Bu senede Merc Uyun savaşı yapıldı. Sene başında Sultan Selahaddin askerleriyle birlikte Banyas yakınındaki Tel-Kadi'de konaklamıştı. Sonra Haçlılar hep birlikte üzerine hücum ettiler. O da onlara karşı harekete geçince iki taraf karşı karşıya geldi. İki ordu çarpışmağa başladı. Neticede Cenâb-ı Allah zaferini Müslümanlara ihsan etti. İslâm ordusunu güçlendirdi. Aziz kıldı. Haçlı alayları dönüp kaçmaya başladılar. Allah'ın süvarileri de peşlerine düşüp onları kovaladılar. Haçlıların büyük bir kısmı öldürüldü. Komutanlarından bir topluluk da esir düştü. Sultan Selahaddin'in emrini dinleyip kendisine itaat edeceklerini bildirdiler. Esir düşenler arasında Templier ve Hospitalier tarikatlarının reisleri, Remle kontu, Taberiye kontu, Kastalan kontu, Yafa kontu ve diğer bazı komutan ve kontlar vardı.
Ayrıca bir grup haçlı şövalyesi ve askeri de esir düşmüştü. Kudüs süvarilerinden bir topluluk da esir düşenler arasındaydı. Bunların eşrafından 300 kadar kişi de esir düşmüştü. Bunlar, zincirlere vurularak horlandılar. Tahkir edildiler. Kâtip İmad dedi ki: «Sultan Selahaddin, o gece şafak aydmlanıncaya kadar onları kontrol altında tuttu. O gün sabah namazını yatsı abdestiyle kıldı. Yirmi kadar adamıyla o Haçlı gurubunun yanında oturdu. Cenâb-ı Allah onu düşmanlarından korudu. Sonra Dımaşk kalesinde hapsedilsinler diye bu Haçlı esirleri Dımaşk'a gönderdi. Remle kontu İbn Barzanî 150.000 Suri dinarı ödeyerek esaretten kurtuldu. Ayrıca kendi ülkesinde bulunan 1.000 Müslüman esiri serbest bırakacağım da taahhüd etti. Bunun üzerine esaretten kurtuldu. Haçlı esirlerden bir kısmı da bol miktarda kurtuluş akçesi vererek esaretten kurtuldular.
Kimi de zindanda can verdi. Sultan Selahaddin'in Merc Uyun zaferini kazandığı günde müslümanlarm donanması denizde Haçlı donanmasını da mağlup etmiş ve onlardan 1.000 kişiyi esir almış, muzaffer ve güçlenmiş halde geri dönmüştü. Şairler de bu savaşı sebebiyle Sultan Selahaddin'e birçok övgüler yağdırmışlardı. Zafer haberi bir mektupla Bağdat'a bildirilince orada da sevinç davulları çalındı. Müjdeler her tarafa ulaştırıldı. Melik Muzaffer Takiyyüddin Ömer daha büyük bir işle meşgul olduğu için bu savaşta hazır bulunamamıştı. Şöyle ki: Rum meliki Firar Sülam, Romen kalesini istediğini bir mektupla bildirmiş, Melik Nureddin'in o kaleyi kendilerinden gasp ettiğini, oğlunun da asi olduğunu söylemişti. Ancak Sultan Selahaddin onun bu isteğini kabul etmeyince Rum meliki, Ranon kalesini kuşatmaları için 20.000 asker göndermişti.
Sultan Selahaddin de Takiyyüddin Ömer'i, aralarında Seyfeddin Ali b. Ahmed el-Meştub'un da bulunduğu 800 süvari ile Ranon kalesine sevketmişti. İki taraf karşı karşıya geldiklerinde Müslümanlar Allah'ın izniyle Haçlıları mağlup etmişlerdi. Böylece Ranon kalesi Sultan Selahaddin'in elinde kalmıştı. Burası Baalbek şehri karşılığında Ibn Mukaddem'den alman bir kaleydi. Takiyyüddin Ömer bu savaşla övünüyor ve kendisinin 20.000 (başka bir rivayete göre 30.000) Haçlı askerini 800 Müslüman askerle hezimete uğrattığını söylüyordu. Çünkü Haçlıları geceleyin ansızın basmış, onları kırıp geçirmişti. Yapılan savaş neticesinde Haçlılar baştan sona kırılarak hezimete uğramışlar, hatta kaçıp gitmişlerdi. Çoğu da öldürülmüştü. Ordugahlarında bıraktıkları bütün mallar ganimet olarak Müslümanlara kalmıştı. Sultan Selahaddin'in, Haçlıları Merc Uyun'da bozguna uğrattığı günde Takiyyüddin'in de Ranon kalesi yanında Haçlıları bozguna uğrattığı söylenir.
Doğrusunu Allah bilir.

