El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Beşyüzyetmişikinci Senesi

Bu sene başında Sultan Selahaddin Haleb'i kuşatma altında tutmaktaydı. Ümera, Haleplilerle barış yapmasını kendisine Önerdi. O da Halep ve kazalarının sadece Salih İsmail'e ait olması şartıyla Haleplilerle barış …

Bu sene başında Sultan Selahaddin Haleb'i kuşatma altında tutmaktaydı. Ümera, Haleplilerle barış yapmasını kendisine Önerdi. O da Halep ve kazalarının sadece Salih İsmail'e ait olması şartıyla Haleplilerle barış anlaşması yaptı. Halepliler de bunu kabul ettiklerini yazıp imzaladılar. Akşam olunca Melik Salih İsmail Halep ve kazalarına ek olarak Azaz kalesinin de kendisine verilmesi için Sultan Selahaddin'e küçük yaştaki kızkardeşi Hatun binti Nureddin'i gönderdi ki, bu isteğini kabul etmesini kolaylaştırsm ve amacına rahatlıkla kavuşabilsin. Sultan Selahaddin Hatun'u görünce ayağa kalktı, yer öptü ve isteğini yerine getirdi. Ayrıca ona çok miktarda mücevher ve armağanlar da verdi. Sonra kendisine saldırmış olan fedailerin üzerine hücum etmek için Halep'ten ayrıldı. İçinde barınmakta oldukları kaleleri Misyab'ı kuşattı. Bir kısmını öldürdü. Bir kısmını esir aldı. Kaleyi yaktı. Sığırlarını aldı. Diyarlarını yıktı. Sonra dayısı ve aynı zamanda Hama valisi Şiha-büddin Mahmud b. Tutuş, onları affetmesi için ricacı oldu. Çünkü fedailer (İsmaililer) kendisinin komşularıydılar. Sultan Selahaddin, dayısının ricasını kabul etti.

Daha önceleri Dımaşk valisi olan Baalbek valisi Şemseddin Mu-hammed b. Melikü'l-Mukaddem ona yokluğu esnasında Bika'da bozgunculuk yapan Haçlı esirlerinden bir topluluğu getirip teslim etti. Bu da onun Haçlılarla yeniden savaşma azmini biledi. Sultan Selahaddin, Sinan'ın adamları olan İsmailî fedailerle barıştı. Sonra Dımaşk'a döndü. Kardeşi Şemsü'd-Devle Turan Şah onu karşıladı. Ona Melikü'1-Mu-azzam lakabını taktı. Bundan sonra Sultan Selahaddin Mısır'a gitmeye karar verdi.

Şehrezorlu Kadı Kemaleddin Muhammed bu senenin muharrem ayının altısında vefat etti. Bu zat hayırlı ve seçkin kadılardan olup Şehid Nureddin'in en has adamlarmdandı. Şehid Nureddin ona Dımaşk Ca-mii'nin nazırlığını, darphane yöneticiliğini, surların onanm işini ve halkın umumi çıkarlarını gözetme görevini vermişti. Vefat edeceği zaman Kadı Kemaleddin, kendisinden sonra kardeşinin oğlu Ziyaeddin b. Ta-ceddin eş-Şehrezorî'nin kadılığa atanmasını vasiyet etti. Sultan Selahaddin onu pek sevmemekle birlikte bu vasiyeti kabul etti. Kadılığa atadı. Çünkü Dımaşk'ta iken Sultan Selahaddin onu hapse atmıştı. O da Sultan Selahaddin'e muhalif bir kimse olup ters davranışlar içine girmişti. Atandıktan sonra amcasının usulüne ve kaidesine göre kadılık meclisinde oturdu. Ancak Sultan Selahaddin'in gönlünde Şerefüddin Ebu Said Abdullah b.

Ebi Asrun elHalebî'yi kadılığa atamak vardı. Çünkü o Dımaşk'a, Sultan Selahaddin'in yanma gitmiş, Sultan Selahaddin de onu Dımaşk kadılığına atayacağını vaad etmişti. Sultan Selahaddin bu niyetini Kadı Fadıl'a bir sır olarak vermiş; Kadı Fadıl da gidip Ziyaeddin'den kadılık görevinden istifa etmesini istemişti. O da bu isteği kabul edip kadılıktan istifa etti. Beytülmal vekilliği görevi ise uhdesinde kalmıştı. Bundan sonra Sultan Selahaddin, İbn Ebi Asrun'u kadılığa tayin etti. Ancak Kadı Muhiddin Ebü'l-Meali Muhammed b. Zekiy-yüddin'i ise kendisine vekil tayin etmesini şart koşmuştu. O da bu şartı yerine getirdi. Fakat daha sonra İbn Ebi Asrun (Şerefüddin), gözlerinin feri azaldığından vekili bulunan Muhiddin Ebu Hamid müstakil kadı oldu.

