Ahmed b. Ali b. Şuayb b. Ali b. Sinan b. Bahr b. Dinar Ebu Abdir-rahman en-Neseî. "Sünen" adlı hadis kitabının sahibidir.
Kendi çağında imamdı. Emsallerinden önde gelirdi. Zamanının faziletli âlimlerinden ve şahsiyetlerinden daha üstündü. İlim tahsil etmek ve hadis toplamak için çeşitli şehirlere seyahat etti, Mütahas-sıs imamlarla görüştü. Onlardan hadis dinledi. Kendilerinden şifahi olarak rivayette bulunduğu üstadlarının ders halkalarına katıldı. Onun üstadlarını "Tekmil" adlı kitabımızda sıralamış ve onların da biyografilerini anlatmışız dır. Birçok kimseler de kendisinden rivayetlerde bulunmuştur.
Çok sayıda hadis içeren "Sünen-i Kebir "i derlemiş ve hacimce ondan defalarca daha küçük olan kitabını onun içinden seçip telif etmişti ki, ben bu iki kitabı da dinlemişimdir. Bu Sünen'ini tasnif ederken, işi son derece itina ile yürütmüş; sadakattan, imandan, ilim ve irfandan asla ayrılmamıştır. Hafızası sağlam bir zattı.
Darekutnî'nin onun hakkında şöyle dediğini Hakim bize nakleder: "Ebu Abdirrahman en-Neseî, kendi çağdaşlarından, hadis ilmi ile meşhur olan kimselerden önde gelir. Kendi hadis kitabına "Sahih" adını verirdi."
Ebu Ali el-Hafız da Neseî için şöyle demiştir: "Hadis ricalini seçme hususunda Neseî'nin, Müslim b. Haccac'ınkinden daha zor şartları vardı. O İslâm âleminin hadis imamlarındandı. O, tartışmasız büyük bir hadis imamıdır."
Ebu Hüseyin Muhammed b. Muhafız el-Hafız, Neseî hakkında şöyle demiştir: "Mısır'daki şeyhlerimizin Neseî'nin önceliği ve imamlığı hususunda itirafta bulunduklarını işittim. Onu, gece gündüz iba-
TAJttım
eden, hac ve cihada aralıksız devam eden bir kimse olarak niteliyorlardı."
Neseî hakkında başka biri şöyle demiştir: "Bir gün oruç tutar, bir gün iftar ederdi. Dört zevcesi ve iki cariyesi vardı, çokça cinsel ilişkide bulunurdu. Güzel yüzlü, parlak renkli idi."
Anlatıldığına göre Neseî, hür zevceleri için nasıl birer gece ayırmış ise cariyeleri için de birer gece ayırırdı.
Darekutnî dedi ki: «Ebu Bekir b. Haddad, çok hadis rivayet eden bir kimsedir, ancak Neseî'den başka birinden hadis rivayet etmemiştir ve Neseî hakkında: "Kendimle Aziz ve Celil olan Allah arasında ben onu hüccet olarak benimsedim." demiştir.»
İbn Yunus dedi ki: "Neseî, hadiste imamdı. Sika, güvenilir, hafızası sağlam, sebatkar bir kimseydi. Hicretin 302. senesinde Mısır'dan
çıktı."
İbn Adiy dedi ki: «Fakih Mansur ile Ahmed b. Muhammed b. Se-lame et-Tahavî'nin şöyle dediklerini işittim: "Abdurrahman en-Neseî, Müslümanların imamlarından biridir."»
İmamların birçoğu da aynı şekilde Neseî'yi övmüşler, onun faziletli ve hadis ilminde önde gelen bir üstad olduğuna tanıklık etmişlerdir. Humus şehrinde hakimlik yaptı. Ben bunu, "Mu'cemu'l-Evsat" adlı eserinde Taberanî'nin rivayetine dayanarak şeyhimiz Mizzî'den duydum. Çünkü Taberanî, Mu'cemu'l-Evsat adlı eserinde Neseî'den bir rivayette bulunurken şöyle demiştir: "Humus hakimi Ahmed b. Şuayb (yani Neseî) bize rivayette bulundu ki..."
Anlatıldığına göre Neseî'nin dört karısı varmış. Kendisi son derece yakışıklıymış. Yüzü kandil gibi parlakmış. Her gün bir horoz yer, üzerine helal olan kuru üzümden yapılan naki (bir meşrubat) içermiş. Anlatıldığına göre o, biraz Şiiliğe meyilli imiş. Denilir ki: Neseî, Dımışk'a gitmiş. Ahali, kendilerine Muaviye'nin fazilet ve üstünlükleri konusunda birşeyler anlatmasını istemiş, ama o şöyle demiş: "Muavi-ye kendim kurtarsır hele bakalım! Bir de onun hakkındaki fazilet ve üstünlüklerden mi bahsedeceğim?" Böyle demesi üzerine halk kalkıp onun testislerine vurmaya başlamış. Nihayet onu, büyük camiden çıkıp kaçmak mecburiyetinde bırakmışlar. Bunun üzerine Dımışk'tan ayrılıp Mekke'ye gitmiş ve bu senede vefat etmişti. Mezarı Mekke'dedir. Hakim, Muhammed b, îshak el-İsafahanî tariki ile onun üstadla-nndan böyle nakilde bulunmuştur.
Darekutnî, Neseî hakkında şöyle demiştir: "O, kendi çağında Mısır meşayihinin fıkhı en iyi bileniydi. Sahih hadisi sahih olmayandan en iyi seçen oydu. Hadis ricalini en iyi tanıyan da oydu. Bu mertebeye yükseldiğinde onu çekemediler. O da çıkıp Remle'ye gitti. Kendisine Muaviye'nin faziletleri sorulduğunda cevap vermedi. Bunun üzerine
halk onu büyük camide dövdü. Kendisi de, "Beni Mekke'ye götürün." dedi. Hasta halde onu Mekke'ye götürdüler ve orada maktul ve şehid olarak vefat etti. Ahir ömründe kendisine şehitlik fazileti ve üstünlüğü nasib olmuştu. Hicretin 303. senesinde Mekke'de vefat etti."
Hafız Ebu Bekir Muhammed b. Abdüîgani b. Nokta'nın kendi el yazısı ile yazmış olduğu "Takyid" adlı eserinde ve Hafız Ebu Amir Muhammed b. Sadun el-Abderî'nin de kendi eliyle yazmış olduğu yazısında şöyle denilmektedir: "Ebu Abdirrahman en-Neseî, Filistin'in Remle şehrinde hicri 303. senenin safer ayının onüçünde, pazartesi günü vefat etti ve Beyt-i Makdis'e defnedildi."
İbn Hallikan'm ifadesine göre Neseî, bu senenin şaban ayında vefat etmiştir. Hz. Ali'nin ve Ehl-i Beyt'in faziletlerine dair "el-Hasais" adlı kitabı tasnif etmiştir. Çünkü o Dımışk'a geldiğinde, halkın Hz. Ali (r.a.)'den nefret ettiğini görmüştü. Halk kendisine Muaviye'nin faziletlerini anlatmasını teklif edince o, ağzına geleni söylemiş; bu nedenle halk onun testislerine vurmuş, o da bu yüzden vefat etmişti."
İbn Yunus ile Ebu Cafer et-Tahavî de böyle diyerek onun bu senenin safer ayında Filistin'de vefat ettiğini bildirmişlerdir.
Neseî, yaklaşık hicri 214. ya da 215. senede doğmuştur. Seksen-sekiz sene yaşamıştı.

