Ahmed b. Ali b. Sabit b. Ahmed b. Mehdi Ebu Bekir el-Hatib el-Bağdadî. Meşhur hadis hafizlanndandır. Tarih-i Bağdat'ın ve diğer bir çok eserin sahibidir ki eserleri altmış'a yaklaşmaktadır. Hatta 100 tasnif eseri bulunduğu da söylenmiştir. Doğrusunu Allah bilir.
Künyesi Ebu Bekir Hatib Bağdadî'dir. Evet, Hatib Bağdadî hicretin 391. senesinde doğdu. 392. senede doğduğuna dair zayıf bir rivayet de vardır. İlk olarak hicretin 403. senesinde hadis dinlemeye başladı. Bağdat'ta yetişti. Ebu Tayyib et-Taberî'den ve Şeyh Ebu Hamid el-İsferainî'nin arkadaşlarının bir çoğundan fıkıh dersleri aldı. Çok hadis dinledi. Basra'ya, Nisabur'a, İsfahan'a, Hemedan'a, Şam'a ve Hicaz'a seyahatlerde bulundu. Kendisine hatib adı verildi. Çünkü o, Derbi Reyhan Camii'nde hutbe irad ederdi. Mekke'de Kadı Ebu Abdullah Muham-med b. Sülame elKudaî'den hadis dinledi. Sahih-i Buharî'yi İmam Ah-med'in kızı Kerime'nin huzurunda beş günde okudu.
Bağdat'a döndü. Vezir Ebü'l-Kasım b. Mesleme'nin yanında itibar sahibi oldu. Hayber Yahudileri kendilerinden cizye alınmayacağına dair Peygamber mektubu bulunduğunu iddia ettiklerinde Vezir Ebü'l-Kasım b. Mesleme, Hatib Bağdadîye bu uydurma mektubu gösterdi. Hatip de şöyle cevap verdi:
- Bu uydurma bir mektuptur.
- Uydurma olduğunu ispatlayacak delilin nedir?
- Çünkü bu mektupta Muaviye b. Ebi Süfyan'm şahitliğinden söz edilmektedir. Oysa Muaviye, Hayber savaşında henüz Müslüman olmamıştı. Çünkü Hayber savaşı hicretin yedinci senesinde vuku bulmuştu. Muaviye, hicretin sekizinci senesinde Mekke'nin fetni zamanında müslüman olmuştur. Yine bu mektupta Sâ'd b. Muaz'ın şahidliğin-den bahsedilmektedir. Oysa Sa'd, Hayber savaşından önce hicretin beşinci senesinde vefat etmiştir.»
İnsanlar, Hatib Bağdadî'nin bu konuşmasını takdirle karşıladılar.
Hicretin 450. senesinde Bağdat'ta Besasirî savaşı meydana geldiğinde Hatib Bağdadî Şam'a gitti. Dımaşk'ta Emevi Camii'nin doğu tarafındaki minaresinin alt tarafında insanlara hadis okumaya başladı. Gür sesliydi. Sesi caminin her tarafından duyuluyordu. Bir gün insanla-
tt Abbas'ın faziletlerinden bahsederken Fatimî taraftarları olan R3 fziler ona hücum ettiler. Onu öldürmek istediler. O da Şerif ez-7nebî'den kendisine eman vermesini diledi. Şerif de onu himayesine İH Sonra Dımaşk'tan gitti. Sur şehrinde ikamet etti. Ebu Abdillah es- "'i birçok tasnifatım zevcesinden emanet alarak kendi el yazısıyla etti. Sonra Bağdat'a döndü. Dinlediği ve duyduğu bazı şeyleri Allh't kdii 1000 di
1 kletti. Cenâb-ı Allah'tan kendisine 1.000 dinar vermesini ve Mansur Tamü'nde tarjh okutmasını dilemişti. 1.000 dinara yahut o miktara yakın altına sahip oldu. Can çekişirken yanında 200 kadar dinar vardı. Bu paraların hadisçilere verilmesini vasiyet etti. Sultandan da bunu onaylamasını rica etti. Çünkü geride mirasçı bırakmayacağını ifade etti. Sultan da onun bu isteğini kabul etti.
Hatib Bağdadî'nin faydalı birçok eserleri vardır: Tarih-i Bağdat, Ki-tabü'l'Kifaye, el-Câmi, Şerefu Ashabi'l-Hadis, el-Müttafak ve'1-Müfte-rak, es-Sabit ve'1-Lahid, Telhisü'l-Müteşabih fi'r-Resm, Fadlü'î-Vasıl, Rivayetü'1-Abâ Ani'1-Ebnâ, Rivayetü's-Sahabe ani't-Tabiin, İktizâül-İlm li'1-Amel. el-Fakih vel-Mütefakkih.
İbnü'l-Cevzî, onun eserlerini el-Muntazam adlı kitabında sıralamış ve şöyle demiştir: «Denilir ki bu eserlerin çoğu Ebu Abdullah es-Surî'ye aittir. Yahut Ebu Abdullah es-Surî bunları yazmaya başlamış, Ancak Hatib Bağdadî bunları tamamlamış ve kendisine ait olduklarını söylemiştir.»
