Bu senede Mısır valisi Hakim, kadınların evlerinden çıkmalarını, damlardan veya pencerelerden başlarını sokağa uzatıp bakmalarını, ayakkabıcıların onlara ayakkabı yapmalarını, kadınların hamama gitmelerini yasakladı. Bu yasağa muhalefet eden bazı kadınları öldürdü, hamamları üzerlerine yıktırdı. Erkeklere aşık olan veya erkeklerin kendilerine aşık olduğu kadınların durumlarını, adlarını, kendilerine sataşan erkeklerin adlarını tesbit ettirmek için bazı yaşlı kadınları görevlendirdi. Bu yasağa riayet etmeyen bir kadın tesbit ettiği takdirde onun hayatını söndürüyor ve öldürüyordu. Sonra bizzat kendisi de gece gündüz bu işi tesbit etmek için şehirde dolaştı. Fasık-
hklarını tesbit ettiği bazı kadın, erkek ve delikanlıları durdurdu. Durum sıkıntılı bir hal aldı. Kadınlar cidden zor durumda kaldılar. Fa-sıklar da aynı şekilde sıkıntıya düştüler. Aşıklardan biri diğerine nadir haller dışında ulaşamadı.
Bir erkeğe çok tutkun olan kadının biri, aşıkına ulaşamadığı için neredeyse çıldırmak üzereydi. Kadilkudat Malik b. Sa'd el-Farikî'nin huzuruna gitti. Hakim adına yemin ederek kendisini dinlemesini istedi. Kadilkudat da ona acıdı, onu dinlemeye başladı. Kadın yalanla, hile ve tuzak kurarak ağlamaya başladı ve şöyle dedi: "Ey kadı; benim bir kardeşim var, başka da kimsem yok. Ama o şimdi can çekişiyor. Hakim'in senin üzerindeki hakkı için beni bu erkek kardeşimin evine ulaştırmanı senden diliyorum ki, ölmeden önce onu görebileyim. Allah senin sevabını versin."
Kadı ona çok acıdı ve maiyetindeki iki adama, bu kadına refakat ederek onu istediği eve götürmelerini emretti. Kadın önce kendi evine gidip kapıyı kilitledi. Anahtarı komşu kadına verdi ve kadı'nm iki görevlisiyle birlikte yola koyuldu. Nihayet kardeşim dediği aşıkının evine vardı. Kapıya vurup içeri girdi. Görevlilere de: "Artık dönebilirsiniz, burası kardeşimin evidir." dedi. İçeri girince aşık olduğu erkekle karşılaştı. Sevdiği erkek sordu: "Nasıl yanıma gelebildin?" Kadın da yaptığı hileyi ona anlattı. Erkek onun bu hilesine şaşıp kaldı.
Akşam olunca kadının kocası eve geldi. Kapının kilitli olduğunu, evde kimsenin bulunmadığını gördü. Durumu komşuya sordu. Komşusu da kendilerine kardeşinin evine ziyarete gittiğini söylemiş olduğunu anlattı. Adam hemen kadıya gidip yardım istedi ve: "Şu anda karımı senden istiyorum. Yoksa durumu Hakim'e bildiririm. Çünkü karımın erkek kardeşi yoktur. O, aşıkının yanma gitmiştir!" dedi. Kadı bu durumun sonucundan korktu. Hemen Mısır Hakim'inin huzuruna gitti, ağlamaya başladı. Hakim ona durumu sordu. O da kadının kendisine kurduğu tuzağı anlattı. Hakim kadım eve götüren o iki görevliye, hemen gidip o kadınla aşıkını her ne halde iseler yakalayıp getirmelerini emretti. Görevliler gittiler. Kadınla erkeğin sarhoş vaziyette kucak kucağa olduklarım gördüler ve alıp Hakim'in huzuruna getirdiler. Hakim onlara durumlarını sordu. Onlar da tatmin edici olmayan mazeretler ileri sürmeye başladılar. Hakim, kadının çölde yakılmasını emretti. Erkeğe de ağır bir dayak attırarak öldürttü. Bundan sonra kadınlara karşı şiddet tedbirlerini daha da fazlalaştırdı. Onları keler deliğinden daha dar tedbirler altına soktu. Bu durum ölünceye kadar devam ettirdi. İbn Cevzî böyle demiştir.
Bu senenin receb ayında Ebü'l-Hasan Ahmed b. Ebiş-Şevarib, Ebu Muhanımed el-Ekfanî'nin ölümünden sonra Hadre kadılığına atandı.
Bu senede Fahrüd-Devle, Şarkiye Medresesi'ni onardı, demir parmaklıklarla muhafaza altına aldı.

