El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Muktedir Bîllah'ın Biyografisi

Soy kütüğü şöyledir: Cafer b. Ahmed el-Mutedid Billah Ahmed b. Ebi Ahmed el-Muvaffak b. Cafer el-Mütevekkil Alallah b. Muhammed el-Mutasım b. Harun er-Reşid. Künyesi, Ebu Fadl idi. Abbasi halifele-rindendi. Hicretin 282. …

Soy kütüğü şöyledir: Cafer b. Ahmed el-Mutedid Billah Ahmed b. Ebi Ahmed el-Muvaffak b. Cafer el-Mütevekkil Alallah b. Muhammed el-Mutasım b. Harun er-Reşid. Künyesi, Ebu Fadl idi. Abbasi halifele-rindendi. Hicretin 282. senesinin ramazan ayının bitimine sekiz gece kala, cuma gecesinde doğdu. Annesi Şuğeb adında bir cariye idi. Oğlunun halifeliği zamanında Seyyide lakabıyla lakaplandı.

Muktedir Billah, kardeşi Müktefi'den sonra hicretin 295. senesinin zilkade ayının 14'ünde, pazar günü halifelik bey'atı aldı. O zaman kendisi onüç yaşından bir ay ve birkaç gün almıştı. Bu nedenle askerler hicri 296. senenin rebiyülevvel ayında küçüklüğünü ve bulûğa er-ttieyişini ileri sürerek onu hal' etmek ve yerine Abdullah b. el-Mutez'i halifeliğe geçirmek istediler, ama bunu başaramadılar. Bu iş -önceki kısımlarda da anlattığımız gibi- ikinci günde bozuldu. Sonra onu hicri 317. senenin muharrem ayımda hal' ettiler. Yerine kardeşi Muhammed el-Kahir'i halife yaptılar. Ama o da ancak iki gün halifelikte kalabildi. Sonra Muktedir Billah yine halifeliğe döndü.

Muktedir Billah; orta boylu, güzel yüzlü, güzel gözlü, omuzlarının arası geniş, güzel saçlı, yuvarlak yüzlü, pembe tenli, güzel huylu, saçı ^e Şakakları ağarmış, eli açık, cömert bir adamdı. İyi bir aklı, geniş "ir zekası, sağlam bir zihni vardı. Nafakaları bol verirdi. Hilafet ve riyaset işlerindeki rüsumatı fazlalaştırdı. Birşey ne kadar fazlalaşlr sa fazlalaşsın, sonunda mutlaka eksilir.

Muktedir Billah'ın sarayında 11.000 hadım hizmetçi vardı. Ayr, ca Saklebilerden, Farslardan, Rumlardan ve Sudanlılardan da birçok hizmetçiler vardı. Sarayında, ağaç evi denen bir bölüm vardı ki, ora da cidden çok eşya ve emtia vardı. Hicretin 305. senesi olaylarından bahsederken Bizans hükümdarının Bağdat'a gelişindeki hadiseleri anlatırken bu bölümden de bahsetmiştik.

Halife Muktedir Billah, bir gün bir gemiye bindi. Sık sık yemek yerdi. Yemeğin çabucak getirilmesini istedi. Fakat yemek gecikince kaptana: "Baksana! Senin yanında yiyecek birşey var mıdır?" diye sordu. Kaptan: "Evet." diye cevap verdi, sonra biraz oğlak eti ile güzel pişirilmiş yufka ekmeği ve başka yiyecekler getirdi. Halife bu yemeği beğendi. Sonra kaptanı çağırdı ve: "Yanında helva var mı? Çünkü ben yemekten sonra helva yemeden doyduğumu hissedemiyorum." dedi. Kaptan: "Ey mü'minlerin emiri, bizim helvamız hurma ve yağ usare-sidir." diye cevap verdi. Muktedir: "Ben bunu yiyemem." dedi. Sonra kendisine istemiş olduğu yemek getirildi, bunları da yedi. Helva getirildi, helvayı da yedi. Artanı tayfalara verdi. Ardından, şayet günün birinde gemiye binecek olursa o yemekten yesin, binmese de tayfalar yesin diye her gün 200 dirhem sarfedilerek yemek yapılmasını emretti. Bundan sonra kaptan, her gün 200 dirhem masraf ederek yemek yaptırıyordu. Bu hal birkaç sene böyle devam etti. Ama Muktedir, o günden sonra gemiye bir daha binmedi.

Muktedir'in has adamlarından biri, oğlunu sünnet ettirmeye karar verdi. Çok muazzam hazırlıklar yaptı. Güzel şeyler hazırladı. Sonra halifenin annesinden, düğünde davetlilere göstermek üzere, gümüşten yapılmış bir köy maketini istedi. Muktedir'in annesi de oğlunun yanında lütufta bulunarak bu gümüş köy maketini o adama tümüyle hediye etti. Bu maketteki bütün evler, yollar, sığırlar, develer, binekler, kuşlar, atlar, ekinler, meyveler, ağaçlar, nehirler; bir köyde bulunması gereken her türlü şeyler, hep nakışlı gümüşten yapılmıştı. Halife, sofrasının o adamın evine taşınmasını ve taze balıktan başka bir yemeğin yapılmamasını emretti. Düğün sahibi de 300 dinara taze balık satın aldı ve Muktedirin sofrasına 1.500 dinar para harcadı. Bu masrafların tümünü Muktedir'in kendisi karşıladı.

Halife Muktedir, Mekke ve Medine halkına, memurlara, işçilere bolca sadaka verip ihsanda bulunur, çokça nafile namaz kılıp oruç tutar ve ibadette bulunurdu. Ama o, yine de kendi arzu ve şehvetlerim herşeye tercih ediyor, cinsel arzularının emri dışına çıkmıyordu.

Birçok görevliler tayin ediyor, birçoğunu da azlediyordu. Renkten renge bürünüyordu. Nihayet hadim Munis'in kölesi tarafından Öldülünceye kadar bu tutumu devam etti. Hicri 320. senenin şevval ayının bitimine iki gece kala, Bağdat'ın Şemmasiye kapısı yanında öldü-rüldü. Bu sırada otuzsekiz yaşındaydı. Yirmidört sene onbir ay ve on-dört gün müddetle halifelik yaptı. Kendisinden önceki halifelere nis-betle, en fazla hilafet makamında kalan oydu.