El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Büyük Ve Adil Hükümdar Mahmud B. Sebüktekin

Künyesi Ebu'l-Kasım'dır. Yeminü'd-Devle Eminü'l-Mille lakabını almıştır. Gazne'nin ve oraya bağh mıntıkaların hükümdarıydı. Askerlerine Şamaniler denilirdi. Çünkü babası onlara hükümdarlık yapmıştı. Hicretin 337. …

Künyesi Ebu'l-Kasım'dır. Yeminü'd-Devle Eminü'l-Mille lakabını almıştır. Gazne'nin ve oraya bağh mıntıkaların hükümdarıydı. Askerlerine Şamaniler denilirdi. Çünkü babası onlara hükümdarlık yapmıştı. Hicretin 337. senesinde babası vefat ettikten sonra Mahmud, Samanile-rin başına geçti. Askerlerine ve diğer halk tabakasına güzelce, adilce muamelede bulundu. İslâmın zaferi için büyük çabalar harcadı. Hindistan'da ve diğer bir çok yerlerde büyük fetihlerde bulundu. Şam yüceldi. Memleketi genişledi. Reayası çoğaldı. Adaletinden ve cihad edişinden ötürü hakimiyet süresi uzadı. Tabiî buna Allah'ın lutfiınun da katkısı olmuştu. Memleketinin diğer mıntıkalarında Kadir Billah adına hutbe okunurdu. Mısır'dan Fatimî elçileri ona mektuplar ve hediyeler getirirlerdi ki, onu kendi taraftarları yapsınlar. Ama o, getirilen mektupları ve hediyeleri yakardı.

Ne kendisinden Önce ne kendisinden sonra hiçbir hükümdara nasib olmayacak şekilde Hindistan'da kâfir şehirlerinden bir çoğunu fethetti. Sayılamıyacak ve ölçü altına alınamayacak kadar altın, inci ve mücevheratı ganimet edindi. Yine çok miktarda esir aldı. Bir çok putları kırdı. Putlardaki zinetleri ganimet edindi. Bütün bunlar önceki senelerin olaylarından bahsedilirken detaylı olarak anlatılmıştır. Kırdığı Hindistanlıların putlarından meşhur biri vardı ki ona Som-nan deniliyordu. Bu putun üzerinde 20.000.000 dinar değerinde altın zi-net vardı. Hindistan'ın Saynal adındaki en büyük hükümdarını da mağ-lub etmişti. Müslüman olmayan Türklerin İlig Han adındaki büyük hakanını da hezimete uğratmış, Samanî hakimiyetini yıkmıştı. Samanîler Semerkand ve çevresinde âleme hükmetmişler, sonra helak olmuşlardı.

Ceyhun nehri üzerinde bir köprü yaptırdı ki diğer hükümdarlar ve halifeler bunu yapacak güçte değillerdi. Bu köprü inşaatına 2.000.000 dinar sarf etti. Bunu başkaları yapamamışlardı.

Mahmud b. Sebüktekin'in ordusunda 400 savaşçı fil vardı. Bu da cidden muazzam ve korkunç bir şeydir. Anlatımı burada uzun sürecek faaliyetlerde bulunmuştu. Bununla beraber o son derece dindar, ırzı temiz bir kimseydi, günahlardan ve^ünah işleyenlerden hiç hoşlanmaz, onlarla arkadaşlık etmez, seslerini dahi duymak istemezdi. Onun memleketinde herhangi bir kimse günah işlemeye, içki içmeye ve daha başka kötülükleri irtikâb etmeye cesaret edemezdi. Oyun ve eğlencelerden ve bu işlerle uğraşanlardan hiç hoşlanmazdı. Alimleri, hadisçileri sever onlara ikramda bulunur, onlarla beraber oturup kalkardı. Hayır yapan dindar ve salih kimseleri de sever onlara ihsanda bulunurdu. Önceleri Hanefîydi. Sonra İmamü'l-Haremeyn ve diğerlerinin anlattıklarına göre Ebu Bekir el-Kaffal es-Sağir vasıtasıyla Şafiîliğe geçmişti. İtikadda Keramiye mezhebine mensuptu. Meclisine katılanlar arasında Muhammed b. Heysem de vardı. Muhammed b. Heysem'le Ebu Bekir b. Fu-rek arasında arş meselesi üzerine Sultan Mahmud'un huzurunda münazaralar cereyan etmişti. Bunu İbnü'l-Heysem kendi eserinde anlatmıştır. Bu münazaralar neticesinde Sultan Mahmud, İbn Heysem'in görüşüne taraftar olmuş, İbn Furek'i beğenmemiş, konuşmalarından ötürü ona düşman olmuş, memleketten sürgün edilmesini emretmişti. Çünkü İbn Furek Cehmiye'nin görüşüne muvafakat ediyordu.

