Muhammed b. Yezid b. Abdülekber Ebü'l-Abbas el-Ezdî es-Süma-lî. Nahivci Müberred diye de tanınır. Basrahdır. Lügatta ve Arap edebiyatında büyük bir âlimdi. Bu ilmi, Mazinî'den ve Ebu Hatim es-Si-cistanî'den öğrendi. Sebatkâr ve sika bir ravi idi. Sa'leb'e düşmandı. Edebiyatla ilgili "el-Kâmil fi'l-Edeb" adlı bir eseri vardı. Validen kaçıp Ebu Hatim'in yanında çöpler içerisinde gizlendiği için kendisine Müberred adı verilmişti.
Müberred demiştir ki:
«Bir gün, Rakka'da arkadaşlarımla birlikte akıl hastalarının ziyaretine gittik. Aralarında yeni yetme bir genç vardı. Üzerinde kıymetli giyecekler vardı. Bizi görünce: "Allah sizi yaşatsın, siz kimlerdensiniz?" diye sordu. Biz Iraklı olduğumuzu söyleyince: "Babam Irak'a ve İraklılara feda olsun. Ya siz bana bir şiir okuyun, ya da ben size okuyayım." dedi. Kendisine: "Sen bize oku." deyince akıl hastası genç bize şu şiiri okumaya başladı:
Allah biliyor ki ben üzüntülüyüm. Üzüntümü dağıtacak bir vesile bulamıyorum. Benim iki ruhum vardır; biri bir şehirde, diğeri başka bir şehirde, ikametin ruhuma fayda verdiğini sanmıyorum. Sabır buna fayda vermiyor, dayanıklılık da buna güç vermiyor. Uzakta olan ruhumun buradaki ruhum gibi olduğunu sanıyorum. O ruhum da, buradaki ruhumun hissettiklerini hissediyor."
Kendisine: "Vallahi, bu şiirin güzeldir. Bize biraz daha şiir oku." dedim. Genç şu şiiri okumaya başladı:
"Sabaha yakın kervanlarını çöktürdüklerinde;
Kervanlarına yük yüklediklerinde, deve benim hevesimi ve aşkımı harekete geçirdi.
Perde gerisinden ona bakmaya başladım.
O da bakışlarım üzerimde tuttu. Bakarken güzlerinden yaşlar ba-şanıyordu.
Kızıl dudaklı anem ağacının dallarını andıran parmaklan ile benimle vedalaştı.
Ben de kendisine şöyle seslendim: Ey deve, ayakların sevgiliyi taşıyıp götürmesin.
Vay gurbeteki halime! Bana ve onlara nasıl bir felaket geldi.
Bu gurbet diyarında uzaklık aramıza girdi, onlar göçüp gittiler.
Ey deveye binen sevgili! Çabuk ol ki, onlarla vedalaşayım.
Ey deveye binen göçücü, senin şu göçüşünde ecel vardır.
Ben ahdime sadıkım, dostluklarımı bozmadım.
Ah, keşke şu uzun ahid olmasaydı ve onlar gurbete gitmeselerdi."
Benimle birlikte olan öfkeli adamlardan biri o gence: "Onlar Öldüler." deyince genç: "Öyleyse, ben de ölürüm." dedi. Arkadaşım: "Sen bilirsin." deyince genç gerindi, oradaki sütunlardan birine yaslandı ve vefat etti. Biz kendisini defnetmeden oradan ayrılmadık. Allah ona rahmet etsin.»
Müberred, yetmiş yaşını aşmış iken vefat etti.

