Bu senede Irak'tan bir topluluk güvenlik görevlileri nezaretinde hacca gittiler. Ancak Küfe'ye varınca daha ileri gidemediler ve geri döndüler.
Bu senenin zilhicce ayında Nizamiye Medresesi'nin yapımına başlandı. İnşaat alanım temin etmek için Meşraatü'z-Zevaya mıntıkasında ve Babü'l-Basra civarındaki bir çok evler yıkıldı.
Bu senede Temim b. Aziz ile Badis, Hammadoğullan, Araplarla Mağribliler arasında Sinhace ve Zinate'de çok savaşlar cereyan etti.
Bu senede Bağdatlılara nakip Ebü'l-Ğanaim haccettirdi.
Bu senede Amidü'1-Mülk Mansur b. Muhammed Ebu Nasr el-Kündürî öldürüldü. Bu, Tuğrul Bey'in veziriydi. Bir seneden beri zindanda idi. Öldürüldüğünde cenazesi alınıp Tarisis şehrinin kasabalarından Kendere'ye götürülerek babasının mezarının yanma defnedildi. Kendere, Kazvin yakınındaki Kendere olmayıp Tarisis'e bağlı bir kasabanın adıdır.
Sultan Alparslan onun mallarına, ürünlerine ve eşyalarına el koydu. Amidü'1-Mülk el-Kündürî, zeki, fasih ve şair bir kimseydi.Bir çok faziletleri vardı. Hazırcevapdı. Tuğrul Bey onu, kızını istemek üzere halifeye gönderip de halife kızını vermek istemediğinde Amidü'1-Mülk el-Kündürî'ye şu şiiri okumuştu:
«Kişi her arzuladığı şeyi ele geçiremez.»
Vezir Amidü'1-Mülk el-Kündürî de ona bu şiirin devamını okumuştu:
«Rüzgarlar gemilerin arzulamadığı istikametlerde eserler.» Onun bu cevabı karşısında halife susmuş ve başım önüne eğmişti. Vezir Amidü'1-Mülk el-Kündürî bu sende kırk küsur yaşında öldürüldü. Şiirlerinden biri şudur:
«İnsanlarda benimle yarışma hususunda bir sıkıntı var ise, Biline ki ölüm dünyayı insanlara genişletir.
Ben geçip gidiyorum ama benim ölümüme sevinen ve bu yüzden al-danan kişi de peşimden gelecektir.
Herkes ölüm şarabını zevkle içecektir.»
Sultan Tuğrul Bey, veziri Amidü'l-Mülk'ü Harzem Şah'm dul karısını kendisine istemesi için göndermişti, ama Amidül-Mülk un kendisi o kadınla evlenmişti. Sultan Tuğrul Bey de onun testislerini burdu (ha-dımlaştırdı) ve görevlilere emrederek penisim kestirip Harezm'de toprağa gömdürdü. Mervi Ruz'da öldürüp kanını akıttı. Cesedini Kendere kasabasına gönderip defnettirdi. Başı alınıp Nisabur'a götürüldü. Orada defnedildi. Kafatası da Kirman'a götürüldü.1 Ben şehadet ediyorum ki Cenâb-ıAllah, cesetlerin parçaları her nerede olurlarsa olsunlar haşir gününde bunları bir araya getirecektir. Her ne halde olurlarsa olsunlar, bu parçalar birleşecektir. Çünkü Allah, noksanlıklardan münezzeh ve yücedir.

