El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Dörtyüzkırksekizinci Senesi

Bu senenin muharrem ayının bitimine sekiz gün kala perşembe günü halife, Tuğrul Bey'in kardeşi Çağrı'nm kızı Hatice ile nikahlandı. Hatice'ye 100.000 dinar mehir verdi. Nikâh akdine Emirü'1Mülk el-Kündürî, Tuğrul Bey'in …

Bu senenin muharrem ayının bitimine sekiz gün kala perşembe günü halife, Tuğrul Bey'in kardeşi Çağrı'nm kızı Hatice ile nikahlandı. Hatice'ye 100.000 dinar mehir verdi. Nikâh akdine Emirü'1Mülk el-Kündürî, Tuğrul Bey'in veziri, Aleviler, Kadilkudat ed-Damiğanî, Ma-verdi ve Reisü'rRüesa İbn Mesleme de katıldılar. Şaban ayı olunca Rei-sü'r-Rüesa Tuğrul Bey'e gidip şöyle dedi: «Müminlerin Emiri sana diyor ki- Yüce Allah şöyle buyurmuştur: «Hiç şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi emreder.» (en-Nisa, 58) ve müminlerin emiri emaneti onun kıymetli sarayına taşımamı bana emretti.»

Tuğrul Bey de «Emrini duydum ve itaat ettim» diye karşılık verdi. Halifenin annesi de gelini getirmek üzere Tuğrul Bey'in konağına gitti. Gelini alıp hilafet sarayına götürdü. Vezir Amidü'1Mülk ile maiyyet erkânı da ona hizmet ettiler. Saraya girdiklerinde vezir, halifeye halası Hatice'ye (geline) iyilikte bulunup lütufkâr davranmasını rica etti. Gelin huzura girdiğinde halifenin önünde yeri defalarca öptü. Halife de onu yanına yaklaştırıp yanıbaşma oturttu. Ona kıymetli MTatler ve murassa bir tac giydirdi. Ertesi gün ona 100 ipek elbise, altın hızmalar ve altından bir tas hediye etti. Bu tasın içine mücevherler, yakutlar ve fi-ruzlar işlenmişti. Ayrıca kendi arazilerinden ona yıllık geliri 12.000 dinarı bulan bir kaç parça araziyi ve diğer yerleri ikta olarak verdi.

Bu senede Sultan Tuğrul Bey, Adüdiye Sarayının birçok yerlerini onardı. Onarım esnasında halk, Türklerin evlerini ve Bağdat'ın batı yakasındaki birçok yerlerde bulunan tahtaları yağmaladılar ve bu tahtaları ekmekçilere, ahçılara ve başkalarına sattılar.

Bu senede Bağdat'ta şiddetli bir kıtlık meydana geldi. Herkes korkmaya başladı. Çok yerler yağmalandı. Bu kıtlığın ardısıra birçok Ölüm vakaları meydana geldi. Çok insanlar öldü. Yıkanıp kefenlenmeksizin defnedildiler. Şuruplar ve hastaların kullanacağı ilaçlar bulunamaz oldu, insanların çoğu ölümle karşı karşıya geldi. İklim bozuldu. Hava ber-bad oldu.

Ibnül-Cevzî dedi ki: «Bu kıtlık ve veba Mekke'de, Hicaz'da, Diyarbakır'da, Musul'da, Bekir diyarında, Rum beldelerinde, Horasan'da, Cebel de ve dünyanın bir çok yerinde görüldü «bu sözler İbnül-Cevzî'nin el-Muntazam adlı eserinde geçmektedir.»

Bu senede Mısır'dan Bağdat'a gelen bir mektupta anlatıldığına göre uç hırsız bazı evlerin duvarlarım delip içeri girmişler fakat evin içindeyken ölmüşlerdi. Sabah olunca halk bunlardan birinin duvardaki gediğin ağzında, ikincisinin merdiven başında, üçüncüsünün de almak üzere onçaladığı elbiselerin ve kumaşların yanında ölü olarak bulunduklarını görmüşienn. Elbise ve kumaş bohçalarının yanındaki hırsız bu boh-Çayı alamadan canını vermişti.

Bu senede Reis'ür-Rüesa, Kerh mıntıkasında siyah bayrakların dilmesini emretti. Halk bundan rahatsız oldu. Reis'ür-Rüesa, Rafizîlere Çok eziyet ediyordu. Rafızîleri Tuğrul Bey'in veziri Amid'ül-Mülk el-^undüî savunuyordu.

Bu senede Bağdat'ta bir kuşluk vakti, şiddetli bir fırtına çıktı. Toz bulutları semayı kapladı. Dünya karardı, insanlar çarşı pazarlarda ve diğer yerlerde o vakitte lamba yakmak mecburiyetinde kaldılar. İbnü'l-Cevzî dedi ki: «Bu senenin cemaziyelahir ayının ikinci onuncu gününde seher vakti kuyruklu bir yıldız görüldü. Göz tahminine göre kuyruğunun uzunluğu on zira', eni de on zira' kadardı. Bu yıldız receb ayının ortalarına kadar semada görüldü. Sonra kayboldu.

