Ali b. Muhammed b. Ali b. İmadüddin Ebü'l-Hasan et-Taberî. Key-ya el-Herasî diye bilinir. Büyük fikıhçılardan, Şafiî reislerinden biridir. Hicretin 450. senesinde doğdu. İmamü'l-Haremeyn'den ders aldı. O ve Gazzali, Îmamü'l-Harameyn'nin en büyük öğrencileriydiler. Bunların ikisi de Bağdat'ta Nizamiye'de müderrisliğe tayin edildiler. Ebü'l-Hasan Ali b. Muhammed, fesahatlı konuşan, gür ve güzel sesli bir kimseydi. Nisabur'daki Nizamiye medresesinin yetmiş ayaklık merdivenlerini tırmanırken her merdivenin basamağında İblis'e yedişer kez lanet okurdu. Çok miktarda hadis dinledi. Fetva verdi. Ders okuttu. Büyük ve faziletli kimselerden olup fakihlerin de önderlerindendi. İmam Ahmed b. Hanbel'in münferiden rivayet ettiği ve bir ciltte toplanan hadislere
reddiye babında bir kitap yazmıştır. Başka tasnif eserleri de vardır. Bir zamanlar Batınilerle işbirliği içinde olmakla itham edilmiş; bu yüzden müderrislikten alınmıştı. Sonra aralarında İbn Ukayl'm da bulunduğu bir grup alim onun suçsuzluğu yolunda tanıklık yapınca tekrar müderrisliğe iade edildi. Bu senenin muharrem ayının başında perşembe günü ellidort yaşında vefat etti. Şeyh Ebu İshak eşŞirazî'nin mezarının yanına defnedildi. İbn Hallikan'm ifadesine göre Ali b. Muhammed hadis ezberler ve ezberlediği hadislerle karşısına çıkan kimselerle münazara yapardı. O şöyle demişti:
«Hadis kahramanları savaş meydanlarında dolaştıklarında ve fir-tınalar estiğinde, kıyasçıların kelleleri uçar.»
Seleften birinin rivayetine göre kendisine hadis kitaplarının fakih-ler için vasiyet kapsamına girip girmiyeceği hususunda fetva sorulmuş, o da bunun vasiyet kapsamına gireceğini söylemiş ve şu hadisi delil olarak ileri sürmüştü:
«Ümmetimden kırk hadis ezberleyen bir kimseyi Cenâb-ı Allah kıyamet gününde alim olarak diriltip hasreder.»
Kendisine Muaviye oğlu Yezid hakkında soru sorulmuş, o da onun oyunla meşgul olan asık bir kimse olduğunu, bu sebeple ona sövülebile-ceğini söylemişti. Gazzalî'ye gelince o bu hususta Ali b. Muhammed'e muhalefet etmiş, Yezid'e sövüp lanet okumanın caiz olmadığım, çünkü onun müslüman bir kişi olduğunu ve Hz. Hüseyin'in öldürülüşüne razı olduğunun tesbit edilemediğini; tesbit edilse bile bunun ona lanet okumayı caiz kılamayacağını, çünkü katilin lanetlenmesinin doğru olmadığını, özellikle de tevbe kapısının açık olduğunu, kullarından tevbeleri kabul eden zatın bağışlayan ve esirgeyen bir zat olduğunu ifade etmişti. Gazzalî sözüne devamla şöyle demişti: «Yezid'e rahmet okumaya gelince, bu caiz, hatta müstahaptır. Biz de ona diğer Müslümanlar ve mü'minlerle birlikte genel olarak namazlarda rahmet dileriz.»
ibn Hallikan bütün bunları Keyya el-Herasî'nin yani Ali b. Muhammed'in biyografisini anlatırken detaylı olarak nakletmiştir. Keyya el-Herasî yani Ali b. Muhammed; kadri yüce, Önder, saygın bir kimseydi. Doğrusunu Allah bilir.

