Bu senenin cemaziyelahir ayında Şaşî, Nizamiye müderrisliğinden azledildi. Oraya müderris olarak İbn Taberî geçti.
Bu senede abidlerden biri olan Şeyh Salih Yusuf b. Davud Bağdat'a geldi. Vaaz verdi. Hüsn-ü kabulle karşılandı. Şafiî idi. Şeyh Ebu İshak eş-Şirazî'den fikıh öğrendi. Sonra ibadetle uğraştı. Zahidane bir hayat yaşadı. Güzel ve salihane halleri vardı. İbn Seka adında bir adam bir meselede onunla tartıştı. İleri geri konuştu. Şeyh Salih Yusuf ona «Sus. Senin sözlerinden küfür kokusu geliyor. Korkarım ki İslâm dininden başka bir din üzere öleceksin» dedi. Gerçekten de kısa bir süre sonra İbn Seka bir iş için Bizansa gitti. Orada Hristiyanlığa geçti. İnna lillah ve in-na ileyhi raciun (doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz).
Bir defasında vaaz vermekteyken Ebu Bekir eş-Şaşî'nin iki oğlu ayağa kalkıp ona «Konuşacaksan Eş'arî mezhebine göre konuş. Ya da sus,» dediler. O da «Gençliğinizden hayır görmeyin!» diye cevap verdi. Gerçekten onlar genç yaşta öldüler. İhtiyarlık çağına ulaşamadan bu dünyadan göçüp gittiler.
Bu senede Emirü'l-Cüyuş Hadim Kutuz insanlara hac ettirdi. Fakat hacılar yolda susuzluğa maruz kaldılar.

