Ebu Temim künyesini taşırdı. Babasının ve kardeşi Aziz'in kurduğu devletin en büyük komutanlanndandı. Başından şöyle garip bir hadise geçmişti: Bağdat'a adam göndermiş ve gönderdiği adam onun için büyük parayla şarkıcı bir cariye satın almıştı. Cariye huzuruna getirildiğinde Temim, arkadaşlarını konağına misafir etmiş, sonra getirilen cariyeye şarkı okumasını emretmişti. Bağdat'ta bir adamı seven ve ona aşık olan cariye şu şarkıyı okudu:
"Hevesin intikalinden sonra ona ışıkları buralarda parıldayan bir şimşek göründü.
Sancağın yakınlarında ve çevresinde o ışıklardan ötürü ele geçirilmesi zor zerrecikler göründü.
Nasıl ışıldadığını görmek istedi ama o şimşeğe bakamaz hale geldi. Hüznü ona şiddetlice vurdu.
Gözyaşları da onun kipriğinin açılmasına müsaade etmedi."
Cariye ona daha başka şarkılar da okudu. Temim'in neşesi ayyuka çıktı ve cariyeye: "Mutlaka benden bir dilekte bulun." dedi. Cariye de: "Beni Bağdat'a göndermeni diliyorum, orada da bu beyitleri okuyayım." dedi. Temim buna çok üzüldü ama verdiği sözü yerine getirmekten ve cariyenin dileğini kabul etmekten başka bir çare bulamadı. Cariyeyi adamlarından biriyle Bağdat'a gönderdi. Adam cariyeyi muhafaza ile görevlendirilmişti. Irak yolundan onu Bağdat'a götürdü. Sabahleyin Bağdat'a girecekleri sırada karanlıklar içinde cariye kayıplara karıştı. Adam onun nereye gittiğini anlayamadı. Temim durumdan haberdar olunca çok üzüldü ve bu durum ağırına gitti. Pişmanlığın fayda vermediği bir sırada çok pişman oldu.

