Rey şehrinde doğdu, orada yetişti. Sonra Nisabur'a taşındı. Vefatına kadar orada kaldı. Bağdat'a da gitmişti. Anlatıldığına göre duası müstecab olan bir kimseymiş.
Hatib Bağdadî dedi ki: «Abdülkerim b. Hevazin'in bize naklettiğine göre Ebu Osman şöyle demiş: "Kırk seneden beri Cenâb-ı Allah hoşlanmadığım bir hale beni sokmadı ve kızacağım bir duruma da intikal ettirmedi."»
Ebu Osman şu şiiri okurmuş:
"Kötü yaptım, iyi yapmadım, günah işledim, sevap işledim, kaçıp sana geldim.
Kulun efendisinin elinden kaçıp gidebileceği bir yer var mı ki? Kul bağışlanmayı ümid eder, eğer bu ümidi boşa çıkarsa, Yeryüzünde ondan daha ziyana uğramış biri yoktur."
Hatib Bağdadî'nin rivayetine göre Said b. İsmail'e: "Sence sevap kazanman hususunda sana en fazla ümit veren amelin hangisidir?" diye sormuşlar. O da şu cevabı vermiş:
«Rey'de iken yetişip delikanlılık çağıma geldiğimde ailem beni ev-
lendirmek istedi, ama ben onların bu isteklerine icabet etmedim. O sıralarda bir kadın bana gelip şöyle dedi: "Ey Ebu Osman, sana o ka-a&x aşık olmuşum ki, artık uykularım kaçtı, rahatım kalmadı. Kalpleri elinde tutan Allah rızası için benimle evlenmeni istiyorum."
Ben ona: "Senin baban var mı?" diye sordum, o da: "Evet" diye ce-vap verdi. Babasının yanına gittim, kızıyla evlenme talebinde bulundum- Şahitleri çağırdı, şahitler huzurunda kızıyla evlendim. Gerdeğe girdiğimde kadının tek gözlü, topal, çirkin ve biçimsiz bir yaratılışı olduğunu gördüm ve: "Allah'ım, bana takdir ettiğin bu eşten ötürü sana hanıdolsun." dedim. Ailem, o kadınla evlendiğimden Ötürü beni kı-nıyordu. Ama ben, ona fazlasıyla ihsan ve ikramda bulunuyordum. Hatta eşim bazan beni yanında alıkoyuyor ve bazı meclislere gitmeme engel oluyordu. Dahası, bazan kendimi ateş közü üzerindeymişim gibi hissediyordum. Ama bu durumumu ona açıklamıyordum. Bu hal onbeş sene kadar devam etti. Onu kalbinde bana olan sevgisinden daha kıymetli tuttum, hukukuna riayet ettim. İşte bu yaptığım işten büyük sevap kazanacağımı ümid ediyorum.»

