Bu senede Bağdat'ta hırsızlar ve yağmacılar çoğalıp kuvvetlendiler. Evleri açıkça yağmalamaya başladılar. Sultanın otoritesini hiçe saydılar.
Bu senenin rebiyülevvel ayında Bağdat, Irak ve diğer yerlerin hakimi Şerefü'd-Devle b. Büveyh edDeylemî vefat etti. Bundan sonra Bağdat'ta fitneler çoğaldı. Ambarlar ve hazineler yağmalandı. Daha sonra Celalü'd-Devle Ebu Tahir, yönetimin başına geçince etraf sakinleşti. Otorite sağlandı. Celalü'd-Devle'nin adına minberlerde hutbe okundu. Ama kendisi o esnada Basra'da bulunuyordu. Kendisine Şerefü'1-Mülk Ebu Said b. Makûla vezirlik yapıyordu ve bu vezire hil'at giydirdi. Sonra da kendisine Alemü'd-Din, Sa'dü'd-Devle, Eminü'l-Mille, Şerefu'1-Mülk lakabı takıldı. Kendisine birden çok lakap takılan ilk kişi odur. Sonra Halife'den babası Sultanü'd-Devle'nin veliahdı Ebu Kalicar adına biat edilmesi talebinde bulundu. Fakat halife bu onayı geciktirdi. Sonra da istekleri doğrultusunda onayladı ve bundan sonra hutbeler cuma gününde yani bu senenin onaltı şevvalinde Ebu Kalicar adına okundu.
Sonra hırsızlar ve yağmacılar Bağdat'ta gemi azıya aldılar. Gece gündüz evlere baskın yaptılar. Para cezasına çarptırılan kimselerin dayak yeyi-şi gibi halk bunlardan dayak yemeğe başladı. İmdat dilediler. Ama kimse yardımlarına gelmedi. İş günbegün fenalaştı, zorlaştı. Bağdat'taki güvenlik kuvvetleri kaçıp gittiler. Türklerin de bir faydası olmadı. Yol ağızlarına barikatlar kuruldu. Ama bu da yarar sağlamadı. Şerif Murta-za'nın evi yakıldı. O da bu evinden başka bir eve geçti. Bağdat'ta fiyatlar çok yükseldi. Aşırı derecede bir pahalılık meydana geldi. Bu senede Iraklılardan ve Horasanlılardan kimse hacca gitmedi.

