El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Beşyüzondördüncü Senesi

Bu senenin rebiyülevvel ayının ortasında Esedabad boğazının yanında Muhammed b. Melikşah'ın oğullan Sultan Mahmud ile Mesud arasında büyük bir savaş meydana geldi. Mes'ud'un askerleri bozguna uğradılar, veziri Üstad Ebu …

Bu senenin rebiyülevvel ayının ortasında Esedabad boğazının yanında Muhammed b. Melikşah'ın oğullan Sultan Mahmud ile Mesud arasında büyük bir savaş meydana geldi. Mes'ud'un askerleri bozguna uğradılar, veziri Üstad Ebu İsmail ve bir grup komutam esir aldılar. Sultan Mahmud, Vezir Ebu İsmail'in öldürülmesini emretti. Altmış küsur yaşında olan Vezir Ebu İsmail öldürüldü. Onun kimya ilmine dair yazdığı eserleri vardı. Bundan sonra Sultan Mahmud, kardeşi Mes'uda eman verdi. Onu yanma çağırdı. Karşılaştıklarında ağlayıp barıştılar.

Bu senede Hille valisi Debis, çevredeki beldeleri yağmaladı. Bizzat Bağdat'a gitti. Çadırını hilafet sarayının karşısına kurdu. İçindeki kinleri ortaya döktü. Babasının kesik başının ülkede nasıl dolaştırılıp teşhir edildiğini hatırladı. Bunu dile getirerek Müsterşid'i tehdit etti. Halife Müsterşid de ona sakin olması için haber saldı. Onunla Sultan Mah-mud'u barıştıracağını bildirdi. Sultan Mahmud Bağdat'a geldiğinde Debis ona, emin olabileceğine dair haber gönderdi. Eman verdi. Adeti üzere onu Bağdat'a kabul etti. Sonra da Sultan köprüsünü yağmaladı. Sultan da onunla savaşmak üzere harekete geçti. Beraberinde 1.000 gemi vardı. Debis kaçtı. İlgazi'ye sığındı, yanında bir sene kaldı. Sonra Hille'ye dönüp halifeye ve sultana haber salarak özür diledi. Fakat bunlar onun Özrünü kabul etmediler. Sultan onun üzerine sevketmek üzere bir ordu hazırladı. Harekete geçen bu ordunun üzerine giderek bir seneye yakın bir süre onu kuşatma altında tutup sıkıştırdı. Ama o kendi ülkesinde korunma tedbirlerini almıştı. Askerler ona ulaşamıyorlardı.

Bu senede Tiflis yakınlarında Müslümanlarla Gürcüler arasında büyük bir savaş vuku buldu. Gürcülerle beraber Kıpçak kâfirleri de vardı. Bunlar Müslümanlardan çok sayıda asker öldürdüler. Bol miktarda malı ganimet edindiler. 4.000'e yakın esir aldılar. İnna lillah ve inna ileyhi raciun (doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz)

Gürcüler o tarafı yağmaladılar. Çok çirkin işler yaptılar. Tiflis'i bir süre kuşatma altında tuttular. Sonra kendilerinden eman dilemek üzere yanlarına giden kadı ve hatibi de yaktılar. Bunun ardı sıra da zor kullanarak Tiflis'i ele geçirdiler. Ahalisinin çoğunu öldürdüler. Çoluk çocuğu ve kadınları esir aldılar. Mallan ganimet edindiler. Güç ve kuvvet ancak Allah iledir.

Bu senede Urfa kontu Coskin bir kısım Arap ve Türklere hücum ederek onlan öldürdü. Mallannı ganimet edindi.

Bu senede hırsızlar ve yankesiciler Bağdat'ta işi azıttılar. Gece ve gündüz açıkça evlere baskın yapıp yağmaladılar. Allah bize kâfidir. O ne güzel vekildir.

