Bu senede halife Müsterşid vefat etti. Yerine oğlu Reşid geçti. Bunun sebebi şuydu: Sultan Mes'ud ile halife arasında bir ihtilaf vardı. Neticede halife, Sultan Mes'ud adına Bağdat'ta hutbe okunmasına son verdi. O esnada Sultan Mes'ud'un kardeşi Tuğrul b. Muhammed b. Meliksin vefat etti. Sultan Mes'ud Bilad'e gitti. Orayı ele geçirdi. Hakimiyeti güçlendi. Sonra Bağdat'ı halifeden almak amacıyla asker toplamaya
başladı. Halife durumdan haberdar olunca tedirgin oldu. O da karşı ha^ zırlıklara başladı. Önde gelen bazı komutanlar halifenin yanına koştular. Sultan Mahmud'un satvetinden korkuyorlardı. Halife de büyük br orduyla Bağdat'tan çıktı. Ordusunda kadılar, devlet erkânı ve her sınıftan yöneticiler vardı. Bunlar, halifenin önü sıra yaya olarak ilk konağa kadar yürüdüler. Sonra otağa ulaştılar. Halife, öncü olarak bazı birlikleri şevketti. Sultan Mes'ud da halifeye karşı Debis b. Sadaka b. Mansur komutasında bir öncü birlik gönderdi. Aralannda çok görüşmeler cereyan etti. Anlaşamadılar. Sonuçta iki ordu bu senenin ramazan ayının onunda pazartesi günü karşı karşıya geldi. Şiddetlice savaştılar. İki taraftan sadece beş kişi öldürüldü. Sonra halife, Sultan Mes'ud'un ordusuna hamle yaptı.Onlan hezimete uğrattı.
Ama Sultan Mes'ud'un ordusu ric'at yapıp halifeye hamle yapınca bu defa halifenin ordusunu hezimete uğrattılar. Çok sayıda halife askerini öldürerek halifeyi de esir aldılar. Sonrada mallannı ve eşyalarım yağmaladılar. Yağmaladıkları şeyler arasında 4.000.000 dinar, aynca ev eşyaları, hil'atler, kaplar ve kumaşlar vardı. İnna lillah ve inna ileyhi raciun (doğrusu biz Allah'a aidiz ve Ona dönücüleriz) bu haber memleketin her tarafına uçtu. Haber Bağdat'a varınca halk çok tedirgin oldu. Şiddetli bir sarsıntı geçirdiler. Madden ve manen huzursuz oldular. Halk, camilerdeki minberleri kırdı ve cemaatle namaz kılmaya yanaşmadılar. Kadınlar, saçlarım başlan-nı yolarak şehirde dolaşıp halifeye ağıt yaktılar. Onun esir edilmesine yandılar. Diğer beldelerdeki insanlar da Bağdatlılara uydular. Büyük bir fitne meydana geldi ve bu hal memleketin her tarafına yayıldı.
Bu hal zilkade ayı boyunca devam etti. Ülkenin her tarafında çirkinler, fecaatler yaygın haldeydi. Neticede Sultan Sencer, kardeşinin oğlu Sultan Mes'ud'a mektup yazarak onu bu yaptığı işin sonucundan sakındı-np uyardı ve halifeyi tekrar eski yerine ve hilafet sarayına iade etmesini emretti. Sultan Mes'ud da amcasının bu emrine uydu. Halife için büyük bir otağ kurdurdu. O otağın üzerine bir kubbe yaptırdı. Altında da muazzam bir taht vardı. Halife'ye âdeti üzere siyah elbiseler giydirdi. Onu eski bineklerine bindirdi. Kendisi de bineğinin yulannı tuttu ve halifenin hizmetinde bulundu. Atının yulannı tutup yürüttü. Bütün askerler de yaya olarak yürümekteydiler. Nihayet halife kendi tahtına oturdu. Sultan Mes'ud da karşısında esas duruşta bekledi. Sonra önünde yer Öptü. Halife de ona hil'at giydirdi.
Debis, eli kolu bağlı vaziyette sağında iki emir solunda da iki emir bulunduğu halde huzura getirildi. Beraberinde yalın bir kılıç ve beyaz bir kuşak da vardı. Halife'nin önüne atıldı. Hali-fe'nin gönlünün hoş olması için ne yapacaksan yap, denildi, halife de ona doğru yöneldi. Debis önünde yerde yatmakta iken «Affet ey müminlerin emiri ben hata yaptım, güçlüler affederler» diyordu. Halife onun bağlarının çözülmesini, serbest bırakılmasını emretti ve şu ayeti okudu:
«Bu gün azarlanacak değilsiniz. Allah sizi bağışlar.» (Yusuf; 92).
Debis ayağa kalktı. Halifenin elini öpmek istedi. Halife de Öpmesine izin verdi ve onu tekrar işinin başında bıraktı. O da yaptığından Ötürü af diledi. Böylece işler yoluna girdi. Bu haber memleketin her tarafına uçuruldu.Halk buna çok sevindi.
Zilhicce ayı başında Sultan Sencer'in elçileri-kardeşinin oğlu Sultan Mes'ud'un yanma geldiler. Sultan Sencer ondan, halifeye iyi davranmasını, onu acilen kendi yurduna göndermesini istedi. Elçilerle birlikte Bağdat'a kadar halifeye hizmet edecek adamlar da göndermişti. Halife'yi Bağdat'a götürecek askeri birliğin arasına Batınîlerden de on kişi sızmıştı. Askerler hâlifeyi götürmektelerken Batınîler hemen halifeye hücum ettiler. Onu çadırında öldürüp lime lime ettiler. Halifeden geride ancak hilafet nişanları kalmıştı. Batınîler onunla birlikte aralarında Ubeydullah b. Sekkine'nin de bulunduğu bazı adamlarını da öldürmüşlerdi. Ama daha sonra bu Batınîler yakalanıp yakıldılar. Allah onları kahretsin. Anlatıldığına göre onlar halifeyi öldürmek için Önceden hazırlıklıymışlar. Doğrusunu Allah bilir. Bu haber memleketin her tarfına uçtu. İnsanların halife Müsterşid'e olan üzüntüleri arttı. Bağdat'ta kadınlar saçlarını başlarım yolarak yollarda halifeye ağıtlar yaktılar. Halife bu senenin zilhicce ayının onyedisinde perşembe günü Me-rağa kapısında öldürülmüş, vücudunun parçalan Bağdat'a götürülmüştü. Oğlu Reşid'e hilafet beyatı yapıldıktan sonra maktul halife için üç günlük taziyet meclisi kuruldu.
Halife Müsterşid, atılgan, cesaretli, himmeti yüksek, fesahatli, be-lagatli, tatlı sözlü, hitabeti güzel, yazısı güzel, çokça ibadet eden, avam ve havas tarafından sevilen bir kimseydi. Hatip olarak görülen en son halife oydu. Öldürüldüğünde kırkbeş sene üç aylık ömrünü noktaladı. Onyedi sene altı ay yirmi gün süreyle halifelik yapmıştı. Annesi Türk bir cariye i di. Allah rahmet etsin.