Bu senenin safer ayında Sultan Selahaddin, Haznı köyünü Gazali-ye tekkesine vakfetti. Bu vakfın gelirleri orada şer'i ilimlerle uğraşan kimselere sarfedilecekti. Fakihlerin ihtiyaçları bununla karşılanacaktı. Bu vakfın nazırlığını da Kutbeddin en-Nisaburî'ye verdi. Kutbeddin buranın müderrisi idi.

Bu senenin safer ayında Sultan Selahaddin, Muineddin Onur'un kızı Hatun İsmetüddin'le evlendi. Bu Hatun daha önceleri Nureddin Mahmud'un zevcesi olup Kale'de ikamet etmekteydi. Evlenme akdinde kardeşi Emir Sadeddin b. Onur veli olarak bulundu. Kadı İbn Asrun ve beraberindeki adil kimseler de bu nikah akdinde hazır bulundular. Sultan Selahaddin, nikâh akdinin kıyıldığı gece ile bir sonraki gecede İsme-tüddin Hatun'un yanında kaldı. Sonra Mısır'a gitti. Cuma günü namazdan önce yola koyuldu. Mercüssifir'de konakladı. Sonra yoluna devam etti ve Sıffin yakınlarında geceyi geçirdi. Tekrar yola koyuldu. Bu senenin rebiyülevvel ayının onaltısında cumartesi günü Mısır'a girdi. Kardeşi ve Mısır naibi Melikü'1-Adil Seyfeddin Ebu Bekir onu Kalzum denizi kısışında karşıladı. Beraberinde çeşitli yiyecekler ve diğer eşyalardan oluşan çok miktarda hediyeler vardı. Kâtip İmad da Sultan Selahad-din'in maiyetindeydi. O daha önce Mısır'a gelmiş değildi. Mısır'ın güzelliklerini ve özelliklerini anlatmaya başladı. Ehramları ve diğer göz alıcı yerleri anlattı. Bunları çeşitli şeylere benzetti. er-Ravzateyn adlı eserde de anlatıldığı gibi çok abartmalarda bulundu.

Bu senenin şaban ayında Sultan Selahaddin İskenderiye'ye gitti. Oğulları Fadıl Ali ile Aziz Osman'ı Hafız es-Sülefî'nin yanma götürüp ders alırdı. Perşembe, cuma ve cumartesi olmak üzere üç gün onları Hafızın yanına götürdü. Son ders günü olan cumartesi, ramazanın dördüncü günüydü. Sultan Selahaddin ramazan ayını İskenderiye'de geçirmeğe niyetlendi. Şehrin surlarının onarımını tamamladı. Donanmanın yenilenmesini, gemilerin onarılmasını ve savaşçılarla doldurulmasını, deniz yoluyla Cezayir'e gidip gaza yapılmasını emretti. Denizci askere bu amaçlarla bol miktarda iktalar verdi. Donanma için yeterince parayı beytülmalden verdi. Sonra ramazan ayı içinde Kahire'ye döndü ve orucunu orada tamamladı.

Bu senede Sultan Selahaddin İmam Şafiî'nin mezarının yanında Şafıîler için bir medrese yaptırılmasını emretti. Şeyh Necmeddin el-Haboşanî'yi de buranın müderrisi ve nazırı yaptı.

Bu senede Sultan Selahaddin, Kahire'de hastahane yaptırılmasını emretti ve bu hastahane için çok vakıflar kurdu. Bu senede Musul kalesinin naibi Emir Mücahidüddin Kaymaz şehir dşında yanyana olmak üzere güzel bir cami, bir hankâh, bir medrese ve bir de hastahane yaptırdı. Bu zat hicretin 595. senesinde vefat etmiştir. Allah rahmet etsin. Bu anlattıklarımızdan başka onun yaptırdığı medreseler, hankâhlar ve camiler de vardır. Dindar, hayırlı, faziletli ve Hanefî mezhebine mensup bir zattı. Edebiyat, şiir ve fikıh müzakereleri yapardı. Çokça oruç tutar, gecelerini de namazla geçirirdi.

Bu senede halife, sağlıklı kimselerden tecrid edilsinler diye cüz-zamlıların Bağdat dışında bir nahiyeye götürülüp orada toplanmalarını emretti. Allah'tan afiyet dileriz.

İbnu'l-Cevzî el-Muntazam adlı eserinde bir kadının şöyle dediğini nakletmiş tir:

«Yolda yürürken, bir adam her yanından geçtiğimde bana sataşırdı. Kendisine «Benden elde etmek istediğin şeye ancak nikah ve şahid-lerle kavuşabilirsin onun için hakimin yanında benimle evlen» dedim. Evlendikten sonra bir süre yanında kaldım. Sonra karnı şişti. İstiska hastalığından Ötürü şiştiğini zannediyorduk. Ama bir süre daha geçtikten sonra tıpkı kadınlar gibi bir çocuk doğurdu. Meğer hünsa: erselik-miş!» Bu da çok tuhaf hallerdendir.

Hicretin Beşyüzyetmişikinci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler