İsmail b. Abbad b. Abbas b. Abbad b. Ahmed b. İdris et-Talekanî. Künyesi, Ebü'l-Kasım'dı. Kafi'lKüfat lakabıyla meşhur bir vezirdi. Müeyyedü'd-Devle b. Rüknü'd-Devle b. Büveyh'in vezirliğini yaptı. İlim, fazilet, cömertlik, âlimlere ve yoksullara ihsanda bulunmak bakımından çok büyük bir şahsiyetti. Her sene ilim ehline harcanmak üzere Bağdat'a 5.000.000 dinar gönderirdi. Edebiyatta otoriteydi. Çeşitli ilimlere dair eserleri vardı. Çok miktarda kitap biriktirdi. Kütüphanesindeki kitaplar 400 deve ile taşınırdı. Büveyh oğullarının vezirlerinden-onun kadar faziletli başka bir kimse yoktur. Büveyhoğullan devleti 120 sene birkaç ay müddetle yaşadı. Sahib b. Abbad, efendisi Müeyyedü'd-Devle ile onun oğlu Fahru d-Devle'nin hizmetinde bulunurken keskin zekası ve iyi idaresi sayesinde elli kale fethetti. Şer'i ilimleri sever, felsefeden ve ona benzer olan ilm-i kelamdan, bid'at ürünü görüşlerden hiç hoşlanmazdı. Bir defasında ishale yakalandı. Tuvalete her gittiğinde çıkarken oraya on dinar bırakırdı ki temizlikçiler bu hastalığından ötürü rahatsız olmasınlar. Bu para sayesindedir ki temizlikçiler onun bu hastalığının uzun sürmesini istemişlerdi. Şifa bulduğunda evindeki bütün eşyaları yoksullara mubah kıldı. İsteyenin istediği eşyayı alıp götürmesine izin verdi. Evinde 50.000 dinar kadar değerinde eşya vardı.
Büyük üstadlardan, âli senetli hadisleri dinleyip rivayet etti. Bir zamanlar hadis yazdırmak için bir meclis düzenledi. İnsanlar gelerek hadis dinlediler ve yazdılar. Bu meclise önde gelen ümera da katılmıştı. Kendisi hadis dinleyip yazmak için gelen misafirlerin huzuruna çıktığında fakihlere özgü kisveyi giydi. Sultan adına yaptığı işlerde işlediği hatalardan ötürü tevbe edip artık Allah'a yönelmiş olduğuna cemaatı şahit tuttu. Yetişip kendini bildiği günden bugüne kadar babasının ve dedesinin bıraktıkları mirasla geçimini sağladığını halka anlattı. Ama sultanların işledikleri hatalardan ötürü kendisi pişmanlık duyup tevbe etmiş halde iken sultanların huzuruna girerdi. Kendi evinde tevbe yeri diye adlandırdığı bir odası vardı. Âlimler de onun sağlam bir şekilde tevbe ettiğine dair yazılı tanıklıkta bulundular. Hadis yazdırırken meclisine çok sayıda insanlar katılırdı. Kendisinden hadis dinleyip yazanlar arasında o gün Kadı Abdülcebbar el-Hemedanî ve benzeri büyükler, faziletli kimseler, önde gelen fıkıhçı ve muhaddisler de vardı. Kazvin kadısı ona çok kıymetli kitapları hediye olarak gönderdi. Bu hediyeleriyle birlikte şu şiiri de bir kağıda yazıp göndermişti:
"Amidî, Kafi11-Küfat'ın (Sahib Abbad'ın) kulu ve kölesidir. Çünkü o Önde gelen kadıların en akıllısıdır.
Yüksek meclise kıymetli kitaplar ve güzelliklerle dolu eserlerle hizmet etti."
Bu hediyeler kendisine ulaştığında Sahib Abbad bunlardan sadece bir kitabı alıp kabul etti. Gerisini iade etti. Mektubunun altına da şu beyitleri yazdı:
"Gönderilen hediyeler arasında sadece bir kitabı kabul ettik. Gerisini aynen iade ettik.
Ben çok malları ganimet edinecek biri değilim. Benim tabiatım "ver" demek değil, "al" demektir." Bir defasında içki meclisinde oturdu. Saki ona bir kâse sundu, içmek istediğinde hizmetçilerinden biri: "Elindeki şu şarap zehirlidir." dedi. O da: "Senin bu sözünü doğrulayacak bir şahit var mı?" diye sorunca hizmetçi: "Deneyebilirsin." diye cevap verdi. Kimin üzerinde bunu deneyebileceğini sorunca hizmetçi: "Saki üzerinde dene." Diye karşılık verdi. Sahib Abbad: "Yazıklar olsun sana, ben böyle bir şeyi helal görmüyorum. Saki üzerinde bunu denemek caiz olmaz." dedi. Hizmetçi: "Öyleyse bir tavuk üzerinde dene." diye karşılık verince Sahib Abbad: "Hayır, hayvana işkence yapmak da caiz olmaz." dedi. Sonra bardakta bulunan içkinin yere dökülmesini emretti ve sakiye: "Bugünden sonra konağıma girme!" dedi, ama ona yaptığı yardımları da kesmedi.