Hatib Bağdadî'nin kıraati güzel lafızları fasihti. Edebiyatı bilir, şiir söylerdi. Önceleri Hanbelî mezhebine mensub olup bu mezhebin savunuculuğunu yapardı. Daha sonra Şafiîliğe intikal etti. Ardından da Hanbelî mezhebinin taraftarlarını elden geldiğince eleştirmeye ve imam Ahmed b. Hanbel'in adamlarının aleyhinde konuşmaya başladı. Onları kötülemekte acaip desiseleri vardı.
Sonra Îbnül-Cevzî, İmam Ahmed'in arkadaşlarım savunmaya ve Hatib Bağdadinin bu hususda işlediği ayıpları ve yaptığı desiseleri anlatmaya başladı. Onun dünya muhabbeti beslediğini, dünya ehline me-yılu olduğunu uzun uzadıya açıkladı ve onun güzel anlamlı sağlam vezinli bir kasidesini şiirlerine örnek olarak nakletmiştir:
yemin ederim ki bir evin resmi beni hüzünlendirmedi. H UruP baktım; şarkıcıların resimleri de beni hüzünlendir-
evguınin kaldığı çadırın izi de gözlerimden yaş akıtmadı. A tu ^ar^cı okuyanların hatırası beni hiç de hüzünlendirmedi. ^ŞK hiçbir gün bana hakim olamadı.
en de ona karşı koymadım; O benim yulanmı salıverdi, kendime tamahlandırmadım.
Aşkın Öldürdüğü nice kimseler vardır. Bunların sayısı belirsizdir.
Aşk beni serbest bıraktı.
Onun aşıklara ne gibi kötülükler yaptığım,
Onların ne kadar alçaklıklarını bilirim.
Samimi ve menfaat beklemeden dostluk gösterecek bir kardeş aradım.
Ayıpsız kusursuz ve dilini de tutan birini istedim.
Ama karşılaştığım her kardeşte mutlaka uzaklıkta ve yakınlıkta nifak gördüm.
Zamanımız daki insanlarda hayır yoktur.
Onlarda anlam ifade etmeyen suretler görürsün.
Hepsi bu niteliktedirler.
Sadece bir iki kişi gösterebilirim. Falan samimidir, falan samimidir
diyebilirim.
Zamanın felaketleri karşısında bana muvafakat edecek hiç bir kimse göremeyince zamanımın boşluğundan dolayı kendim feragatte bulunarak sabrettim.
Karşılaştığım musibetlerden ötürü sızlanmadım.
Zorlu hallerde miskinlik göstermedim.
Yeter artık benden vazgeçmez misin? demedim.
Aksine ben yürekli, kalbi metin, direniş gösteren biri oldum.
İffetimi korudum. Kılıcımın ve mızrağımın ucuyla gelen rızıktan başka bir rızkı tercih etmedim.
Alevler içinde aranan bir izzet,
Cennetler içindeki zilletten daha lezzetlidir benim için.»
İbn Asâkir, kendi tarihinde Hatib Bağdadî1 nin biyografisini kendi adeti üzere güzelce nakletmiş ve onun şu şiirini de bize Örnek olarak göstermiştir:
«Ey Dünya kardeşi, dünyanın aldatıcı süsüne aldanma. Sevinci burada peşin olarak verilen yaşamın lezzetlerine de heveslenme.
Zaman o kadar çabuk dönmektedir ki,
Onun yaptıkları, insanlara apaçık görünmektedir.
Nice bal içen var ki onun ölümü o baldadır.
Nice kılıç kuşanan var ki, o kılıcıyla boğazlanmıştır.»
Hatib Bağdadî bu senenin zilhicce ayında pazartesi günü kuşluk vaktinde öldü. Vefat ederken yetmişiki yaşındaydı. Bağdat'ın Nizamiye medresesi civarında Derbü's-Silsile'deki evinde ruhunu teslim etti. insanlar onun cenazesine katıldılar. Naaşı taşındı. Naaşım taşıyanlar arasında Şeyh Ebu İshak eş-Şirazî de vardı. Hatib'in cenazesi Bişr-i flfî'nin mezarının yanına defnedildi. O mezarı daha önce bir başkası , jj şahsı için hazırlatmıştı. Ona bu mezarını Hatib'e bırakmasını söy-1 diler. Adam cimrilik yaptı. Kabul etmeyince orada hazır bulunanlardan biri kendisine şöyle sordu:
- Allah aşkına söyle. Sen ve Hatib, Bişr'in yanında oturacak olursanız Bişr hanginizi kendi yanına oturtur?
- Hatib'i oturtur.
- Öyleyse bu mezarı Hatib'e bağışla.
Adam da mezarını Hatib'e bıraktı. Hatib oraya defnedildi. Allah rahmet etsin. Günahlarını bağışlasın.
Hatib, kendisi ve emsalleri hakkında şöyle denen bir kimsedir:
«Her tarih üzerinde çalıştın.
Nihayet adının tarihe yazıldığını gördün.»