Bu senede Muhammed b. Tumert, Mağrib ülkesine hakim olmaya başladı. Bu adam ilk zamanlarında gençliğinde Mağrib'ten Bağdat'a gelmiş ve Nizamiye medresesine yerleşip ilimle iştigal etmeye başlamıştı. Usul ve fürua dair Gazzalî'den ve diğerlerinden epey bilgi elde etmişti. Abidlik ve zahidlik görünümü veren takvalı bir insan gibi yaşardı. Bazan güzel elbise giyinen, özellikle Nizamiye'de müderrislik hilâtı giydiği zaman Gazzalî'yi protesto etmişti. Diğer müderrislere karşı da aynı tavn sergilemişti. Sonra hac edip kendi ülkesine döndü. İyiliği emredip kötülüğü yasaklar, insanlara Kur'an okutur, onlara fıkıh öğretirdi. Böylece halk arasında ünü yayıldı. Meşhur oldu. îfrikiye hükümdan Yahya b. Temim b. Muiz b. Badis onunla görüştü. Ona saygı göstererek ikramda bulundu. Kendisine duacı olmasını istedi.

Bunun üzerine meşhur oldu. Şöhreti her tarafa yayıldı. Beraberinde sadece bir asası, bir de kırbası vardı. Yalnızca mescidlerde oturup kalkardı. Sonra şehir şehir dolaşmaya başladı. Nihayet beraberinde öğrencisi Abdülmü'min b. Ali de olmak üzere Merakeş'e gitti. Kendisinde necabet ve şehanıet açıktan acığa görünüyordu. Merakeş şehrinde başka yerlerde gördüğünün kat kat fazla çirkinlikler ve bid'atler gördü. Mesela erkeklerin peçe takıp do-Jaştıklanm, kadmlannsa saçlarını, başlarını açarak dolaştıklannı gör-uÜ. Nihayet günün birinde Merakeş hükümdan Yusuf un kızkardeşini birkaç kadınla birlikte bineklere binip çarşı pazarda saçlarını başlarını açmış vaziyette dolaştıklarını gördü. Arkadaşı Abdülmü'minle birlikte bunları ayıpladı. Binmiş oldukları bineklerin suratlarını tokatlamaya başladı. Neticede hükümdarın kızkardeşi bineğinden yere düştü.

Hükümdar onu huzuruna çağırttı. Fakihleri de orada hazır bulundurdu. Konuyu onunla tartışan fakihleri Muhammed b. Tumert, delil göstererek mağlup etti. Hükümdara da kendi yaşantısmdaki hata ve yanlışlıklarını gösterip öğüt verdi, nihayet onu ağlattı. Ama bununla birlikte hükümdar onu kendi beldesinden sürgün etti. Muhammed b. Tumert de halka hükümdara karşı kışkırtmaya ve onunla savaşmaya çağırmaya başladı. Çok sayıda insan onun bu çağrısına icabet etti. Hükümdar Yusuf da onun üzerine büyük bir ordu sevk etti. Önce Muhammed b. Tumert, hükümdar ordusunu bozguna uğrattı. Şanı yüceldi. Kuvveti arttı. Kendisine Mehdî, askerlerine de Muvahhidler ordusu denildi. Tevhide ve akideye dair bir kitap yazdı. Buna "Mürşide" adım verdi. Sonra Mera-keş hükümdarının ordusuyla defalarca savaştı. Savaşlardan birinde bu ordudan 70.000'e yakın askeri öldürdü.

Bunu da Ebu Abdillah et-Tumertî'nin tavsiyesi ve işareti üzerine yaptı. Kendisine bir meleğin gökten inip Kur'ân'ı ve Muvatta'ı öğrettiğini, falanca kuyuda bulunan meleklerin de bu hususta şahidlik edebileceklerini söylerdi. Bunu anlattığı kimseleri inandırmak için de daha önce o kuyuya bazı adamlar yerleştirmiş, sonra da kuyunun yanına vardığında bu konuyu anlatmış, beraberindeki halk da dinlemiş, kuyunun içindeki adamlar buna içeriden tanıklık etmişlerdi. Bundan sonra Muhammed b. Tumert o kuyunun kapatılmasını emretmiş, içerdeki bütün adamlar ölmüşlerdi. Bu sebeple «Zalime yardım eden kimseye o zalim musallat olur» denilmiştir. Sonra Muhammed b. Tumert, kendine Mehdî lakabını vermiş, Ebu Abdillah et-Tumertî ile Abdulmümin komutasında bir ordu, Merakeş'i kuşatmak üzere harekete geçmişti. Merakeşliler bu orduya karşı çıkmışlar, iki taraf şiddetlice savaşmış, öldürülenler arasında meleklerin kendisi ile konuştuğunu iddia eden Ebu Abdillah et-Tumertî de vardı.

