Ebu Ali Hasan b. Ali ed-Dakkak Nisaburluydu. İnsanlara vaaz verir, hallerden ve marifetten bahsederdi. Şu sözler ona aittir:
«Dünyası için bir kimseye tevazu eden insamn dininin üçte ikisi gider. Çünkü o tevazu gösterdiği adama dili ve organlarıyla teslimiyet ar-zedip alçalmıştır. Şayet o adama kalbinde tevazu gösterirse veya ona saygı göstermek gerektiğine inanırsa, dininin tamamı gider.»
Ebu AH şu âyet-i kerime hakkında da şöyle bir açıklamada bulunmuştur:
«Artık beni anın. Ben de sizi anayım.» (el-Bakara, 152).
«Hayatta iken beni anın ki ölüp toprak altına girdiğinizde de ben sizi anayım. Çünkü o zaman yakınlarınız, dostlarınız ve arkadaşlarınız sizden uzaktadırlar.»
«En büyük belâ, senin istemen ama başkalarının seni istememesidir. Senin başkalarına yaklaşman ama başkalarının seni kovup uzak-laştırmasıdır.»
Şu ayet-i kerime okunduğunda da alttaki şiiri inşad etmiştir:
«Onlara sırt çevirdi, «Vah! Yusuf a yazık oldu, dedi.» (Yusuf, 84).
«Biz Leyla ile aklımızı kaçırdık, ama o bizden başkasına sevdalanıp aklını kaçırdı.
Bir başkası da bize tutkun olup aklını kaçırmıştır. Ama biz onu istemiyoruz.»
Peygamber (s.a.v.)'in şu hadisi üzerine de şöyle demişti:
«Cennet zorluklarla çevrelenmiştir.»
Bu cennet bir yaratık olduğu halde çok zorluklara katlanılarak ona ulaşılabileceğine göre ezeli olan Allah'a nasıl ulaşılabileceğini varın siz düşünün.»
Şu hadis üzerine de şöyle demişti:
«Kalbler kendisine iyilikte bulunana karşı sevgi duyma meyli ile yaratılmışlardır.»
«Hayret ediyorum! İnsan Allah'tan başka kendisine iyilik ve ihsanda bulunan bir zatı göremediği halde nasıl oluyor da bütün varlığıyla Allah'a meyledip yönelmiyor?»
Ben derim ki: Onun bu hadis üzerine söylediği sözler güzeldir ama, hadisin kendisi sahih değildir.

