El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Mütevekkil Alallah1n Biyografisi

Mütevekkil Alallah'ın asıl adı, Cafer b. Mutasını b. Reşid b. Mu-hammed el-Mehdi b. Mansur elAbbasî'dir. Mütevekkilin annesi, Şü-ca adındaki bir cariye olup akıl ve izan bakımından kadınların en yüksek derecelisi idi. …

Mütevekkil Alallah'ın asıl adı, Cafer b. Mutasını b. Reşid b. Mu-hammed el-Mehdi b. Mansur elAbbasî'dir. Mütevekkilin annesi, Şü-ca adındaki bir cariye olup akıl ve izan bakımından kadınların en yüksek derecelisi idi.

Mütevekkil Alallah, hicretin 207. senesinde Femüssulh'ta doğdu. Kardeşi Vasık'tan sonra hicretin 232. senesinin zilhicce ayının bitimine altı gün kala çarşamba günü halifeliğine bey'at edildi.

Hatib Bağdadî, onun tariki ile Abdullah'tan rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Merhametten yoksun olan hayırdan da yoksun olur."

Sonra Mütevekkil şu şiiri de okudu:

"Yumuşak huyluluk ve merhamet uğurdur. Ağırbaşlılık mutluluktur. Sen yumuşak huylulukta ve merhamette devam et, başarıya ulaşırsın.

Rivayetsiz akılda da hayır yoktur. Şüphe, gevşekliktir. Eğer serbestlik ve rahatı istiyorsan bu böyledir."

İbn Asakir, "Tarih'mde dedi ki: "Mütevekkil Alallah, babası Mu-tasım'dan ve Kadı Yahya b. Eksem'den hadis rivayet etmiştir. Kendisinden de Şair Ali b. Cehm ve Hişanı b. Ammar ed-Dımışkî hadis rivayet etmişlerdir! Halifeliği zamanında Mütevekkil Şam'a gelmiş ve Hanya'da bir saray inşa ettirmiştir.

Günün birinde Mütevekkil, adamın birine şöyle demişti:

"Kendisine itaat etmeleri için halifeler halka gazaplamrlar. Ben ise, beni sevmeleri ve bana itaat etmeleri için halka yumuşak davranıyorum."

Ahmed b. Mervan el-Malikî, Ahmed b. Ali el-Basrî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Mütevekkil, Ahmed b. Mazil ile diğer âlimlere haber göndererek onlan yanma davet etti, onlan kendi sarayında topladı. Sonra hususi odasından çıkıp yanlarına gelince hepsi ayağa kalktılar. Ahmed b. Mazil ise kalkmadı. Bunun üzerine halife, yanında bulunan Ubeydul-lah'a: "Herhalde bu bize bey'at etmeyi uygun görmüyor, öyle değil mi?" diye sordu. Ubeydullah da: "Ey mü'minlerin emiri, öyle ama gözünde biraz zayıflık var. Belki de seni göremedi." deyince Ahmed b. Mazil şu cevabı verdi:

- Ey mü'minlerin emiri, benim gözümde zayıflık yoktur. Ben seni Allah'ın azabından kurtarmak istedim. Zira, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

"Adamların kendisine saygı için kıyam etmelerini isteyen kimse Cehennem'deki yerini hazırlasın!" Ahmed'in bu cevabı üzerine Mütevekkil, gelip yanında oturdu.» Hatib Bağdadî'nin rivayetine göre şair Ali b. Cehm, halife Müte-vekkil'in huzuruna geldiğinde Mütevekkil'in elinde iki tane inci vardı, bunları evirip çeviriyordu. Şair Ali de şu kasidesini okudu:

"Urve'nin kuyusuna uğradığında onun suyundan çekip iç."

Mütevekkil de 100 dinar değerinde olan sağ elindeki inciyi ona verdi. Sonra şair Ali, şu şiirini okudu:

"Samarra'da bir emir var;

Denizler onun denizinden su alırlar.

Her olayda onun gazabından korkulur ve onun yardımı umulur.

Sanki o Cennet ve Cehennem'dir.

Hükümdarlık onda ve onun oğullarında olacaktır,

Geceler ve gündüzler devam ettiği sürece.

Her iki eli cömertlikte birbirinin kuması gibidir.

Cömertlik hususunda ellerinden biri diğerini kıskanır;

Sağ eli ne verirse,

Sol eli de onu verir."

Bunun üzerine Mütevekkil, sol elindeki inciyi de ona verdi. Ibn Asakir, Ali b. el-Cehmin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Mütevekkil'in gözdelerinden Fethiye, yanağına misk kokusuyla Mütevekkilin asıl adı olan "Cafer" adım yazıp huzuruna girmişti. Bunu gören Mütevekkil, biraz düşündükten sonra şu şiiri okumuştu:

"Yanağının üzerine misk kokusuyla Cafer adını yazan,

Misk kokusunu kalbime en tesirli şekilde yerleştirdi.

