Bu senede Dımaşk kalesinin onarımına başlandı. Melikü'1-Muaz-zam Atsız b. Of el-Harezmî Dımaşk şehrini geçen senede Ubeydilerin elinden alınca bu müstahkem kalenin inşasına başladı. Kalenin yerinde şehrin bu günkü giriş kapılarından biri vardı ki, buna Babü'l-Hadid demliyordu. Bu kapı Rıdvan Sarayının karşısında idi ve Berranî denen su sarnıcının yanındaydı. Burçlanndan bazıları yükseldi. Ama tamamlanmadı. Nihayet Alparslan'ın oğlu muzaffer hükümdar Tutuş, şehire ha-kiT d a bU kalenin in§asmı tamamladı. Güzelleştirdi. Orada hü-M h a*7ç*n ^ıc*van sarayını yaptırdı ve bu sarayın inşası Nureddin annıud b. Zenginin zamanına kadar sürdü. Selahattin b. Yusuf b. Ey-rin ° ?r£i hakim olunca kalede yeni bir şeyler yaptırdı. Bu inşaat işle-nak H ı Ibn Mukaddem baktı ve oraya hükümet için muazzam bir ko-kale dİ' S°nra Selahaddin-i Eyyübî'nin kardeşi Melik Adil'de bu
y1 Çocuklarıyla paylaştı. Bunlardan her biri orada bir burç yaptırdı.
Burcu sağlamlaştırıp yükseltti. Sonra Melik Zahir Baybars, ön taraftaki batı burcunu yeniledi. Daha sonra Eşref Halil b. Mansur'un zamanında da şimal tarafındaki kısımlar mavi kubbe ve çevresi kaleye eklendi.
Bu senenin muharrem ayında halife şiddetli bir hastalığa yakalandı. İnsanlar tedirgin oldular. Halife de bineğine binip halkın karşısına çıktı. Halk onu ayan beyan görünce sakinleşti.
Bu senenin cemaziyelahir ayında Dicle'nin suyu fazlalaştı. Yirmibir buçuk zira' kadar yükseldi. İnsanlar mallarını taşıdılar. Telef olmasından korktular. Bu yüzden mallarım hilafet sarayına götürdüler. Kaim Bi-Enırillah'ın tabutu geceleyin Rusafe'deki türbesine taşındı.
Bu senenin şevval ayında Hanbelîlerle Eş'arîler arasında çatışma meydana geldi. Şöyle ki: İbn Kuşeyrî Bağdat'a gelmiş, Nizamiye medresesinde oturarak Hanbelîleri eleştirmeye, aleyhlerinde konuşmaya başlamış, onları Mücessime mezhebine mensup olmakla itham etmişti. Ebu Sa'd es-Sufî de bu hususta ona destek vermişti. Şeyh Ebu İshak eş-Şirazî de onunla aynı görüşleri paylaşmıştı. Nizamülmülk'e bir mektup yazarak Hanbelîlerden şikâyetçi olmuş, onlara karşı kendilerine yardımcı olmalarını istemişti. Bir cemaatle Hanbelîlerin şeyhi Şerif Ebu Cafer b. Ebu Musa'nın mescidine giderek onunla görüşmüş, başkaları da onu müdafaa etmişlerdi. Bu sebeple iki taraf çatışmış ve bu çatışma esnasında Suku't-Tıbn (saman çarşısı)daki bir terzi Öldürülmüş, başkaları da yaralanmıştı. Fitne alevlenmişti. Şeyh Ebu İshak ve Ebu Bekir eş-Şaşî, Nizamülmülk'e bir mektup yazarak olanları protesto etmişlerdi.