Anlatıldığına göre böyle bir yıldız Mısır tarafında da göze görünmüş, semada epeyi kalmıştı ve Mısırlılar bundan kurtulmak için hutbeler irad edip dualar okumuşlardı. Aynı şekilde Bağdat'ta da doğduğunda epey bir süre semada kalmış, yine bundan kurtulmak için hutbeler okunup dualar yapılmıştı»

Bu senede Rafîzîler ezan okurken «Hayye ala hayrıl amel» demekten menedildiler. Müezzinlerinin sabah ezanında «Hayye alel felah»tan sonra iki kez «Essalatü hayrün minen nevm» demeleri emredildi. Mes-cidlerinin kapılarının üzerinde yazılı olan «Muhammed ve Ali insanların en hayırlılarıdırlar» ibaresinin silinmesi emredildi ve silindi. Babül Basra'dan Babül Kerh'e kadar Rafizîlerin kasidehanları gelip sahabile-ri metheden kasideler okudular. Çünkü Rafizîler artık sahabilere hakaret edemiyecek hale gelmişlerdi. Daha önce Büveyhîler onlara takviye oluyor, onlara destek veriyorlardı, ama artık Büveyhoğullan hakimiyeti sona ermiş, devletleri yıkılmıştı. Onlardan sonra gelen Selçuklu Türkleri Ehl-i Sünneti seviyor Sünnilere destek oluyor, şanlarını yüceltiyorlardı. Allah övülen ve hamdedilendir. Bu sonsuza dek böyle olacaktır.

Reis'ür-Rüesa, Rafizîlerin Şeyhi Ebu Abdülah b. Celab'ın öldürülmesini emretti. Çünkü bu şeyh Rafızîliği aşın şekilde savunuyordu. Dükkanının kapısında öldürüldü. Ebu Cafer et-Tusî de kaçtı. Evi yağmalandı.

Bu senede Allah kahretsin Besasirî, Nurü'd-Devle Debis'le birlikte büyük bir ordunun başında bulunarak Musul'a geldi. Musul hükümdarı Kureyş'le savaştı. Tuğrul Bey'in amcası oğlu ve Anadolu hükümdarlarının atası Kutalmış, Musul hükümdarına yardımcı oldu. Ancak Besasirî ikisini de hezimete uğrattı. Ve şehri zorla ele geçirdi. Orada Mısır hükümdarları adına hutbe okuttu. Kâtibini de zindandan çıkardı. Kâtip de kendisine yaran olacağını sanarak Müslüman olduğunu söyledi. Ancak bunun ona yaran dokunmadı ve öldürüldü. Aynı şekilde Küfe, Vâsıt ve diğer beldelerde de Mısır hükümdarlan adına hutbe okundu. Tuğrul Bey, Besasirî'nin işini bitirmek amacıyla Musul'a sefer düzenlemeye karar verdi. Ancak mali sıkıntılar ve şiddetli pahalılık yüzünden halife onu bundan vazgeçirmeye çalıştıysa da o bunu kabul etmedi ve büyük bir orduyla Musul'a doğru harekete geçti, ordusunda filler ve mancınıklar da vardı. Askerleri çok olduğundan köyleri ve kasabalan yağmala-

başladılar. Bazan geçtikleri yerlerde insanlann ırzlanna musal-fT oldular. Halife, Tuğrul Bey'e mektup yazarak bu işten vazgeçmelerimretti. O da gönderdiği cevabi mektubunda askerlerinin çokluğu ne-d* niyle otoritenin tam sağlanamadığım bildirdi ve mazeret beyan etti. Rüyasında Rasûlullah (s.a.v.)i görmüş, ona selam vermiş ancak Rasûlullah ondan yüz çevirince o, Yâ Rasûlallah neden benden yüz çeviriyorsun diye sorunca Rasûlullah ona şu cevabı vermişti:

«Allah seni ülkelere hakim kılıyor sonra sen onun mahlukatma merhamet etmiyor ve Aziz ve Celil olan Allah'ın heybetinden de korkmuyor sun.»

Tuğrul Bey panik içinde uyanmış ve vezirine, askerlere adaletli dav-rannıalan hususunda çağn yapmasını emretmişti ki askerler hiç kimseye zulmetmesinler.

Musul'a yaklaştığında oraya yakın bir kaç beldeyi fethetti, sonra gidip Musul'u fethetti ve kardeşi Davud'a teslim etti. Oradan da Bekir beldelerine doğru yürüdü. Oradaki birçok yerleri fethetti.

Bu senede Mağrip diyannda Mülessimiler Devleti kuruldu. Bunlar İslâm'ı yücelteceklerini, hakkın kelimesini yükselteceklerini söylediler. Sicilmase, Sus ve buralara bağlı yerleri istila ettiler. Buralardaki ahalinin çoğunu öldürdüler. Mülessimilerin ilk hükümdan Ebu Bekir b. Ömer'di. Bu hicretin 462. senesinde vefat edinceye kadar Sicilmase'de kaldı. Vefatından sonra yerine oğlu Ebu Nasr Yusuf b. Tafşin geçti ve Emirül-Mü'minin lakabını aldı. Otoritesi kuvvetlendi. Mağrib diyannda şanı yüceldi.

Bu senede Bağdat'ta Zımmüer, sultanın emri üzerine değişik elbiseler giymekle emrolundular.

Bu senede ölümünden sonra Zahiretü'd-Din'in bir cariyesinden Ebü'l-Kasım Abdullah el-Muktedi bi-Emrillah adında bir erkek çocuğu dünyaya geldi.

Yine bu senede Bağdat'ta ve diğer beldelerde geçmiş senelerden beri devam edegelen kıtlık ve buna bağlı ölüm haberleri çoğalarak devam etti. «Innâ lillah ve innâ ileyhi raciun (Doğrusu biz Allah'a aitiz ve O'na dönücüleriz).»

Bu senede Iraklılardan hiç kimse hacca gitmedi.

Hicretin Dörtyüzkırksekizinci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler