çalıştıkları evi satın alıp orada bir mescid inşa etmiş ve orayı hadisçilere tahsis etmiş, oraya bol gelir getiren bir vakıf kurmuştu.

Biyografisini nakletmekte olduğumuz Muhammed b. Nasr, yaşlanmıştı, ama çocuğu yoktu. Cenâb-ı Allah'tan kendisine bir evlat na-sib etmesini dilemişti. Bir gün adamın biri kendisine gelerek bir oğlu olacağını müjdelemişti. O da ellerini kaldırıp Allah'a hamd-ü senada bulunduktan sonra şu ayet-i kerimeyi okumuştu:

«Kocamışken, bana İsmail'i veren Allah'a hamdolsun.» (ibrahim, 39.)

Yanında bulunan kimseler onun bu ayeti okuyuşundan şu faide-leri elde etmişlerdi:

a- Yaşlanıp Aziz ve Celil olan Allah'a dua ettikten sonra onun için bir erkek evlat doğacaktı.

b- Tıpkı Rasûlullah (s.a.v.)'m, oğlu İbrahim'e doğumunun yedinci gününü beklemeden doğduğu günde İbrahim adını taktığı gibi, kendisi de bu oğluna doğduğu günde İsmail adını vermişti.

c- İbrahim Halilullah'a uyarak, onu örnek alarak doğan ilk oğluna İsmail adını vermişti.