Muhammed b. Ahmed b. İsmail Ebu Hüseyin b. Semun. Salih ve âlimlerden biri olup vaizlik yapardı. Kendisine; hikmetle konuşan adam denilirdi. Ebu Bekir b. Davud'dan ve onun tabakasındaki kimselerden rivayetlerde bulundu. Vaaz ve muamelat hususunda derin vukufu vardı. Keramet ve keşifleri görülmüştür.
Bir gün minberde vaaz verirken alt tarafta Ebu 1-Feth b. Kavvas bulunuyordu ki, o da meşhur salih insanlardandı. Ebü'1-Feth bir ara uyuklayınca İbn Semun vaazına ara verdi. Nihayet Ebü'1-Feth uyandı, uyandığında İbn Semun ona şöyle sordu:
- Rüyanda Rasûlullah (s.a.v.) mi gördün?
- Evet.
- İşte ben de seni uykundan uyandırmamak için konuşmama ara verdim.
Bir adamın kızı hastalanmıştı, ölmek üzereydi. Rüyada Rasûlullah (s.a.v.)'ı gördü. Rasûlullah (s.a.v.) ona şöyle dedi: "İbn Semun'un yanma git, evine gelsin, kızın için dua etsin. Allah'ın izniyle kızın şifa bulacaktır."
Sabah olunca adam, İbn Semun'un evine gitti. İbn Semun onu görür görmez ayağa kalktı. Elbiselerini giydi ve onunla birlikte evden dışarı çıktı. Adam onun vaaz meclisine gitmekte olduğunu sanıyordu. Kendi kendine: "Bu davetimi yoldayken kendisine söylerim, evime gelmesini söylerim." diyordu. İbn Semun, adamın evinin önünden geçerken kapıyı açıp içeri girdi. Hasta kızın getirilmesini istedi. Dua etti ve evden ayrılıp gitti. Kız da hemen o anda şifa buldu.
Halife Tai' Lillah, bir gün İbn Semun'a gazablanmış ve onu yakalayıp huzuruna getirmelerini emretmişti. İbn Semun'un başına bir felaket gelmesinden korkuldu. Fakat İbn Semun huzura varır varmaz oturdu ve vaaza başladı. Çoğunlukla Hz. Ali'nin sözlerim nakletti. Halife ağladı, öyle ki hıçkırıkları başkaları tarafından duyuldu. Sonra İbn Semun, ikram görmüş olarak halifenin huzurundan ayrılıp gitti. Sonra halifeye; "Onu çağırdığında gazablanmış olduğunu görmüştük." dediler. Halife şu karşılığı verdi:
"Onun, Hz. Ali aleyhinde konuştuğunu duymuştum ve cezalandırmak istemiştim. Ama yanıma geldiğinde en fazla Hz. Ali'den bahsetti onun sözlerini nakletti. Onun muvaffak bir kimse olduğunu anladım. Bana yeterince vaaz verdi, kalbimde ona karşı duyduğum kini
yatıştırdı."
Adamın biri rüyasında Rasûlullah (s.a.v.)'ı ve yanı başında Meryem oğlu İsa (a.s.)'i görmüştü. İsa (a.s.) Rasûlullah (s.a.v.)'a: "Benim /ümmetimde derin âlimler yok mudur? Benim ümmetimde manastır sahipleri yok mudur?" diyordu. O böyle demekte iken, bir ara vaiz İbn Semun da yanlarına gelmişti. Rasûlullah (s.a.v.), onu görür görmez İsa (a.s.)'a: "Senin ümmetinde böyle biri var mıdır?" diye sordu. İsa
(a.s.) da sustu.
İbn Semun hicretin 300. senesinde doğdu ve bu senenin zilkade ayının ondördünde perşembe günü vefat etti. Kendi evine defnedildi.
İbnü'l-Cevzî dedi ki: "Defnedilişinden iki sene sonra bulunduğu yerden çıkarılıp Ahmed b. Hanbel mezarlığına nakledildi. İki sene sonra evindeki mezarından çıkarıldığında kefenleri henüz çürümemişti. Allah rahmet etsin.