Sultan Mahmud b. Sebüktekin, adil ve mazbut bir kimseydi. Adamın biri gelip ona şöyle bir şikayette bulundu: Sultan Mahmud b. Sebük-tekin'in kızkardeşinin oğlu gelip kendisinin evine ve hane halkına her zaman hücum ediyor, kendisini evden dışarı çıkarıyor, karısıyla halvet oluyordu. Adam ne yapacağını şaşırmıştı. Bu durumu yetkililerden her kime şikayet ediyorsa şikayet ettiği yetkili, hükümdardan korktuğu için durumu hükümdara anlatmaya cesaret edemiyordu.

Sultan Mahmud b. Sebüktekin bu meseleyi duyunca çok öfkelendi. Adama dedi ki: «Yazıklar olsun sana ama bundan sonra yeğenim senin evine gelecek olursa sen hemen koş bana gel, durumu bana bildir. Ama yanıma gelmene engel olacak yetkililere bu durumu sakın anlatma. Yeğenim geceleyin de olsa sizin eve gelirse mutlaka yanıma gel ve durumu bana bildir.»

Sonra Sultan Mahmud, mabeyincilerini çağırdı ve onlara «Bu adam gece veya gündüz her ne zaman yanıma gelmek isterse sakın ona engel olmayasınız.» dedi. Adam da sultana dua edip sevinerek saraydan ayrıldı. Bir veya iki gece geçmeden sultanın genç yeğeni yine o adamın evine hücum etti, adamı evden kovdu. Karısı ile halvet oldu. Adam ağlayarak saraya geldi. Kendisine hükümdarın uyumakta olduğunu söylemeleri üzerine adam «Hükümdar gece veya gündüz her ne zaman yanma gelecek olursam kendisiyle görüşmeme engel olmamanızı size söylemişti» deyince hükümdarı uyandırdılar. Hükümdar o adamla birlikte yeğeninin bulunduğu yere gitti. Yanına hiç kimseyi almadı. İçeri girdiklerinde yeğeninin o adamın karısıyla aynı yatakta olduğunu gördü. Yatağın yanında yanmakta olan bir mum vardı. Hükümdar mumu söndürdü. Sonra gelip yeğeninin başını kopardı ve adama «haydi, bana biraz su getir» dedi. Adam suyu getirdi. Hükümdar içti. Sonra gitmeye kalktı. Adam ona şöyle dedi:

- Allah aşkına söyler misin, mumu neden söndürdün?

- Yazıklar olsun sana öldürdüğüm adam kızkardeşimin oğludur. Onu boğazlarken mum ışığında da olsa görmek istemedim.

- Peki niçin acelece su getirmemi istedin?

- Sen bu durumu bana anlattığından beri hakkını vermeden ve sana yardım etmeden yemek yememeye ve su içmemeye yemin etmiştim. Durumu bana anlattığından bu yana susuzdum. İşte bu yaptığımı gördün. Ondan sonra su istedim.

Adam ona dua etti. Sultan Mahmud da sarayına döndü. Kimsenin bundan haberi olmadı.

Sultan Mahmud mizaç bozukluğu hastalığına yakalandı. Bununla birlikte iki sene müddetle ishal oldu. Bu süre zarfinda yatağa uzanmadı. Bir şeye yaslanmadı. Çok güçlüydü. Ayrıca hastalığı şiddetli ve mizacı bozulmuş olduğundan yatağa uzanamıyordu. Yanına konulan bir yastığa dayanıyordu. Böylece hükümdarlık meclisinde oturuyor, normal adeti üzere halk arasında hükmünü veriyordu. Nihayet bu senenin rebi-yülahir ayının bitimine yedi gün kala perşembe günü altmışüç yaşında vefat etti. Ömrünün otuzüç senesini hükümdarlıkta geçirdi. Çok miktarda servet bıraktı. Terekesi arasında yetmiş rıtl (yaklaşık 32 kilo 200 gr.) mücevher vardı ki, bunun kıymeti büyüktü. Allah taksiratını affetsin ve onu bağışlasın. Kendisinden sonra yerine oğlu Muhammed geçti ondan sonra da hakimiyet diğer oğlu Mesud'un eline geçti. Mesud babasına benzedi.

Bazı alimler Sultan Mahmud'un yaşantısı, hükümdarlığı, fütuhatı hususunda eserler tasnif etmişlerdir.