Bu senenin aşura gününde Kerh mahallesi sakinleri dükkanlarını kapattılar. Kadınlar Hz. Hüseyin'e ağıt yakıp matemini tututlar. Nitekim öteden beri devam edegelen çirkin ve aykırı bidatlerini devam ettirdiler. Bu matemi tuttuklarında halk durumu protesto etti. Halife, bunların liderleri Ebu'lGanaim'i çağırarak onu azarladı. Ebu'l-Ganaim de durumdan haberi olmadığını söyleyerek mazeret beyanında bulundu. Şayet bilgisi olsaydı buna müsaade etmeyeceğim ifade etti. Kerh mahallesi sakinleri de divana akın akın gelerek özür dilediler. Sahabilere söven ve bidatleri ortaya koyan kimselerin kâfir sayılacağına dair bir ferman yayınlandı.
İbnü'l-Cevzî dedi ki: «Bu senenin rebiyülevvel ayında Babü'1-Ezec mıntıkasında bir kız çocuğu doğdu. Bunun iki başı, iki yüzü, iki boynu ve dört eli vardı. Ama bedeni tamdı. Sonra vefat etti.
du senenin cemaziyelahir ayında Horasan'da günlerce devam eden
ir deprem meydana geldi. Bu deprem sebebiyle dağlar parçalandı. Bir
opluluk öldü. Birçok köy ve kasaba yere battı. İnsanlar çöle çıktılar ve
oraaa ikamete başladılar. Yale nehrinde bir yangın meydan geldi. Bu
yüzden 100 dükkân ve üç ev yandı. İnsanların malları telef oldu. Herkes
Mülkun ölümü ve organlarının kesilmesi ile ilgili bilgi doğru değildir. Zira, önaklann ittifak ettiklen gibi Amidü'1-Mülk, Sultan Alparslan tarafından ce hapis, sonra da öldürülmüştür. Bu da yeni vezir Nizamülmülk vasıtası ile olmuştur. (Z. Kazıcı). birbirlerinin eşyasını yağmaladı.
Bu senenin şaban ayında Dımaşk'ta bir savaş meydana geldi. Dı-maşk Camii'nin yakınındaki bir evi yaktılar. Bu yangının büyümesi yüzünden Dımaşk camii de yandı.»
İbnü'l-Cevzî böyle demiştir. Meşhur ve sahih rivayete göre Dımaşk Camii'ndeki yangın bundan üç sene sonra hicretin 461. senesinin şaban ayının ortasında geceleyin meydana gelmiştir. Fatimî köleleri ile Abbasî köleleri savaşmışlar ve bu savaş esnasında hükümet konağına (Hadra sarayına) ateş bırakılmış ve konak yanmaya başlamıştı. Yangın büyümüş ve Dımaşk Camii'ne sirayet etmiş caminin tavanları çökmüş, süsleri, zinetleri yok olmuş, mermerleri telef olmuş, harabeye dönmüştü. Daha önce son derece muhkem ve sağlam yapılmış, avlusu güzel, meclisleri hoş, manzarası güzel bir yapı olan Hadra Sarayı adeta bir toprak yığınına dönüşmüştü. Zamanımıza kadar burada ancak sefil ve düşkün kimseler ikamet ederler, oysa daha önceleri orası hilafet merkezi ve hükümet sarayı idi. Orayı Ebu Süfyan oğlu Muaviye tesis etmişti. Ümeyye Camii'ne yani Dımaşk Camii'ne gelince yeryüzünde ondan daha güzel ve ondan daha hoş manzaralı bir bina yoktu. Nihayet yandı. Uzun süre harap halde kaldı. Sonra hükümdarlar onu onarıp yenilemeye başladılar. Adil Ebu Bekir b. Eyyub zamanında tabanı döşendi. Duvarları onarıldı. Hükümdarlar zamanımıza kadar hep güzelleştirmeye çalışmışlardır, ama şimdiki durumu önceki haline göre hiçbir şey gibidir. Emir Seyfettin Betkenz'in Abdullah en-Nasırî zamanına kadar bu caminin güzelleştirilmesine devam edildi. Yani onarım ve güzelleştirme çalışmaları hicretin 703. senesi sınırlarına kadar devam etti.
Bu senede Bağdat'ta fiyatlar çok düştü. Ucuzluk meydana geldi. Diclenin suyu göze görünür şekilde eksildi.
Bu senede Sultan Alparslan kendisinden sonraki dönem için oğlu Melikşah'ı tayin etti. Onun için bey'at aldı. Melikşah'ın önünde bayrak ve ümera yürümeye başladı. Cidden o bey'at gününde muazzam bir merasim yapılmıştı. O gün görülmeye değer bir gündü.
Bu senede Nurü'1-Hüda Ebu Talib Hüseyin b. Nizam el-Hazreteyn ez-Zeynebî insanlara haccettirdi ve Mekke'de mücavir olarak kaldı.

