Askerler perişan halde Haleb'e döndüklerinde yemini bozduklarına ve sultana karşı geldiklerine pişman oldular. Sultan Selahaddin'den korktukları için şehrin korunması için gerekli istihkâm tedbirlerini aldılar. Musul enıiri de çabucak yerine ulaştı. Mola vermeden yoluna devam etti. Nihayet şehrine girdi. Sultan Selahaddin de ganimet taksimini tamamladıktan sonra son derece güçlü bir halde Haleb'e doğru sür'at-le gitti. Haleb'in etrafında istihkâm tedbirleri alındığım gördü ve kimse bize karşı koymasın diye önce şehrin çevresindeki kaleleri fethedelim sonra şehri ele geçirmek için harekete geçelim, dedi ve çevredeki kaleleri birer birer fethetmeye, hakimiyet temellerini teker teker yıkmaya başladı. Merağa ve Menbic'i fethetti. Sonra Azaz'a yürüdü. Bu arada Halepliler Sinan'a yardım için haber saldılar.
O da Sultan Selahaddin'i öldürmek için bir grup askeri görevlendirip yola koydu. Bunların bir kısmı Selahaddin'in askerlerinin kılığına bürünerek safları arasına sızdılar, savaştılar ve birgün Sultan Selahaddin cephede dolaşmakta iken fırsatı bulan bu fedailerden biri Sultan Selahaddin'e saldırdı; elindeki bıçakla Sultan Selahaddin'in başına vurdu, ancak sultan miğfer giydiğinden Allah onu ölümden kurtardı. Yalnız bıçak, yanağına isabet etti ve hafifçe yaraladı. Sonra bu saldırgan fedai, sultanı yere yatırıp boğazlamak istedi. Çevresindekilerse dehşete kapılmışlardı. Sonra akılları başlarına gelince hep birlikte saldırganın üzerine atıldılar. Onu öldürüp parça parça ettiler. Sonra aynı anda bir başka fedai sultana hücum etti. O da öldürüldü. Sonra bir başka fedai emirlerden birine hücum etti, o da öldürüldü.
Sonra dördüncüsü kaçtı. Ancak o da yakalanıp öldürüldü. O gün savaş iptal oldu. Sonra Sultan Selahaddin Haleb'e hücum etti. Orayı fethetti ve kardeşinin oğlu Takiyyüddin Ömer b. Şahinşah b. Ey-yub'a ikta olarak verdi. Halep'lilere çok öfkelenip gazaplanmıştı. Çünkü onu öldürmek için üzerine fedaileri salmışlardı. Gidip şehrin karşısında Cevşen dağı eteklerinde ordugahını kurdu. Babukiye başına çadırını kurdu. Bu hadise zilhicce ayının onbeşinde cereyan etmişti. Artık köylerden, kasabalardan her taraftan haraç toplamaya başladı. Haleb'e giriş çıkışları yasakladı. Sene sonuna kadar Halep kuşatmasını devam ettirdi.
Bu senenin zilhicce ayında Sultan Selahaddin'in kardeşi Nuru'd-Devle, kardeşini özlediği için Yemen'den geldi. Çok miktarda mal ve para elde etmişti. Sultan Selahaddin onun gelişine çok sevindi. İkisi bir araya geldiklerinde iyi ve takvalı bir kimse olan Sultan Selahaddin «Ben Yusuf um bu da kardeşimdir» dedi. Yemen beldelerine akrabalarını naib olarak tayin etti. Kardeşi yanında kalınca da onu Dımaşk'a ve oranın kazalarına naib olarak tayin etti. Bir rivayette anlatıldığına göre kardeşi Musul savaşından önce yanına gelmiştir ki o da fetih ve zaferin en büyük sebeplerinden birini teşkil etmiştir. Çünkü kardeşi son derece şecaatli ve kahramandı.
Bu senede Sultan Selahaddin'in kardeşinin oğlu Takiyyüddin Ömer, kölesi Behaeddin Karakuş'u ordusuyla birlikte Mağrip diyarına
gönderdi. O da gidip oralarda birçok beldeleri fethetti. Bol miktarda ganimet elde etti. Sonra da Mısır'a döndü.
Bu senede aslen Şamlı olup Bağdat'ta yetişen Vaiz Ebu'l-Fütuh Ab-düsselam b. Yusuf b. Muhammad, el-Ceride adlı eserde ondan bahsederken şöyle demiştir: «O benim arkadaşımdı.»
Vaiz Abdüsselam, vaaz için kürsüye oturdu. Sultan Selahaddin de yanında hazır bulundu. Sultan'a birkaç parça şiir okudu. Okuduğu şiirlerden biri şuydu:
«Ey ruhumun sahibi ey emelimin son noktası.
Ey kalbimde ve düşüncemde her zaman hazır bulunan,
Sen beni kendi yaratıcısı olduğun topraktan yarattın.
Nihayet bir timsal ve heykele dönüştüm.
Can suyunun ağaçta dolaştığı gibi,
Kalbimde nurlu bir ruhu dolaştırdın.
Nurlu bir ruhun saflığı ile bulanık bir maddenin kalıba dökülüşü neticesinde bir cisim olarak ortaya çıkardın.
Eğer sende yok olursam bu benim için övünülecek şerefli bir hal olur.
Eğer hazır olacak olursam da benim gözüm ve kulağım olursun
Veya gizleyecek olursam benim sırnm sende kalır.
Eğer hatırdan geçecek olursam kalbim hep seni düşünür, tetikte olur.
Resmim ortaya çıkar, kayb olup tekrar meydana gelir.
Ama sen bende yok olursan, işte o zaman ben hatıralarda yaşarım.»

