Muhammed b. Ali b. Abdullah b. Muhammed Ebu Abdullah es-Surî. Hadis hafızı idi. Yaşlandıktan sonra hadis toplamaya başladı. Hadis derlemek amacıyla çeşitli beldelere seyahatlerde bulundu. Çok hadis yazdı ve tasnif etti. Hafız Abdülgani el-Mısrî'den istifade etti. Abdülga-ni'nin de tasnifatmdan biraz nakledip derlemelerde bulundu. Büyük hadis alimlerindendi. Genç yaşta hadis toplamaya niyetlendi. Sonra yaşlıyken salih amel işleme hususunda insanların en kuvvetli iradesine sahip olanlardan biri haline geldi. Ramazan ve kurban bayramları günleri ile teşrik günleri dışında sürekli oruç tutardı. Ayrıca güzel ahlaklı ve iyi geçimli bir kimseydi. Gözlerinden birini kaybetmişti. Diğeri ile cüzleri ve ciltleri yazdı.
Ebu'l-Hasan et-Tayyurî dedi ki: «Anlatıldığına göre Hatib Bağdadî, Tarihi dışındaki kitaplarının çoğunluğunu Ebu Abdullah es-Surî'nin kitaplarından yararlanarak hazırlamıştır. Surî vefat ettiğinde oniki dağarcık dolduracak kadar kitaplarını kardeşinin yanında bırakmıştı. Hatib Bağdadî yanına gittiğinde kardeşi ona o kitapların bir kısmını vermişti. Hatip de bu kitapları bazı değişikliklere uğratarak kendi kitabı haline getirmişti. Hafiz Ebu Abdullah es-Surî'nin şiirlerine şu örneklen verebiliriz:
«Gençlik ardını dönüp parlaklığıyla birlikte gitti
ihtiyarlık hüzün ve kederleriyle birlikte geldi.
Gençliği kaybettiğimden dolayı kalbim üzüntülüdür.
ihtiyarlıkla karşılaştığından dolayı da hüzünlüdür.
Her ne kadar kader kendi hükmünde haksızlık etmemişse de
ihtiyarlık vakitsiz gelmemişse de
Ama o benim bu dünyadan göçeceğimi haber vererek geldi.
Ölümün yaklaşması yüzünden vay benim halime
İşlediğim günahlar olmasaydı.
İhtiyarlığın gelmesinden korkmazdım.
Ama benim sırtım ağırlaşmıştır.
Gençliğimde işlediğim günah ve taşkınlıklardan dolayı
Geçip giden gençliğe ağlayan
Ve zamanı gelen hoşluğa da çağrıda bulunan kimse
Ben gençliği kaybettiğimden ötürü
Yalnızlığa düştüğümden dolayı ağlamıyorum
Yalnız ben gençlik şeytanının sıçramaları yüzünden
İşlediklerime ağlıyorum
Eğer Rabbim rızasına alamet olacak şeyleri
Bende görmezse vay benim halime, eyvah bana!
Eğer işlediğim günah ve suçları rahmetle, bağışlamasıyla örtmezse Vay benim halime, eyvah bana!
Eğer beni bağışlarsa durağım cennet olur.
Oraya Rabbimin razı olduğu kimseler yerleşirler.
Her ne kadar benim itaatim yoksa da
Ben Rabbimin ihsanı hususunda hüsn-ü zan sahibiyim.
Onun birliğini ikrar ediyorum.
İzzet ve hükümranlığını biliyorum
Bu hususta heva ve heves sahipleri ile
Fasık ve Allah düşmanlarına muhalifim
Sakinleri için hazırlanan bir menzile
Kavuşmayı ümid ediyorum.
Cenâb-ı Allah inkarcılarla
Cehennemin varlığım ikrar edenleri
Elbetteki bir araya getirmeyecektir.
Cehennemin varlığını ikrar edenleri imanları kurtarır.
İnkarcılar ise kayıp ve ziyan içinde cehenneme dönerler
İman edenler cennette nimet içinde olur.
İnkarcılar da şeytanlarryla arkadaş olurlar»
Şu şiir de Hafiz Ebu Abdullah es-Surî'ye aittir:
«Hadise karşı inatçılık edenlere
Hadisçileri ve hadisi savunanları kötüleyenlere de ki:
Sen bunu bilerek mi söylüyorsun? Yoksa bilmeyerek mi? Bunu bana açıkla
Çünkü cahillik ve bilgisizlik, beyinsiz kimselerin huyudur.
Dini batıllardan ve hilelerden koruyan kimseler hiç kötülenişler mi?
Bütün alimler ve fıkıhçılar onların kavil ve rivayetlerine müracaat ederler.»
Ölüm sebebi, vücudundan kan aldırması idi. Kan aldırdıktan sonra elleri şişmişti. Anlatıldığına göre kan alan kişinin neşteri başkalarına zarar vermek amacıyla zehirlenmişti, ama bu kaba davrandığı ve neş-terci de Öfkelendiği için bu zehirli neşteri vücuduna vurarak kan almış ve ölümüne yol açmıştı. Hastahaneye kaldırılmış ve orada vefat etmişti. Camiü'l-Medine mezarlığına defnedildi. Vefat ederken altmış küsur yaşındaydı. Allah ona rahmet etsin.

