Bu senede Sultan Mahmud, Sultan Sencer'e karşı birlik olmak için halifeyle haberleşti. Sultan Sencer bu durumdan haberdar olunca kardeşi oğlu Mahmud'a mektup yazarak onu böyle yapmaktan men etti. Kendisine meyilli olmasını istedi. Onu halifeden sakındırarak «Halifenin belasına karşı emin olunamaz. O zaman benim işimi tamamlarsa senin üzerine gelcektir» dedi. Sultan Mahmud da amcası Sultan Sencer'in sözünü dinledi ve bu kararından vaz geçti. O senede Bağdat'a girmeye niyetlendi. Halife de Bağdat'ta azıkların azlığını ileri sürerek onu Bağdat'a gelmekten menetti. Ancak Sultan Mahmud bunu kabul etmeyip Bağdat'a doğru yola koyuldu. Şehre yaklaştığında halife sarayından dışarı çıktı. Bağdat'ın batı yakasına geçti. Bu durum hem onun hem halkın çok ağrına gitti. Kurban bayramı başladı. Bayramın birinci günü namazdan sonra halife halka tebliğ, fesih ve tesirli bir hutbe irad etti.
Hutbeden sonra onun arkasından bütün camilerin hatipleri tekbir aldılar o gün, görülmesi gereken muazzam bir gündü. İbnül-Cevzî, halifenin mezkur hutbesini uzun uzadıya nakletmiş, onu dinleyenlerden rivayet etmiştir. Kadilkudat ez-Zeynebî ve adil olan bir cemaat bu hutbeyi nak-letmiştir. Halife minberden indikten sonra deve veya sığır kesmiş, sonra çardağına girmişti. Halk ağlaşmaya başlamış, muzaffer ve muvaffak olması için dua etmişti. Sonra Sultan Mahmud zilhicce ayının onsekizin-de salı günü Bağdat'a girdi. Askerleri halkın evlerine yerleşti. Halkın ailesi, kadınları, çoluk çocuğu onlardan çok eziyet gördüler. Sonra Sultan Mahmud, barış yapmak için Halifeye haber saldı. Ancak halife bunu kabul etmedi. Askerleriyle harekete geçti. Türklerle savaştı. Beraberinde az sayıda savaşçı vardı. Ama halkın tamamı kendisiyle beraberdi.
Türklerden bir kısmını öldürdü. Sonra İmadüddin Zengi büyük bir orduyla Vâsıftan gemilere binerek Sultan Mahmud'un yardımına geldi. Halife bu durumdan haberdar olunca Sultan Mahmud'u barışa çağırdı. Sultan Mahmud ile halife arasında barış yapıldı. İmadüddin de bu duruma çok sevindi. Olup bitenlerden ötürü halifeden özür diledi. Sultan Mahmud ertesi senenin başında hastalandığı için Hemedan'a gitti.
Bu senede ilk olarak İbnü'l-Cevzî onüç yaşında iken minbere çıkıp halka vaaz verdi. Meclisinde Şeyh Ebü'l-Kasım Ali b. Ya'lâ el-Alevî el-
Belhî de vardı. O, sarayın damadıydı. Şeyh Ebü'l-Kasım, İbn Cevzîye birkaç kelime öğretmiş sonra onu minbere çıkartıp konuşturmuştu. O gün görülmesi gereken muazzam bir gündü.
Îbnü'l-Cevzî'nin ifadesine göre o gün kendisini tahminen 50.000 kişi dinlemiştir. Doğrusunu Allah bilir.
Bu senede Dımaşk valisi Tuğtekin ile düşmanları olan Haçlılar arasında savaş cereyan etti. Tuğtekin onlardan çoğunu Öldürdü. Bol miktarda malı ganimet olarak elde etti. Hamd ve minnet Allah'adır.