Kendisinin inşa ettirdiği Nizamiye Medresesinde bu gibi şeylerin meydana gelmesinden rahatsız olan Nizamülmülk bu gibi durumların kendisine nisbet edilmesinden hoşlanmadı. Şeyh Ebu İshak bu fitnelerden ötürü öfkelenerek Bağdat'tan göç etmeye karar verdi. Halife haber salarak onu yatıştırdı. Sonra onu ve Şerif Ebu Cafer ile Ebu Sa'd es-Sufî ve Ebu Nasr b. Kuşayrî'yi vezirin yanında toplantıya çağırdı. Yapılan toplantı esnasında vezir, Ebu Cafer'in sözlerini ve fiillerini övgüyle anlattı. Şeyh Ebu İshak da kalkıp Ebu Cafer'in yanına gitti ve ona şöyle dedi: «Ben tanıdığın bir gencim. Usul hakkında yazdığım kitaplar da şunlardır. Ben bu kitaplarımda Eş'arilere muhalif bir şey söylemiyorum.» Böyle dedikten sonra Ebu Cafer'in başını öptü. Ebu Cafer de ona şöyle karşılık verdi:
«Doğru söylüyorsun. Yalnız daha önce sen yoksul bir kimseydin. İçindekileri bize açıklamamıştın. Yardımcılar, sultan ve büyük efendi Nizamülmülk gelince karnın doydu karnın doyunca da içinde gizlediğin şeyleri açığa vurdun.»
Şeyh Ebu Sa'd es-Sufî kalkıp Şerif Ebu Cafer'in başını öptü. Ona iltifat etti. Şerif Ebu Cafer de gazablanarak ona dönüp şöyle dedi:
«Ey şeyh! Fakihler, usul meseleleri hakkında konuşurlarsa onların bu konuda konuşmaya hakları vardır. Sana gelince sen oyun ve eğlence ehli bir kimsesin. Dinlersin, ama şüpheleri ortaya sürersin. Bu batıl fikirlerin hususunda kim bize karşı sana destek verir? Ey vezir, nasıl aramızı bulacak ve bizi anlaştıracaksın? Aramızda nasıl bir sulh meydana gelecek? Biz inandığımız şeylere uyulması gerektiğini söylüyoruz. On-larsa inandığımız şeyleri haram sayıyor ve bizi tekfir ediyorlar. Bu olacak şey midir? İşte halifenin dedesi Kadir ve kendisi şahitler huzurunda Ehl-i Sünnet ve'1-Cemaat mezhebine bağlı olduklarını, Selef-i Salihin'in yolunda gittiklerini halka açıklamışlardır. Iraklılarla Horasanlıların da muvafakat ettikleri gibi biz de bu itikada sahibiz ve onların bu açıklamaları bütün divanlarda halkın önünde yapılmıştı.»
Vezir bu toplantıda geçen konuşmaları halifeye bildirdi. Halife de gönderdiği cevapta toplantıya katılanlara, özellikle Şerif Ebu Cafer'e teşekkür ettiğini bildirdi. Sonra Ebu Cafer'i tebrik etmek ve duasını almak üzere hilafet sarayına davet etti.
İbnü'l-Cevzî dedi ki: «Bu senenin zilkade ayında Bağdat, Vâsıt ve Irak sevadında çok sayıda insan hastalandı. Şam'ın da aynı durumda olduğu yolunda haberler geldi.»
Bu ayda Bağdat'ta münkerat, çirkinlikler, fuhuş ve rezaletler yok edildi. Fâsıklar Bağdat'tan kaçıp gittiler.
Bu senede babasının vefatından sonra Nasr b. Mahmud b. Mirdas Halep şehrine hakim oldu.
Bu senede Emir Ali b. Ebi Mansur b. Feramis b. Alaü'd-Devle b. Ka-leveyh, Sultan Alparslan'ın amcası Davud'un kızı Arslan Hatunla evlendi. Bu hatun daha önce halife Kaim Bi-Emrillah'ın zevcesiydi.
Bu senede Atsız, Mısır'a bağlı Dımaşk'ı muhasara altına aldı. Vali Mustansır Lillah'ı sıkıştırdı. Sonra Dımaşk'a dönerek hücuma geçti.
Bu senede Küfe şehrini ikta olarak almış olan Emir Cenfel et-Türkî insanlara haccettirdi.

