Bu senede Haçlılar Mercüssifir'de ikamet etmekte olan Sultan Selahaddin'den barış talebinde bulundular. O da Şam'ın kurak olması yüzünden onların bu isteklerini kabul etti. Askerlerini de Kadı Fadıl komutasında Mısır diyarına gönderdi ki oradaki gelirleri ve ürünleri toplayıp dönsünler. Kendisi de Şam da ikamete karar verdi. Kadı Fadıl'ın yerine katibi İmad'a itimad etti. Çünkü onun nazarında Kadı Fadıl'dan daha kıymetli bir kimse yoktu:
«Süleyma'yı değişik olarak vermem gönül rızamla olmamıştı. Ama bazan mecburiyetler insanı tahakküm altına alırlar.»
Sultan Selahaddin'in Şam'da ikamet edip Kadı Fadıl komutasında askerlerini Mısır'a göndermesi akıllıca ve tedbirli bir işti. Çünkü çevrede bulunan hükümdarların kendisine karşı olan korkularının devamım ancak böylece sağlayabilirdi. Askerlerini Mısır'a gönderip az sayıdaki bir grup askerle kendisinin Şam'da kalmasına gelince Cenâb-ı Allah ona zaferi tekeffül etmişti. Musul emiri Seyfeddin Gazi (bu, Melik Nured-din'in kardeşinin oğluydu) Haleplilere bir mektup yazarak Sultan Sela-haddin'le yapmış oldukları barıştan dolayı onları kınadı. Kendisi o esnada kardeşini muhasara etmekle meşguldü. Kardeşi Sincar emiri İmadüddin Zengi idi. Kardeşiyle savaşması doğru bir iş değildi. Sırf Sela-haddin'e itaat etmiş olduğundan kardeşiyle savaşıyordu. Ama Sultan Selahaddin'in kuvvetini ve yardımlarını anlayınca kardeşiyle barıştı.
Sonra Haleplileri, Sultan Selahaddin'le yapmış oldukları barışı bozmaya teşvik edip kışkırttı. Neticede Halepliler, Sultan Selahaddin'le yapmış oldukları barış antlaşmasını bozduklarını Sultan Selahaddin'e bildirdiler. O da onlara karşı Allah'tan yardım dileyip Mısır'da bulunan askerlerini yanına çağırdı. Musul emiri bütün askerleriyle birlikte yola koyulup amcasının oğlu Melikü's-Salih îmadüddin İsmail'le bir araya geldi ve rahvan atlar üzerindeki 20.000 savaşçıyla yola koyuldu. Sultan Selahaddin de her tarafı kırıp parçalayan kükremiş bir arslan gibi üzerlerine gitti. Onun beraberinde ise sadece 1000 süvari vardı. Ama nice az topluluklar vardır ki Allah'ın izniyle büyük toplulukları mağlup etmişlerdir. Musul ordusu da Sultan Selahaddin'i takviye etmek üzere yola koyulmuştu. Sultan Selahaddin'in dağları andıran büyük ve kalabalık bir ordusu ve yardımcıları vardı.
İki taraf karşı karşıya geldiler. Birbirlerini savaşa çağırdılar. Bu çağrı şevval ayının onunda perşembe günü yapıldı. Neticede iki tarafta şiddetli bir savaşa tutuştular. Öyleki Sultan Selahaddin bizzat cephede hamle yapıyordu. Allah'ın izniyle karşıtları hezimete uğradılar. Sultan Selahaddin'in askerleri Halepli ve Musullu-lardan bir kısmını öldürdüler. Melik Seyfeddin Gazi'nin savaşçılarını, savaş malzemelerini ele geçirdiler. Önde gelen bazı komutanlarını esir aldılar. Sultan Selahaddin bunların bedenlerine ve başlarına MTatler saçtıktan sonra serbest bıraktı. Bunlar savaş esnasında bir grup Haçlılardan yardım istemişlerdi. Bu, kahramanlığa yaraşmaz. Sultan Selahaddin, Seyfeddin Gazi'nin otağında, içinde güzel öten kuşlar bulunan altı kafes görmüştü. Bu kafesler onun içki meclisinde bulunuyordu.
Bu durumdaki bir komutan nasıl muzaffer olabilir? Sultan Selahaddin bunların da Seyfeddin'e gönderilmesini emretti ve bunlan götüren elçiye de şu talimatı verdi: «Seyfeddin'in yanma vardığında ona selam söyle ve de ki: «Bu tehlikeli durumlara ve savaşa girmektense bu kuşlarla oynaman, senin için daha hoştur.» Sultan Selahaddin onlardan çok miktarda ganimet elde etti. Bu ganimetleri savaşta bulunan ve bulunmayan askerlerine ve adamlarına dağıttı. Seyfeddin Gazi'nin otağını kardeşinin oğlu İzzeddin Ferruhşah Necmeddin'e ihsan etti. Otağdaki cariyeleri ve şarkıcı kadınları sahibine gönderdi. Çünkü Seyfeddin'in beraberinde 100'den fazla şarkıcı kadın vardı. Ayrıca oyun ve eğlence aletlerini, çalgılarını Haleb'e gönderdi ve bunları götüren görevliye de şu talimatı verdi: «Onlara de ki bu gibi şeyler sizin için rükû ve secdeden daha hoştur.»
Ulaştırma askerleri düşman ordugahında çok miktarda içki, barut ve eğlence aletleri görmüştü. Düşman ordugahı tıpkı meyhaneyi andırıyordu. İşte bu, fâsık eğlence düşkünü ve disiplinsiz olan kimselerin yoludur.

