Bu senenin cemaziyelevvel ayında Franklar şiddetli bir kuşatmadan sonra burçlardaki bazı nıuhanzlarla anlaşarak Antakya şehrini ele geçirdiler. Antakya valisi Bagisyan, az sayıdaki askerleriyle oradan kaçtı. Ailesini ve malını Antakya'da bıraktı. Sonra kaçmakta iken yolda bu yaptığına çok pişman oldu. Öyle ki, bayıldı. Atından yere düştü. Adamları onu terk edip gittiler. Bir koyun çobanı gelip başını kopardı ve frankların hükümdarına götürdü. Musul valisi Emir Kürboğa bu durumdan haberdar olunca çok sayıda asker topladı. Dımaşk valisi Dukak jje Humus valisi Cenahü'd-Devle ve diğerleri de onun etrafında toplan-ar. Kürboğa bu birleşik orduyla Frankların üzerine gitti. Antakya'da
Franklarla savaştılar. Franklar onları mağlup ettiler. Onlardan çok sayıda adam öldürdüler. Bol miktarda mallarını da ganimet olarak elde ettiler. İnna lillah ve inna ileyhi raciun (doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz)
Sonra Franklar Marretü'n-Numan'a gidip orayı da kuşattıktan sonra zaptettiler. La havle vela küvete illa billah (güç ve kuvvet ancak Allahındır). Bu feci durumdan Melik Berkyaruk haberdar olunca çok üzüldü ve Bağdat'taki komutanlara mektup yazarak vezir İbn Cü-heyr'le birlikte hazırlığa başlamalarını emretti. Franklarla savaşılacağını bidirdi. Bazı askerler Bağdat'ın batı yakasından şehir dışına çıkıp karargah kurdular. Sonra Frankların bir milyon savaşçıları olduğunu haber alınca bu kesin karar gevşedi. Güç ve kuvvet ancak Allah iledir.
Bu senede Humartekin insanlara haccettirdi.