Vezir Ebü'1-Feth İbn Zilkifayeteyn onun aleyhinde girişimlerde bulundu. Nihayet Müeyyedü'dDevle onu vezirlikten azletti. Ebü'l-Feth de hemen onun yerine geçti. Bu bir süre böyle devam etti. Bir gece arkadaşları Ebü'l-Feth'in meclisinde toplanıp eğlenmekte iken o, sevincinin doruğuna ulaşmıştı. Meclisinde her türlü lezzet ve zevk onun için hazırlanmıştı. Bazı beyitler nazmetti. Şarkıcılar o yazdığı beyitleri kendisine okudular. Çok sevindi. Neşelendi ve kendinden geçti. Beyitler şunlardı:
"İlahımıza dua ettim, yüce şahsiyetlere çağrıda bulundum. Onlar bu duama ve çağrıma icabet ettiklerinde kadehi istedim.
Ve gençliğimin en güçlü demlerinde "İşte bu sevinmek anı ve zamanıdır" dedim.
Kişi kendi arzu ve emellerine kavuşunca;
Artık onun gideceği başka bir yol kalmaz."
Bundan sonra arkadaşlarına: "Yarın sabah yine içki içmeye yanıma gelin." dedi. Kalkıp yatak odasına geçti, sabah olmadan Müeyyedü'd-Devle onu tutukladı, evindeki bütün maî ve eşyaları müsadere etti. Ebü'l-Feth'e, insanlara ibret olacak muamelede bulundu ve Sahib b. Abbad'ı, vezirliğe yemden atadı.
İbnü'l-Cevzî'nin anlattığına göre Sahib b. Abbad can çekişirken hükümdar Fahrü'd-Devle b. Müeyyedü'd-Devle, bazı hususlarda kendisinin tavsiyelerini almak üzere onu ziyarete geldi. Sahib b. Abbad ona şu tavsiyeleri verdi:
"Yaptığım işleri aynı şekilde devam ettirmeni, hiçbir değişikliğe gitmemeni sana tavsiye ediyorum. Eğer benim yaptığım işleri aynıyla devam ettirecek olursan bu işler baştan sona sana nisbet edilir, ama değiştirecek olursan Önceki iyilikler sana değil de bana nisbet edilir. Ama iyiliklerin hep sana nisbet edilmesini arzuluyorum. Her ne kadar bunları sana öneren ben isem de bu iyiliklerin sana mal edilmesini istiyorum."
Bu sözleri Fahrü'd-Devle'nin hoşuna gitti ve Sahib b. Abbad'ın tavsiyelerine uydu. Sahib b. Abbad, bu senenin safer ayının bitimine altı gün kala, cuma günü, yatsı vaktinde vefat etti.
İbn Hallikan dedi ki: "Kendisi, 'Sahib' unvanını alan ilk vezirdir. Ondan sonraki vezirlere de bu unvan verildi. Ebü'1-Fadl b. Anıid'le çokça arkadaşlık ettiğinden ötürü ona bu ad verildi ve vezirliği boyunca bu unvanı kullandı."
"en-Naci" adlı kitabında Sabiî dedi ki: "Ona, Sahib unvanını takan kişi Müeyyedü'd-Devle'dir. Çünkü o küçük yaştan beri onun arkadaşı (sahibi) idi. O zamandan beri ona sahip unvanını takardı. Hükümdarlığa geçtiğinde onu vezirliğe tayin etti ve yine bu adını kullandı. Bu ad böylece kullanılmaya devam etti ve bu adla meşhur oldu. Kendisinden sonraki vezirlerede bu unvan verildi" Buildan sonra İbn Hallikan, Sahib b. Abbad'ın iyilik, fazilet ve üstünlüklerinden bir nebzecik nakletmiş, insanların onu övdüklerini söylemiş ve onun birçok eserlerini saymıştır. Eserleri arasında "el-Muhit fi'1-Luğa" adlı yedi ciltlik bir kitap vardır ki, lügatların çoğunu ihtiva eder. İbn Hallikan, onun şarapla ilgili bazı şiirlerim de nakletmiş tir:
"Cam kâse inceldi, şarap berraklaştı; İkisi birbirine benzediler, işler karıştı. Sanki bu şaraptır, cam kâse değildir. Sanki bu da cam kâsedir, içinde şarap yoktur."
İbn Hallikan dedi ki: "Sahib b. Abbad, bu senede altmış yaşma yaklaşmış iken Rey şehrinde vefat etti. Cenazesi İsfahan'a taşındı. Allah ona rahmet etsin."