Adamları onu ölüler arasında aramışlar, ama bulamamışlar «Melekler onun cenazesini kaldırdılar» demişlerdi. Oysa insanlar savaşla meşgul olnıaktalarken Abdülmü'min onu gizlice defnetmişti. beraberinde bulunan Mehdî'nin (Muhammed b. Tumert'in) adamlarından da çoğu öldürülmüştü. Muhammed b. Tumert bu orduyu hazırlarken ağır hastaydı. Mağlubiyet haberi kendisine ulaştığında hastalığı daha da şiddetlendi. Ebu Abdillah et-Tumertî'nin ölüm haberi onu daha da üzdü. Kendisinden sonra yönetimi Abdülmü'min b. Ali'ye bıraktı. Ona Emirülmüminin lakabını taktı. Abdülmü'min yakışıklı, akıllı, tedbirli bir gençti. Bundan sonra Muhammed b. Tumert öldü. O ellibir sene yaşamış ve ömrünün on senesini hükümdarlıkta geçirmişti. Abdülmü'min b. Ali tahta geçtiğinde halka güzel davranmış, iyi muamelede bulunmuş idi.

Bu sebeple halk onu çok sevmişti. Dolayısıyla kuvvet bulan hakimiyeti sayesinde ülke sınırları genişlemiş, askerleri ve reayası çoğalmıştı. Merakeş hükümdarı Tafşin'i baş düşman ilan etmişti. Hicretin 535. senesine kadar aralarında savaş cereyan etti. Nihayet Tafşin öldü. Kendisinden sonra yerine oğlu geçti. O da hicretin 539. senesinin ramazan ayının yirmiyedinci gecesinde vefat etti. Yerine kardeşi İshak b. Ali b. Yusuf b. Tafşin geçti. Abdülmü'min onun üzerine yürüdü ve o mıntıkaları ele geçirdi. Merakeş şehrini fethetti orada sayılarını ancak aziz ve celil olan Allah'ın bildiği kadar çok insanı öldürdü. Hicretin 542. senesinde küçük yaştaki Merakeş hükümdarı İshak'ı da öldürdü. İshak oradaki Murabıtların en son hükümdarı olmuştu. Murabıtlar yetmiş sene hüküm sürmüşlerdi. Bu süre dört hükümdarın zamanını kapsamaktadır ki onlar da şunlardı: Ali, oğlu Yusuf, Yusuf un da oğulları Ebu Süfyan ve İshak.

Abdülmü'min, Merakeş şehrini yurt edindi. O yöredeki hakimiyeti sağlamlaştı. Hicretin 543. senesinde Dekkâle kabilesini mağlup etti ki, bunların yaklaşık 200.000 piyade, 20.000 de süvari savaşçısı vardı. Bunlar bahadır ve yiğit askerlerdi. Bunlardan çoğunu öldürdü. Kadınlarını ve çocuklarını esir aldı. Mallarını ganimet edindi. Öyle ki bunlardan ele geçirilen güzel bir cariye birkaç dirheme satılır oldu.

Yazarın biri Muhammed b. Tumert hakkında bir ciltlik bir biyografi yazmış, bu eserde onun yönetimini liderliğini, zamanında geçen hadiseleri, Mağrib diyarının ele geçirilişini, iyi işler olduğu iddia edilen ama sadece facirler tarafından yapılabilen şeyleri ve öldürdüğü insanları anlatmıştır.

Hicretin Beşyüzondördüncü Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler