İbnü'l-Cevzi dedi ki: Bu senenin cemaziyeievvel ayının onbirinde salı günü (onsekiz mart) Remle'de ve oraya bağlı mıntıkalarda üç saat içinde büyük bir deprem meydana geldi. Bu mıntıkaların çoğu yere battı. Surları yıkıldı. Deprem, Kudüs ve Nablus'ta da görüldü. İlya yere battı. Deniz suları çekildi. Kara göründü. İnsanlar, suların çekildiği yerde yürümeye başladılar. Sonra sular tekrar eski yerlerine döndüler. Mısır Camii'nin zaviyelerinden biri yıkıldı. Bundan sonra iki deprem daha meydana geldi.
Bu senede, Bizans imparatoru 300.000 savaşçıyla Konstantiniy-ye'den Şam'a geldi. Menbic'te konakladı. Menbic ile Bizans sının arasındaki köyleri yaktı. Erkekleri öldürdü. Kadınları ve çocukları esir aldı. Halep'te ve diğer yerlerdeki müslümanlar büyük bir paniğe kapıldılar. İmparator buralarda onaltı gün kaldı. Sonra kayıp ve ziyan içinde Allah onu geri çevirdi. Çünkü yanında az miktarda azık vardı. Askerlerinin çoğu da açlık yüzünden ölmüşlerdi. Hamd ve minnet Allah'adır.
Bu senede Mekke emirinin nafakası azaldı. Sıkıntıya düştü. Kabe'nin örtüsü, oluğu ve kapısı üzerindeki altınları aldı. Bunları dirhem ve dinar olarak bastırdı. Aynı şekilde Medine emiri de Mescid-i Ne-beviye'deki kandiller üzerinde bulunan altınları aldı.
Bu senede Mısır'da da şiddetli bir kıtlık meydana geldi. Halk, leşleri, ölüleri ve köpekleri yemek mecburiyetinde kaldı. Öyleki bir köpek beş dinara satılır oldu. Filler öldü. Leşleri yenildi. Binek hayvanları öldü. Mısır hükümdarının daha önce çok sayıda atları ve binekleri varken hepsi öldü. Sadece üç atı kaldı. Vezir bir gün katırından inip bir işe daldı. Kölesi açlıktan ötürü zayıf kaldığı için katırla ilgilenemedi. Üç kişi gelip katırı aldılar. Kesip etini yediler. Yakalanıp idam edildiler. Sabaha kadar sehpada asılı kaldıklarından, insanlar etlerini yediler, bundan dolayı kemikleri açığa çıkmıştı. Çocukları ve kadınları öldürüp etlerini satan, kafataslarını ve kemiklerini yere gömen bir adam yakalandı. Kendisi de öldürülüp eti yenildi.
Bedeviler şehir dışından gıda maddeleri getirip satıyorlardı, ancak ellerindeki mallar yağmalanmasın diye geceleyin şehire giriyorlardı. Gündüz şehre girmeye cesaret edemiyorlardı. Hiç kimse, ölüsünü gündüz defnetmeye cesaret edemiyordu. Korkusundan geceleyin gizlice defnediyordu ki mezarı açılıpta eti yenilmesin.
Mısır hükümdarı da muhtaç hale gelmişti. Yanındaki kıymetli eşyaları satmak mecburiyetinde kalmıştı. 11.000 zırhını, zinetlennıiş
90 000 kılıcını, 8.000 parça büyük billurunu, 75.000 parça eski ipeklisini tmak mecburiyetinde kaldı. Kadınların ve erkeklerin elbiseleri çok S uza satıldı. Emlak ve diğer şeyler de yok pahasına satılır oldu. Satılan , kıymetli şeylerin bir kısmı Besasirî savaşında Bağdat'ta ganimet olarak ele geçirilmiş olup halifeye ait idi.
Bu senede Sultan Alparslan'dan halifeye bir teklif geldi. Bunda ha-Vfenin oğlu veliahdın adının dinar ve dirhemler üzerine basılması isteniliyordu. Böyle yapıldı. Başka dinar ve dirhemler tedavülden kaldırıldı Bunlara da Emirî dinar ve dirhemleri denildi.
Bu senede Mekke valisi, Horasan'da bulunan Sultan Alparslan'a bir mektup göndererek Mekke'de Kaim Bi-Emrillah ile Alparslan adına hutbe okunduğunu, artık Mısırlılar açjına hutbe okunmadığım bildirdi. Sultan Alparslan da ona 30.000 dinar ve kıymetli hil'atler gönderdi. Ayrıca her sene ona 10.000 dinar vereceğini de beyan etti.
Bu senede Amidü'd-Devle ibn Cüheyr, Rey şehrinde Nizamül-mülk'ün kızıyla evlendi.
Bu senede Ebü'l-Ganaim el-Alevî insanlara haccettirdi.