Sen misk kokusu ile yanağının üzerine bir satır yazdın;

Ben de kalbimin üzerine birkaç satır yazdım.

Ey gizlilikte ümidi ve arzusu Cafer olan;

Allah, dişlerinin arasından sana Cafer suyunu içirsin.

Ey hükümdarın mülkiyetinde bulunan;

Sen ona gizli aşikâr her zaman itaat edensin."

Sonra Mütevekkil, yanındaki araba emir verdi o da bu şiiri besteleyip kendisine okudu.»

Fetih b. Hakan dedi ki: «Bir gün Mütevekkil'in yanına gittim. Başını önüne eğmiş, düşünüyordu. Kendisine şöyle dedim:

- Ey mü'minlerin emiri, neyin var, niçin düşüncelisin? Allah'a yemin ederim ki, dünyada senden daha rahat yaşayan senden daha sakin kafalı olan biri yoktur.

- Nasıl yokmuş! Geniş bir evi, salih bir zevcesi ve hazırda geçimliği bulunan, bizi tanımayan, kendisine eziyet vermediğimiz, bize ihtiyacı olmayan, kendisini horlamadığımız bir kişi benden daha rahat bir yaşantı içindedir.»

Mütevekkil, halkı tarafından sevilen, sünnet âlimlerinin yardımına koşan bir kimseydi. Bazıları mürtedler tarafından öldürüldüğü için onu Ebu Bekir es-Sıddık (r.a.)'a benzetmişlerdi. Çünkü o, hakka yardım eder ve dine dönünceye kadar insanları zorlardı. Emevilerin haksızlıklarını telafi edip hak sahiplerine haklarını iade ettiği için de bazıları onu Ömer b. Abdülaziz'e benzetmişlerdi. O; sünneti ortaya koymuş, bid'atı yok etmeye çalışmıştı. Bid'atçılarm ateşlerini söndürmüştü. Bid'atlar yayılıp meşhur olduktan sonra onun zamanında geçersiz kılınmış ve yok edilmeye çalışılmıştı. Allah ona rahmet etsin.

Vefatından sonra adamın biri onu rüyasında görmüştü. Nur içinde oturuyordu. Adam diyor ki:

«Kendisine şöyle sordum:

- Sen Mütevekkil misin?

- Evet Mütevekkilim.

Rabbin sana nasıl muamele etti?

- Beni bağışladı.

- Ne sebeple bağışladı?

7- Azıcık ihya ettiğim sünnet nedeniyle beni bağışladı.»

ımed b. Hanbelin oğlu Salih'ten rivayet olunduğuna göre o, Mütevekkil'in vefat ettiği gecede adamın birinin semaya yükselerek şöyle dediğini nakletmiş:

"Bir hükümdar, adil hükümdar olan Allah'ın yanına sevkedildi.

O hükümdar faziletli olup atfederek insanlara lutufta bulundu, zulm etmedi."

Amr b. Şeyban el-Halebî dedi ki: Mütevekkil'in öldüğü gecede birinin şöyle dediğini işittim:

"Ey cesetler diyarında gözleri uyuyan;

Gözyaşlarını dök ey Amr b. Şeyban.

Şu pislikler grubunu görüyor musun ki onlar,

Haşimi sülalesinden gelen Feth b. Hakan'a neler yaptılar, görüyor musun?

Mazlum olarak Allah'ın huzuruna vardı, bütün sema halkı onun için üzüldü.

Ondan sonra üzerimize fitneler gelecek.

Bekleyin o fitneleri ki, görün nasıl fitnelerdir!

Cafer'e ağlayın, halifenize ağlayın.

Bütün insanlar ile cinler de onun için ağladılar."

Sabah olunca gördüğüm bu rüyayı halka anlattım. Nitekim Mütevekkil'in ölüm haberi bize ulaştı. O gecede öldüğü söylendi. Ondan bir ay sonra kendisini rüyada gördüm. Aziz ve Celü olan Allah'ın huzurunda duruyordu.

Kendisine sordum:

- Rabbin sana nasıl muamele etti?

- Beni bağışladı.

- Neden ötürü bağışladı?

- Azıcık ihya ettiğim sünnetten ötürü bağışladı.

- Şimdi burada ne yapıyorsun?

- Oğlum Muhammed'in buraya gelmesini bekliyorum ki, yumuşak huylu, ulu ve yüce Allah'ın huzurunda onunla davalaşayım!"

Önceki sayfalarda Mütevekkil'in nasıl öldürüldüğünü, ayrıca onun bu senenin, yani hicri 247. senenin şevval ayının dördünde çarşamba gecesi Mütevekkiliye'de (Mahuza'da) öldürüldüğünü anlatmıştık. Cenaze namazı çarşamba günü kılındı. Caferiye'ye defnedildi. Öldürüldüğünde kırk yaşındaydı. Ondört sene on ay üç gün süreyle halifelik yaptı. Esmer tenli, güzel gözlü, nahif bedenli, hafif şakaklı, boyu kısaya yakın bir kimseydi. Doğrusunu, noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir.